DERT DAHA ÇOK BÜYÜDÜ

Tayyip Erdoğan her yerde “Rekor büyüme var” diyor. Gerçekten de rekor büyüme var.

·  İşsiz sayısı 6 milyona çıkarak yüzde 50 büyüdü.

·  İç borç stoku 131 milyar dolardan 208 milyar dolara çıktı. Yüzde 60 büyüdü.

·  Toplam dış borç stoku, 130 milyar dolardan 220 milyar dolara yükselerek yüzde 70 büyüdü.

·  Yıllık cari açık, 1.5 milyar dolardan 32 milyar dolara çıkarak 21 kat büyüdü.
Tayip Erdoğan, “büyüme var” derken, milli gelir artışını ifade etmek istiyor. Ancak, IMF raporunda da, “Türkiye’de büyümeyi IMF sağladı” diye yazıyor.
Bir ekonomide büyüme varsa, işsizlik azalır. Türkiye’de işsiz sayısı, 2.5 milyon iş arayan, 2 milyon iş aramayan ve fakat işsiz olan, 600 bin kişi de iş arayıp bulamamış ve şimdi iş bulma umudunu kaybetmiş olanlar olmak üzere toplam 6 milyona yaklaştı.

BİR ekonomide büyüme yatırımla, üretim kapasitesinin artması ile alınsa, büyümeden herkes pay alır. Sermayesi olan fabrika sahibi olur. Vatandaş, iş sahibi olur. Tüketici daha ucuz mal sahibi olur. Türkiye’de büyüme, ithalata dayalı bir büyümedir. İthalata dayalı büyüme ne demektir ? Diyelim ki 100 liralık bir mal üretiyoruz. Bugün bu malın 60 – 70 liralık kısmı dışarıya gidiyor. Çünkü bu malı üretmek için gerekli olan hammadde ve aramalını ithal ediyoruz. Bu kadar para dışarıya gidiyor. İhracat malında da aynı şekilde, ürettiğimiz 100 liralık malın 70 lirasını tekrar dışarıya ithalat için veriyoruz. İçeride aramalı ile hammadde üretmek yerine, ithalat yaptığımız için işsizlik artıyor. Ben çok sık yazıyorum. Ancak, internette dolaşan aşağıdaki satırları çok anlamlı buldum : “Ekonominin 2002 – 2006 döneminde artan ölçüde mal ve hizmet ithalatına dayandığı görülmektedir. Mal ve hizmet ithalatının gayrı safi yurtiçi hasılaya oranı, 2002 yılında yüzde 34.8 iken, 2006 yılında bu oran yüzde 50.1’e ulaştı.”

İthalat hızlı artış gösterdi

2002- 2006 döneminde mal ve hizmet ihracatının gayrı safi yurtiçi hasılaya oranı sabit fiyatlarla yüzde 16.5 artarken, mal ve hizmet ithalatının gayrı safi yurtiçi hasılaya oranındaki artış yüzde 44’e ulaştı. Toplam ithalatın içinde yatırım malı ithalatının payı yüzde 15’tir. Buna karşılık, hammadde ve aramalı ithalatı yüzde 73’e yükseldi.

Sonradan sanayileşme ve kalkınma başarısını gösteren Japonya, Tayvan, Güney Kore gibi ülkeler bunu ihracat artışına dayandırmış ve gereken kaynak birikimini ve refah artışını dış ticaret fazlasını vererek sağlamışlardır. Başta Çin olmak üzere, Endonezya, Malezya, Tayland, Arjantin gibi ülkeler de bugün aynı yolu takip etmektedir. Türkiye’de ise gelişme aksi yöndedir. Dış ticaret açığının gayrı safi milli hasılaya oranı 2002 yılında yüzde 8.6 iken 2006 yılında yüzde 13’e yükselmiştir. Başkasının ürettiği malların daha fazlasını, başkasının gönderdiği parayla satın alarak sağlanan borç refah artışı bizim değildir. Bugün işler iyi gidiyor gibi görünse de, bunun hesabı er-geç sorulur, faturası önümüze konur.

Para dışarıya gidiyor



AKP’nin başarısızlık karnesi
Dış Ticaret Açığı (Milyon dolar) –                     15.5 –    52.8
Cari İşlemler açığı (Milyon dolar) –                    1.5 –     31.1
İç Borç stoku (Milyon YTL)                            149.9     251.5
Dış Borç Stoku (Milyon Dolar)                      129.7    206.5
Sivie İş Gücü (Bin)                                       24.347    24.776
Nüfus (Milyon)                                                  69.3        70.0

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir