DEVLET MALINDA YANLIŞ HESAPLAR

Mülkiyet hakkı kutsaldır… Elbette hukuk dışı ve başkasının hakkını gasp eden veya spekülasyon yaparak topluma zarar veren sermaye aynı kefede değildir. 

Spekülatif sermaye, küreselleşmeyi öğle bir gündeme soktu ki, kimse başak türlü düşünme fırsatı bulamadı… Küreselleşmenin önünde de özelleştirme geldi. Özal’dan başlayarak her gelen hükümet özelleştirme yi Türkiye’nin olmazsa olmazı olarak gördü.  

Gerçekte ise bizim gibi, ulaştırma ve haberleşme ile enerji üretimi ve dağıtımı gelişmekte olan ülkelerde, tekel niteliğindeki altyapı yatırımları kalkınma da önemli araçlardır. Bunların özellikle bütçeye gelir amaçlı olarak özelleştirilmesinin, sonunda topluma maliyet getireceği açıktı.  

 

Türk Telekom 2005 yılı sonunda özelleştirildi.  

01.07.2005 tarihinde sonucunda Türk Telekom’ un yüzde 55 hissesi için en yüksek teklifi veren Oger Telecoms Ortak Girişim Grubu’na 6 milyar 550 milyon dolar karşılığı 21 yıllığına özelleştirildi.    

Bu gün için Türk Telekom’un,

·         Yüzde 55 hissesi, Oger Telekom’a

·         Yüzde 30 hisse, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı‘na aittir.

·         Yüzde 15 hisse de  Borsa İstanbul‘da halka açıktır. 

Türk Telekom’un gelirinin 21 yıllığına özelleştirilmesi demek, 2005 yılında alınan 6.7 milyar dolara karşılık gelirinin aynı süre için satılması demektir.  

 

Türk Telekom’un 2006 ile 2014 sonuna kadar elde ettiği kar, 11 milyar 822 milyon dolardır. Bunun yüzde 55’i olarak ilgili firmaya düşen pay 6 milyar 614 milyon dolardır. Yani Oger borç alarak yüzde 55’ini aldığı Türk Telekom’a ödediğini 9 yılda geri almıştır. Bundan sonra 12 yıl daha  Türk Telekom Oger’e çalışacaktır.

Yetmedi Oger’in bankalardan aldığı borcun 4.6 milyar doları duruyor, ödememiştir. Bunun için bankalar hazine devreye girsin diyorlar. Yani Oger’in götürdüğü milyarlar ve bankanın bu güne kadar aldığı faizler kendilerinde kalacak ve borçları milletin sırtından çıkacak! Bal, kaymak! 

Üçüncü köprünün özel sektöre geliri karşılığında, kar garantisi ile yap işlet devret modeli ile yaptırılmasında da hesap yoktur. 

Üçüncü köprü maliyeti 3 milyar dolar oldu. Bunun içinde kabaca ve ortalama olarak yüzde 15 kar payı, yüzde 10 da faiz payı var. Yani inşaat maliyetine artı olarak yüzde 25 ilave edildi.  

1)    Köprüyü havaalanını yapan firmalara. Hazine kefil oluyor. Hazine kefaleti de devletin borç yükünü artırır ve Türkiye’nin dış borçlarının riskini ve faizini artırır. Yani özel sektör borç aldı ve fakat özel sektörün ve halkın sırtındaki faiz yükü arttı.

2)    Müteahhit yerine devlet tahvil çıkarıp bu parayı borçlansaydı, yatırımın maliyeti kar payı kadar yani yüzde 15 daha düşük olacaktı.

 Devlet yapsaydı, kar garantisi olmayacaktı. Özel sektöre iş yaptırıp karını da garanti etmek, yap-işlet devret modeline uygun değil.  Kar farkı hazine tarafından karşılanacak yani milletin sırtından çıkacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir