DOLAR NEREYE GİDİYOR?

Dolar, Euro ve Sterlin karşısında değer kaybetti. Sterline karşı değer kaybetmesinin nedeni, İngiltere’de enflasyonun yüzde 3 düzeyinde çıkması ve bu paralelde faizlerdeki artış beklentisi   oldu.

Dolar YTL karşısında da değer kaybetti.. O kadar ki, 1.70’ e çıkmış olan dolar şimdi 1.35’ e geriledi. Dalga boyu yüzde 20 demektir.. Oysa ki Dolar, euro ve sterlin karşısında yüzde 3 veya yüzde 4 dolayında değer kaybediyor..

YTL’ nin dolara karşı  bu kadar değer kazanması herhalde Türkiye’de ekonomik istikrarın İngiltere’den veya Avrupa’dan daha iyi olduğundan ileri gelmiyordur. Ayrıca iyi çalışan bir piyasada kurların  bu kadar oynak olması da normal değildir.

Bu tespitleri yapmak için iktisatçı olmaya  da gerek yoktur. Aklı çalışan herkes, döviz kurlarındaki aşırı oynamanın bir istikrarsızlık unsuru olduğunu kabul edecektir.

DALGALI  KUR SİSTEMİ ÇALIŞMADI…

 

Teoride bilinen ve uygulamada görülen odur ki dalgalı kur sistemi döviz kurlarını otomatik olarak dengeye getirir. Türkiye de ise bu dengeyi sağlamadı.. 2002 yılından bu güne kadar YTL yüzde 30 dolayında aşırı değer kazandı..

Dalgalı kur sisteminde  eğer Milli Para, (örneğin YTL) aşırı değer kazanırsa, cari açık artar.. Cari açığın artması döviz  ihtiyacını (önceden finanse edilse de ) artırır. Dövize olan talep artınca, kurlar artar.. Kur dengesi oluşur..

Tersine, kur yüksek olursa, bu defa cari fazla oluşur.. Döviz arzı artar.. Kurlar düşer. Denge oluşur.

Dalgalı kur sisteminin bu otomatik dengeyi sağlaması için, piyasanın şeffaf olması, vadeli döviz işlemleri piyasasının  oluşmuş olması, reel faizlerin normal düzeyde olması ve ülkede dolarizasyon olmaması gerekir.  Merkez Bankası’nın da hiç müdahale etmemesi gerekir.

Oysa ki 2001 yılında IMF dalgalı kura geçin derken, vadeli döviz işlemleri yoktu.. Reel faizler çok yüksek, yüzde 20 düzeyinde idi… Ve dolarizasyon vardı. Üstelik MB 2003 ve 2004 yıllarında, faizleri enflasyon düşüşüne paralel indirmedi..  Dolar  ihalesini kaldırdı.. Yani kura doğrudan veya pasif müdahale yaptı. . Bu yolla enflasyonu düşürdü.

Bu şartlarda dalgalı kur sisteminin otomatik dengeye getirmesi zaten beklenemezdi.

DÜŞÜK KURUN MALİYETİ YÜKSEK OLDU..

AKP döneminde düşük kur, enflasyonun düşmesine imkan verdi.. Ancak yapısal çözümler olmadığı için, kur artınca enflasyonda yeniden artıyor.. Ayrıca yine düşük kur ithalata dayalı büyümeyi sağladı.. Buna karşılık düşük kur aşağıdaki maliyetleri getirdi..

1)   2002 yılından bugüne kadar Türkiye 80 milyar dolar cari açık verdi.  Cari açık kaynak kaybına neden oldu.

2)   Cari açığın kapanması için yüksek reel faiz verilerek sıcak para girişi teşvik edilmiş oldu. Sıcak para çıkmasın diye reel faizler yüksek tutuluyor. Yüksek reel faiz sabit sermaye yatırımlarının azalmasına neden oldu.. (2006 yılı 4. çeyrekte sabit sermaye yatırımlarındaki artış, büyümenin altında kaldı.)  Yüksek reel faiz nedeniyle özel sektör dışarıdan borç aldı.. Özel sektör dış borçları risk oluşturacak düzeye yükseldi.

3)   Düşük kur dolarizasyonu ve devalüasyon beklentisini artırdı. Geçen sene 31 martta 80.8 milyar dolar olan toplam döviz mevduat hesabı, bu sene 30 martta 100.2 milyar dolara yükseldi.

Bu günkü şartlarda düşük kuru devam ettirmek, her geçen gün bu maliyetler ve kriz riskini artırmaktadır.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir