DIŞ BORÇ ZORLAYACAK…

Seçimlerden sonra bazı bakanlar makro dengelerin iyi olduğu mealinde açıklamalar yaptı. Aslında ise hem makro dengeler çok bozuldu… Hem de böyle söylemek söz bozuk bir sütün tutan kaymağına bakarak süt bozuk değil demek gibidir. 

Risklerin başında dış borç sorunu var. Dış borçların iç borçtan farklı olarak iki önemli özelliği var.

Bir ülkenin net olarak dış borçlanması ile o ülkeye mal ve hizmet olarak veya döviz olarak kaynak giriyor. Net kaynak girişi iç tasarruf açığının kapanması demektir. Milli geliri olumlu etkiler. Tersine net dış borç ödeyince kaynak çıkışı olur. Milli geliri olumsuz etkiler.

Ayrıca, net dış borç ödeyen ülkeler, döviz bulmak zorundadır.

 

 

Dış borçlarda neden sıkıntı var?

1.Borç stokunun Milli gelire oranı yüzde elliyi geçti…

Türkiye dış borçlanma sınırına geldi. Özellikle dış borçların çevrilmesinde artık daha yüksek faizle yeni dış borç bulabiliyoruz. Toplam borç stokunun Milli gelire oranı yüzde 56.5 oldu.2012 yılından fert başına gelirde yüzde 1 en fazla 2 büyüme yaşıyoruz. Düşük büyüme ve durgunluk aynı zamanda bir ülkenin gelir yaratamaması demektir. Gelir artmayınca yeni yatırım yapamayız. Dış borçları ödemekte zorlanırız.

  

Aslında Sıcak para ve yerleşik olmayanların kısa vadeli mevduatı dış borç demektir. Uzun yıllar sıcak paranın getirdiği rehavetle bu sorunu göremedik.  Ancak sıcak para doğrudan yabancı yatırım gibi değildir. Çünkü ne zaman çıkacağı belli olmaz.

2.Yatırım yapmak için değil, cari açığın finansmanı ve tüketim amaçlı dış borç aldık…

Yatırım mallarının toplam ithalat içindeki payı yüzde 15 kadardır. Özel sektörün dış borcu artarken yatırımları azalıyor… Dış krediler yatırımlarda kullanılsaydı, üretim artışı, verimlilik artışı ve istihdam yaratarak kalkınmayı, fert başına gelir artışını hızlandırabilirdi… Bu yolla dış borçlar kendi kendine geri ödeyecekti.

Şimdi, Türkiye net dış borç ödeyen ülke konumuna gelince, dışarıya kaynak çıkışı olacak.  Net dış borç mürettebatının milli hasılaya oranı, büyüme oranından daha yüksek olursa, fakirleşme yaşanacaktır.

3.Doların değer kazanması dış borç yükünü artırdı

Dış borçlarımızın yüzde 56,4’ü dolar cinsindendir. Dolar Euro ve diğer paralar karşısında değer kazandıkça, dış borç yükümüz de artıyor.(Aşağıdaki tablo)

Yabancı yatırım sermayesi girişi de azaldı. Konjonktür azalma yönündedir.

Yine bir yandan dış borçları çevirmeye çalışırken, öte yandan cari açık vermekteyiz…  Cari açığın nihai finansmanı dış borçla yapılıyor.

Sonuç: Eğer bu sene önlem alamazsak, Türkiye 1958’ yılında yaşadığı moratoryumdan sonra ilk defa yeni bir dış borç sorunu yaşayabilir.

Bir sorunda, bankalarda yabancı payının yüksek olmasıdır.  Bankalara yabancı sermayenin hakim olmasının ne gibi sonuçlar doğuracağı 2001 yılında Arjantin örneğinde görüldü. Yabancı bankalar panik içinde bir gecede 31 milyar dolar dışarıya transfer ederek, Arjantin krizini derinleştirdi.

Ekonomik anlamda diğerlerinden daha önemli bir sorun da,  bu dış borçları Türkiye yatırım yapmak ve ülkenin üretim potansiyelini artırmak için değil, açıkları kapamak için aldı.  Eğer bu dış borçları yatırım yapmak amacıyla almış olsaydık, bu yatırımlar kendi borçlarını öderdi.

Merkez Bankası 2013 Temmuz ayı itibariyle Özel sektörün dış borçlarını açıkladı.  Dış borçlar içinde en fazla pay,  bankalar ve diğer finansal kuruluşlara aittir. İkinci sırada hizmetler sektörü geliyor. İmalat sanayi üçüncü sırada geliyor.

Bu sorunları toplum iyi takip ediyor. Ancak ekonomi yönetimi galiba buza yazılan yazılar olarak görüyor.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.