Demokrasi Türkiye’nin Sarı Öküzü İdi

Basında yer alan haberlere göre ; Geçen hafta NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Güvenliğin Sivil Boyutu Komisyonu’nda kabul edilen  raporda Türkiye’nin, ‘’siyasi haklar ve sivil özgürler ‘’ konusunda  Nato üyeleri içerisinde , ‘’özgür olmayan ‘’tek Ülke olduğunu açıkladı.

Bu tespit ABD merkezli insan hakları kuruluşu olan Freedom House( Dünya Özgürlükler evi ) 2018 raporuna dayandırılarak yapıldı.

1.Nato neden böyle bir tespit yaptı ?

Nato’nun önemli temel nokalarından birisi  demokrasidir. Kuruluş belgesinde ‘’ NATO üyesi ülkeler bireysel özgürlük, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlı eşi bulunmayan bir değerler topluluğu oluştururlar. ‘’ diyor.

Nato 1949 yılında kurulmuş , Türkiye de 1952 yılında , Demokrat parti ,Menderes döneminde Yunanistan’la aynı yıl Nato’ya girmiştir. Türkiye imzaladığı anlaşmadan sapmalar olduğunda Nato’nun bu tespiti yapması doğaldır.

2.Bu tespit ne kadar gerçektir ?

Raporun dayanağı olan Freedom House ; 1972 yılından beri siyasi haklar ve sivil özgürlükler üstünden ülkelerde anket ve sivil toplum kuruluşları ile mülakat yaparak değerlendiriyor.

Özgürlük puanlarını 100 en iyi, sıfır en kötü olarak sıralıyor. Bu puanlara göre ülkeleri siyasi haklar ve sivil özgürlükler olarak ;  Özgür , kısmen özgür ve Özgür olmayan statülere göre sınıflandırıyor.

Türkiye’nin 2017 yılı özgürlük puanı 100 üzerinden 32’dir ve ortanın çok altında kalıyor. 1972’den bu güne kadar 45 yıldan sonra ilk defa Türkiye 2017 yılında  “kısmen özgür” ülke statüsünden ‘’özgür olmayan ülke ‘’ statüsüne geriledi.

Fredom House 2018 raporunda, Türkiye ile ilgili açıklama özetle şöyledir;

Türkiye’nin kısmen özgür statüden, özgür olmayan statüye geçişi, özgürlük dünyasında uzun ve hızlanan bir seyrin zirvesidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, basın, sosyal medya kullanıcıları, protestocular, siyasi partiler, yargı ve seçim sistemi üzerinde artan bir baskı uyguladığı için 2014 yılından bu yana Türkiye olumsuz puanlar alıyor.

Erdoğan,rakiplerini ve eski müttefiklerini dışladı, medyayı kendi ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirdi ve anlamlı bir denetim ve dengeler sisteminden yoksun bir “süper Başkanlık” sistemi oluşturmak üzere için bir anayasa referandumu düzenledi.

Temmuz 2016 darbesi girişimine verdiği cevap, yaklaşık 60 bin kişinin tutuklanmasına, 160’tan fazla basın organının kapatılmasına ve 150’den fazla gazetecinin hapsedilmesine neden oldu. Tepki büyüyen bir cadı avına dönüştü.

Parlamentoda üçüncü büyük partinin liderleri cezaevinde bulunuyor. Ülke genelindeki yaklaşık 100 belediye başkanı OHAL önlemleri ya da siyasi bas kıyla değiştirildi.”

Öte yandan Dünya Adalet Projesi’nin (The World Justice Project – WJP) Dünya Hukukun Üstünlüğü Küresel Endeksi’nde  de Türkiye her yıl daha düşük bir sıraya geriliyor. Söz gelimi 2014 yılında dünyada endekse giren 99 ülke içinde 59 sıradaydı. Yani endekse giren ülkelerin yarısından daha iyi durumda idi. 2016 yılında ise 113 ülke arasında 99. sıraya geriledi

Sonuç olarak ; Türkiye’de siyasi partiler tam demokrasiye geçmek için kayıtsız kaldı. 1980 darbesi sonrası siyasi parti genel başkanları bir defa partiyi ele geçirince bütün düzeni kendilerinin genel başkan olarak kalması üstüne kurdular. Darbe yasaları olan, siyasi partiler kanunu ve seçim kanununu değiştirmediler. Ön seçim yapmadılar.

Halkın da demokrasi talebi cılız kaldı ve başkanlık sistemine evet dedi.  Böylece el birliği ile sarı öküzü verdik.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir