DIŞ TİCARET AÇIĞI VE IMF

Bundan 5-10 gün önce Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen dış ticaret açığının ve cari açığın düşük kurdan ileri geldiğini açıklamıştır. .

2008 yılı dış ticaret açığı 69.9 milyar dolar dolar, cari açık, ise 43.5 dolar oldu.
Türkiye AKP iktidarında, 6 yılda 280.2 milyar dolar dış ticaret açığı ve 157.3 milyar dolarda cari açık verdi.

2008 yılında dış ticaret açığı , 2002 yılına göre 4.66 kat ( yüzde 466 oranında ) ve cari açık ise 72 kat , ( yüzde 7250 oranında ) arttı. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, “2003-2008 döneminde Türk Lirası aşırı değerlenmeseydi cari denge gelişimi çok farklı olurdu..2007 itibariyle dış ticaret açığı 62.8 milyar dolar yerine 8.8 milyar dolar olurdu. TL’nin reel değerini koruması 2008 için bize ihracatta 33.6 milyar dolar ek gelir sağlar, ithalatın 30 milyar dolar daha düşük olmasına yol açardı. Dış ticaret açığı sadece 6 milyar doların biraz üzerinde olur. Türkiye cari açık sorunu yaşamaz, cari fazla verirdi” diyor. Siz yıllardır ‘kur düşük’ dediniz. Hükümetin daha yeni aklı başına geldi.
IMF, Türkiye de kur sistemlerini dikte ettirdi… 1999 sonunda dikte ettirdiği sabit kur sistemi, 2001 krizin yarattı. 2001 de dikte ettirdiği dalgalı kur sistemi de bu günkü krizi yaratı.

İki kur sistemi arasında , kontrollü kur sistemi var… IMF neden bu çözümü düşünmedi? Nedeni basit, düşünseydi Bakan Tüzmen’in dediği gibi, “Türkiye açık vermezdi. Gelişmiş ülkelere kaynak aktarmazdı.”

IMF’den uzak durmalıyız

IMF ile stand-by , ekonomide iç dinamikleri köreltiyor. Ekonomi kendi ayakları üstünde duramıyor.

1)Küresel kriz, IMF ‘nin çıpa etkisini zayıflattı.

“IMF ile stand- by yapılmasa da 10 milyar dolar dolayında çekme hakkı var. IMF’nin vereceği kredi de, 20- 25 milyar dolar olacaktır. Başbakan “IMF’ye ihtiyacımız yok” diyordu. İlgili bakan “IMF ile ihtiyarı stand- by yapacağız” diyordu… İhtiyarı stand- by, dolaylı olarak Türkiye’nin yeni krediye ihtiyacı yok anlamına geliyordu. Şimdi 10-15 milyar dolar daha fazla kredi almak için hükümet, yeniden IMF dümenine girdi. Bu durum, küresel kriz ötesinde Türkiye için içte ve dışta güvensizlik yarattı.

“IMF’nin çıpa olması , ülkeye yabancı kaynak girişini sağlaması ise çok gerilerde kaldı. Hükümetin aklı, küresel genişlemenin getirdiği suni refahta kaldı. Oysaki artık sıcak para, sermaye hareketini durdu. Özelleştirmeye olan talep azaldı. Artık banka satın almak için yabancı sermaye gelmiyor.

Köhnemiş reçeteler sunuyor

2)IMF yatırım ve kalkınmayı dikkate almıyor..

“IMF’nin olduğu ülkeye , fabrika yapacak , risk alacak , doğrudan yabancı yatırım sermayesi gitmiyordu. Bize de bu nedenle bu şekilde fiziki yatırım yapacak sermaye gelmedi.IMF’nin olduğu ülkelere fiziki yatırım yapacak yabancı sermaye , bu ülkeleri riskli gördüğü için gitmiyor. Zira riskli olmayan ülkede IMF’nin de işi olmuyor.

“Bazı bakanlar, “ Türkiye’de faizler yüksek, yabancı sermaye gelir” diyorlar. Gerçekte faizlerin yüksek olması , riskin de yüksek olduğunu gösterir. Risk yüksekse , spekülatif sermaye de gelmez. Zaten yüksek faiz, yatırımları da engeller. Yüksek faiz, piyasa ortalama kâr haddinden yüksekse, sermaye neden elini taşın altına soksun?

“IMF gelmeden, talimatları geldi… Meclis Genel Kurulu’nda teamüllere aykırı olarak , kamu yatırımları 3.5 milyar dolar kısıldı. Kamu yatırımları kısılınca, özel yatırım hacmi de daralıyor. Oysaki durgunluktan çıkışın en iyi yolu yatırımları artırmaktır.

“ABD için, 1-1.5 trilyon dolar genişletici mali önlemler öneren IMF Türkiye’ye gelince köhnemiş reçetelerini dikte ettiriyor. Yatırımların kısılması, reel ücretlerin daralması gibi toplam talebin düşürülmesini istiyor. Dış talep zaten yok… İç talebi de IMF daha çok kısıyor. Türkiye’de durgunluğun ve işsizliğin hızlanmasına neden oluyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir