DÜNYA KÜRESELLEŞME TUZAĞINA DÜŞTÜ

Dünya küreselleşmenin tuzağından biraz zor kurtulacağa benziyor. Çünkü, bu sürece yalnızca sermaye hakimdir.. Sermaye de sürecin devamı için bankaları kullanıyor..

Küreselleşme süreci için, önce yıllarca hazırlık yağıldı.. Beyinler yıkandı.. İktisadi kavramlar değiştirildi. Özel insanlar yetiştirildi. Şimdi medyaya da aynı süreç hakim. Yazan- çizen insanları  da aynı süreç kullanıyor.

Düşünen ve yazanların bir çoğu iyi niyetli de olsa, finansçı oldukları için ekonomiye yalnızca finans penceresinden  bakıyorlar.  

Örneğin, yapısal reformları piyasalarda esneklik sağlamak olarak değerlendiriyorlar. Veya sosyal güvenlik sorununu bir yapısal sorun olarak görüyorlar. Yine, 2001 yılında Kemal Derviş’in hazırladığı, “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı”nda olduğu gibi, yapısal sorunları yalnızca mali sektörü güçlendirmekle sınırlı görüyorlar.

İktisadın babası Adam Smith’tir..  Adam Smith’ten beri yani 250 yıldan beri iktisadi yapı denilince ‘’zaman ve mekan içinde lokalize olmuş belirli bir bütünlüğü karakterize eden oranlar ve ilişkiler anlaşılır. Sektörel yapı, yani tarım- sanayi ve hizmetlerin yeri, piyasa yapısı, yani piyasanın para ekonomisi ile ilişkisi , iktisadi faaliyetlerin sektörel dağılımı, işletmelerin büyüklüğü, rekabet yapısı ve dışa açıklığı anlaşılır.

Gelir dağılımı, gelirin yapısı anlaşılır..

Bu konularda daha detaylı bilgi edinmek isteyenlere, 26 yıl   önce yazdığım “İktisadi Gelişme ve Mali Sistem” isimli kitabımı öneriyorum.

Türkiye küreselleşmenin en ağır sorunlarını yaşıyor.. Bir yandan cari açık, bir yandan sıcak paranın spekülatif kazancı, ekonominin ve toplumun geleceğini ipotek altına almış durumdadır.. Piyasa giderek oligopol yapı kazandı.. Üretim ve büyüme ithalat bağımlı duruma geldi.. Bu işlerin çözülmesi kanun çıkarmakla olmaz..  Küreselleşme tuzağının ve IMF’nin dışında çözüm gerekiyor.. Bu anlamda :

 

Önce ekonomide 15 yıllık perspektifi kapsayacak bir ‘’yapısal dönüşüm planı ‘’ yapmak gerekir. Bu plan kapsamında ,

·       – Piyasadaki oligopol yapının kırılması, piyasanın şeffaf olması, rekabet şartlarının iyileştirilmesi hedef alınmalıdır.

·       – Reel sektör ve finans sektörü arasında denge kurulmalıdır. Bankaların yabancı sermayeye satışına sınır getirmek gerekir.

·       – Devletin ekonomideki yerini de yeniden belirlemek zorundayız.. Dış fayda sağlayan ve fakat özel sektör tarafından üretilen, bu nedenle ekonomide kaynak kaybına yol açan  mal ve hizmet üretimini  devletin yapması sağlanmalıdır. 

·       – Piyasa ve toplum için fiyat açısından, toplumsal maliyet açısından stratejik nitelikteki mal ve hizmetleri de devlet üretmelidir. (örnek demir-çelik ve haberleşme) Bu anlamda ziraat ve halk bankaları devlette kalmalıdır.

·       – Devlette yeniden yapılanmaya gidilmelidir. Merkezi devlet ve mahalli idareler arasında yetki ve sorumluluğun tarifi yapılmalı, belediyeler yalnızca mahalli hizmetler yapmalıdır. Belediye işletmeleri kaldırılmalıdır.

·       – Bütçede faiz dışı fazla uygulaması kaldırılıp , yerine en az açık sistemini getirmek gerekir. (merkezi devlet hizmetleri belediyelere veya bağlı kuruluşlara yaptırıp , bütçe açıklarını gizleyebiliyor.) Bütçede altyapı yatırımlarına öncelik verilmelidir.
 

·       Selektif nitelikte olma üzere, yatırım teşvikleri , bölgesel kalkınma projeleri oluşturmak gerekir.. Tarım sektöründe verimliliği artıracak, ürün kalitesini artıracak destekler sağlamak gerekir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir