DURGUNLUK KRİZDEN DAHA AĞIRDIR

Ekonomi Bakanı Zeybekçi İç piyasada yoğun bir durgunluk olduğunu söylüyor. Ancak durgunluğun nedenini faize bağlıyor. Gerçekten durgunluk var ve fakat nedeni faiz değil.  

 

Ekonomide uzun dönemli bir durgunluk yaşıyoruz. Uzun dönemli durgunluk, finansal krizlerden daha ağır bir istikrar sorunudur. Büyüme açısından bakarsak, önlem alındığında Finansal krizler sabun köpüğü gibi oluşur ve geçer.   Söz gelimi, 2001 kriz yılında büyüme oranı eksi yüzde 5,7 oldu.  Ancak ertesi yıl yine büyüme oranı yüzde 6,2 ‘ye yükseldi. Yine 2009 finansal krizinde büyüme eksi yüzde 4,8 oldu.2010 da tekrar yükseldi ve yüzde 9,2 oldu.Oysaki uzun dönemli durgunluk, ekonomideki yapısal sorunlardan kaynaklanır. Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi Şimdi Türkiye üç yıldır düşük büyüme yaşıyor.  Üstelik refah ve gelir seviyesini, global büyüme oranı değil, fert başına büyüme belirler. Türkiye de Ortalama nüfus artış hızı yüzde birdir. Buna göre son üç yılın fert başına büyüme oranları, 2012 yüzde 1.19, 2013 yüzde 2.97 ve 2014 (Tahmin )yüzde 1.48’dir. Yüzde bir – iki büyüme oranları Türkiye açısından durgunluk demektir.  

 

 

Durgunluğun bir nedeni yatırımlardaki duraklamadır. Türkiye de ortalama tasarruf oranı yüzde 12’ler seviyesine düştüğü için yatırımların finansmanı dış kaynaklarla sağlanıyordu. Son üç yıldır, hem dış kaynak girişinde duraklama var. Hem de Türkiye dış borç sınırına geldi. Aşırı kırılganlık ta dış borç maliyetlerini artırdı. Bu nenenle yatırımların finansmanı zorlaştı. Kaldı ki, kırılganlık ve belirsizlik nedeni ile yatırım hevesi de azaldı.

 

Durgunluğun bir başka nedeni, üretimin büyük ölçüde dışarıya bağımlı bir yapı kazanmış olmasıdır. İki sene önceye kadar düşük kur politikası nedeni ile ucuza geldiği için herkes ithalata yöneldi ve içeride aramalı ve hammadde üretimi yarı yarıya azaldı. Şimdi kur artışı maliyetleri zorlamaya başladı. Kısa sürede yeniden üç üretime geçilmesi zor olduğu için, sanayide üretim ve büyüme yavaşladı.

 

Son zamanlarda, Başbakan yardımcısı Ali Babacan ve Merkez Bankası Başkanının, harcanmak istemesi de, güvensizlik yarattı. Özellikle Ali Babacan’ın yurt dışında kredisi var. Başbakan danışmanının Babacan’ı yalanlaması gibi olaylar, hem ekonomi yönetimine olan, hem de ekonomiye olan güveni sarstı. 

 

Sonuçlara gelince… Her şeyden önce Türkiye bu büyüme oranı ile 380 milyar doları aşan dış borçlarını ödeyemez. Dış borcu ödemek için gelir yaratmak ve bu geliri de dövize çevirmek gerekir.  Özel sektör geçen sene ve bu sene kısa vadeli dış borçları çevirmekte zorlanmaya başladı. Bunun içindir ki, dünyada faiz oranının yüzde 2-3 dolayında olmasına rağmen, yüzde 6 yüzde 7 faizle dış kredi alan bankalar ve özel sektör kuruluşları var. 

 

Uzun dönemli durgunluğun en ağır maliyetlerinden birisi de işsizliğin artmasıdır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir