DÜNYA HAPŞIRINCA TÜRKİYE GRİP OLUYOR

Pazartei günü Borsa’da meydana gelen yüzde 7.46 oranındaki düşmenin tek nedeni var… Ekonomi aşırı kırılgan ve istikrar yok.

Eğer İMKB’de aşırı düşmenin tek nedeni, ABD finans piyasalarındaki olumsuz gelişmeler olsaydı İMKB, ABD borsalarından daha hızlı ve daha yüksek oranda düşmezdi?

ABD ekonomisi hapşırınca, Türk ekonomisi grip oluyorsa bunun nedenini kendimizde aramamız gerekir.

Öte yandan pazartesi günü Borsa’daki aşırı düşmenin AKP’nin kapatılma davası ile de hiçbir ilgisi yoktur. Olsaydı, salı günü de bu düşme devam ederdi.

Aslında Borsa’daki spekülatif sürecin bittiğini yılbaşından beri Borsa’dan çıkan sıcak para da gösteriyor. Yabancıların Borsa’daki portföyü 70.3 milyar dolardan 55.6 milyar dolara geriledi. Bu nedenle 2007 yılı sonunda toplam sıcak para 107 milyar dolar iken iki ay içinde 14.4 milyar dolar çıktı. Sıcak para stoku şubat sonunda 92.6 milyar dolara geriledi.

Borsa’dan çıkan sıcak para, Hazine kâğıtlarına veya mevduata değil, doğrudan dışarıya gitti.

Yanlış giden yalnızca Borsa değil, faiz oranları da arttı. Bu artış da riskin arttığını gösteriyor.

İMKB Mayıs-Haziran 2006 yılındaki dalgalanmada da, dünyanın en fazla dalgalanan ikinci borsası idi.

2007 Ocak ayında da en yüksek oranda dalgalanan borsaların başında idi.


Borsa’ya spekülatif saldırı

BORSA, piyasanın barometresidir. Aşırı spekülatif saldırı altında kaldı ve aşırı şişti. Örneğin eğer bir borsa bir yılda yüzde 60 artarsa, o borsa balon yapmış demektir. Çünkü borsada işlem gören işletmelerin bir yılda yüzde 60 büyümesi imkânsızdır. Bu kadar hızla artan bir borsa aynı hızla da düşecektir.
Bunun adı istikrarsızlıktır… Kırılganlıktır.

Türkiye’de ekonominin istikrarsız olmasının ve aşırı kırılgan olmasının temel nedenleri şöyledir:

1) Dünyada küresel büyüme reel sektörle değil, finans sektöründe fiktif büyümeyle sağlandı. Finans sektörü ile reel sektör arasında denge bozuldu.
Finans sektörü spekülatif kâr peşinde koştu. ABD’de mortgage krizi spekülatif kâr elde etmek isteyen finans kuruluşlarının yüksek faizli ve daha riskli krediler vermesinden kaynaklandı. Balonlar sönmeye başladı
Örneğin ABD’nin beşinci büyük bankası Bear Stearns’in hisse senetlerinin piyasa değeri 25 Nisan 2007’de 159.7 dolar idi. Şirketin değeri 18.9 milyar dolar idi. Cuma günü banka hisseleri 2 dolardan el değiştirdi ve banka 236 milyon dolardan satıldı.

ABD ve AB’de alınan önlemler de yalnızca para politikası ile önlemlerdir. Bu önlemler de fayda vermedi. Çünkü temel sorun finans sektörünün aşırı şişmiş olmasıdır.

Kriz geliyor… Hükümet bakıyor…

2) TÜRKİYE şimdiye kadar kısa vadeli politikalarla günü kurtarmaya uğraştı. Halen yaklaşan ve hatta kısmen yaşamakta olduğumuz kriz için hükümet hiçbir önlem almadı.

Özel sektör, telâşlanıyor. TOBB Başkanı, düşük kur nedeniyle üretim yapmayıp Çin ve Hindistan ürünlerine aracılık yaptığını açıkladı. Cari açığa dikkat çekti. Cari açığın bu sene 42 milyar dolara çıkacağını söyledi. Ve bu açığın finansmanı için, Türkiye’nin her gün 100 milyon dolar döviz bulması gerektiğini söyledi.

3) Bu defaki ekonomik kriz, 2001 yılındaki gibi bir gecede olmaz. Ancak daha ağır ve daha uzun süreli olur.

Dünyada durgunluk iki-üç yıl sürer… Türkiye’de daha uzun süreli olur. Zira Türkiye’de üretimin dışa bağımlı olmaktan kurutulması daha uzun süre alacaktır.

– TOBB Başkanı sanayide işlenmiş ithal ara malı oranının yüzde 69 olduğunu açıkladı. Kur artarsa, ithal ara malı ve hammadde yerine yerli üretime geçmek zaman alır. Yine İhracatın yüzde 70’i ithal girdiye bağlı olduğu için, ihracat durma noktasına gelir.

– Özel sektörün dışarıdan aldığı borç tutarı 150 milyar dolar oldu. Kısa vadeli dış borcu da 42 milyar dolar oldu. Özel sektör yüzde 5 veya 6 faizle aldığı dış borcun bir kısmını bozdurup hazine bonosuna yatırdı. Kur artarsa iflaslar olur.

– Yabancı bankalar, 2001 krizinde Arjantin’de olduğu gibi mevduatı bir gecede dışarıya transfer edebilir. Devlet bu nedenle muhatap bulamaz. Çünkü bu yabancı bankaların sermayesini oluşturan fonların sahipleri belli değil. Olsa da yurt dışındaki varlıklarına el koyma imkânı yoktur.

Özetle, iş sanıldığından çok daha ciddidir.


Borsa’ya spekülatif saldırı

BORSA, piyasanın barometresidir. Aşırı spekülatif saldırı altında kaldı ve aşırı şişti. Örneğin eğer bir borsa bir yılda yüzde 60 artarsa, o borsa balon yapmış demektir. Çünkü borsada işlem gören işletmelerin bir yılda yüzde 60 büyümesi imkânsızdır. Bu kadar hızla artan bir borsa aynı hızla da düşecektir.
Bunun adı istikrarsızlıktır… Kırılganlıktır.

Türkiye’de ekonominin istikrarsız olmasının ve aşırı kırılgan olmasının temel nedenleri şöyledir:

1) Dünyada küresel büyüme reel sektörle değil, finans sektöründe fiktif büyümeyle sağlandı. Finans sektörü ile reel sektör arasında denge bozuldu.
Finans sektörü spekülatif kâr peşinde koştu. ABD’de mortgage krizi spekülatif kâr elde etmek isteyen finans kuruluşlarının yüksek faizli ve daha riskli krediler vermesinden kaynaklandı. Balonlar sönmeye başladı
Örneğin ABD’nin beşinci büyük bankası Bear Stearns’in hisse senetlerinin piyasa değeri 25 Nisan 2007’de 159.7 dolar idi. Şirketin değeri 18.9 milyar dolar idi. Cuma günü banka hisseleri 2 dolardan el değiştirdi ve banka 236 milyon dolardan satıldı.

ABD ve AB’de alınan önlemler de yalnızca para politikası ile önlemlerdir. Bu önlemler de fayda vermedi. Çünkü temel sorun finans sektörünün aşırı şişmiş olmasıdır.

Kriz geliyor… Hükümet bakıyor…

2) TÜRKİYE şimdiye kadar kısa vadeli politikalarla günü kurtarmaya uğraştı. Halen yaklaşan ve hatta kısmen yaşamakta olduğumuz kriz için hükümet hiçbir önlem almadı.

Özel sektör, telâşlanıyor. TOBB Başkanı, düşük kur nedeniyle üretim yapmayıp Çin ve Hindistan ürünlerine aracılık yaptığını açıkladı. Cari açığa dikkat çekti. Cari açığın bu sene 42 milyar dolara çıkacağını söyledi. Ve bu açığın finansmanı için, Türkiye’nin her gün 100 milyon dolar döviz bulması gerektiğini söyledi.

3) Bu defaki ekonomik kriz, 2001 yılındaki gibi bir gecede olmaz. Ancak daha ağır ve daha uzun süreli olur.

Dünyada durgunluk iki-üç yıl sürer… Türkiye’de daha uzun süreli olur. Zira Türkiye’de üretimin dışa bağımlı olmaktan kurutulması daha uzun süre alacaktır.

– TOBB Başkanı sanayide işlenmiş ithal ara malı oranının yüzde 69 olduğunu açıkladı. Kur artarsa, ithal ara malı ve hammadde yerine yerli üretime geçmek zaman alır. Yine İhracatın yüzde 70’i ithal girdiye bağlı olduğu için, ihracat durma noktasına gelir.

– Özel sektörün dışarıdan aldığı borç tutarı 150 milyar dolar oldu. Kısa vadeli dış borcu da 42 milyar dolar oldu. Özel sektör yüzde 5 veya 6 faizle aldığı dış borcun bir kısmını bozdurup hazine bonosuna yatırdı. Kur artarsa iflaslar olur.

– Yabancı bankalar, 2001 krizinde Arjantin’de olduğu gibi mevduatı bir gecede dışarıya transfer edebilir. Devlet bu nedenle muhatap bulamaz. Çünkü bu yabancı bankaların sermayesini oluşturan fonların sahipleri belli değil. Olsa da yurt dışındaki varlıklarına el koyma imkânı yoktur.

Özetle, iş sanıldığından çok daha ciddidir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir