DIŞ BORÇ BİNİ AŞTI

IŞID ve Ortadoğu sorunu, ekonomideki sorunları gölgede bıraktı. Gerçekte Ekonomide durgunluk, işsizlik, cari açığın devam etmesi ve dış borçların finansmanı gibi sorunlar, ekonomik istikrarı zorlayacak boyutlara ulaştı. Ayrıca geçmişte ekonomide bu gün olduğu gibi önemli sorunlar ortaya çıkıca, bu sorunlar toplumun her kesiminde tartışılırdı. Bu gün dış sorunları, mezhep ve etnik sorunları tartışmaktan ekonomik sorunları tartışmaya yer kalmıyor. Kaldı ki, bu gibi dış sorunlar ve iç siyasi sorunlar, Türkiye’nin güven sorunu olarak karşımıza çıkıyor ve sonuçta ekonomik sorunları daha da tırmandırıyor.    

 

Mamafih , PSA Grubu (Peugeot-Citroen) Ortadoğu ve Afrika Direktörü Jean-Christophe Quemard’ın “IŞİD riskini Türkiye’de üreten düşünsün’ sözü , IŞID sorununun ekonomik boyutunu ortaya koymaktadır.

 

 

 

AKP iktidarında, ekonomik istikrar, hiçbir denetime ve standart’a sokulmayan yabancı sermayeye ve özellikle sıcak paraya bağımlı oldu. Dünyada sermaye hareketlerinin daralmaya başlaması ve  dolar bolluğunun sona ermesi, bu bağımlı yapı nedeniyle en fazla bizi etkileyecektir.

 

Başta Dış borçların ve özellikle bir yıldan daha kısa vadeli dış borçların çevrilmesi sorun olacaktır.

 

Söz gelimi, Türkiye geçen sene, 2013 yılında, kıs vadeli kredilerin tamamını yeni dış borçla kapatmış. Yani borç anaparası için ödeme yapmamış, tersine kısa vadeli dış borcunu artırmıştır.

 

Uzun vadeli dış borçlarda da yine 2013 yılında 45.7 milyar dolar dış borç anaparası ve 9.6 milyar dolar faiz ödemiş. Buna karşılık 52.9 milyar dolar dış kredi kullanmıştır.

 

2007 -2013 YILLARI ARASINDA GSYH VE DIŞ BORÇLAR NE KADAR ATTI?

 

7 YILDA ARTIŞ (MİLYAR DOLAR)

ARTIŞ YÜZDESİ

GSYH HASILADA ARTIŞ

161,2

24,5

KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU

81,6

289,3

UZUN VADELİ DIŞ BORÇ STOKU

54,9

26,5

TOPLAM DIŞ BORÇ STOKU

136,5

54,5

 

Yukarıdaki tablodan anlaşılacağı gibi, 7 yılda Gayri Safi Yurtiçi Hasıla(GSYH ) yüzde 24.5 buna karşılık dış borç stoku yüzde 54.5 oranında artmıştır. Yine 7 yılda 161.2 milyar dolar katma değer yaratılmış, bunun yüzde 84’4 ‘ü kadarda dış borç alınmıştır. Bu tablonun sürdürülemez olduğu çok açık görünüyor.

 

Dış borçları devlet veya özel sektör döviz ile ödüyor. Ayrıca kim öderse ödesin yurt dışına kaynak çıkışı oluyor. Yurt dışına net kaynak çıkışı, ekonominin kan kaybetmesi demektir.

 

 IMF raporunda da sorun Bankaların kısa vadeli dış borçları açısından düşünülmüş ve ‘’Bankacılık sektörünün gücünün muhafaza edilmesi gerektiği ‘’ vurgulanmış.

 

Merkez Bankası döviz rezervleri içinde kendi parası 50-60 milyar dolardır. Halkın 120 milyar dolar döviz tevdiat hesabı var.  Bu dolarlar bankacılık sistemi içindedir. Eğer sıcak para girişi kesilirse, bu dolarların ve yastık altındaki dolarların devreye girmesi gerekir. İlk şart TL’ nin değerli para olmaktan çıkmasıdır. Bu gün kur artışına rağmen TL hala yüzde 2 dolayında değerlidir.  Merkez bankası reel kur endeksine göre denge kuru, bir dolar eşittir 236 liradır. Kaldı ki kur ne kadar artarsa artsın, halk ihtiyat saiki ile bir kısım dolar tutmaya devam edecektir.

 

Bütün bunların ötesinde ve daha önemli olan Türkiye yüzde 2 ve yüzde 3 dolayında bir büyüme ile bu dış borçlarını ödeyemez.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.