İÇ SİYASİ SORUNLAR EKONOMİYİ NE KADAR ETKİLER?

İç ve dış şoklar, hangi ülkede olursa olsun , ekonomik dengeleri ve piyasayı etkiler…  Ancak bu etki, ekonomik dengelerin ne kadar bozulduğuna, piyasanın ne kadar kırılgan olduğuna, Borsanın balon olup olmadığına ve faiz-kur dengesine bağlı olarak değişir… Şiddetli ve hatta kriz şeklinde olabilir… Veya daha hafif atlatılır.

Son günlerde kurlarla ilgili çok farklı spekülasyonlar yapılmaktadır. Yazın kurların daha çok düşeceği tahminlerinden tutun, sonbaharda yüksek kur artışlarının olacağı tahminlerine kadar yorumlar yapılmaktadır…

En çok sorulan soru: da  “Yeni bir kriz olur mu?” sorusudur.

Türkiye’de döviz sorunu iki açıdan önemli olmuştur… Birisi döviz ihtiyacı… Zira 1980 öncesi biz çok sık döviz kıtlığı yaşamış bir ülkeyiz… İkincisi de yüksek oranlı devalüasyonlar…

Yüksek oranlı devalüasyonlar döviz pozisyon açığı olan birçok bankayı ve işletmeyi zora sokmuştur. İflaslar olmuştur… 2001 krizinde mevduata devlet güvencesi olmasaydı, fona alınan bankalar iflas etmiş olacaktı.

Bu sorunlar açısından dalgalı kur rejiminin  kriz emici özelliği bulunmaktadır… Dalgalı kur rejiminde, kurlar esnek ve oynak olduğu için, bankalar ve iletmeler gereğinden fazla döviz pozisyon açığı vermezler… Daha dikkatli olurlar… Daha ölçülü adım atarlar… Devalüasyon olsa da, bu yüzden sıkıntıya girmezler.

Diğer taraftan yine dalgalı kur politikası sistemin maliyetlerini sosyalize etmektedir.

Kurlar düşük olduğu zamanlarda artan cari açık aynı zamanda ülke riskini de artırdığı için bu açığı kapamak için alınan dış borçların faizi de daha yüksektir.. Toplumun dış borç yükü daha ağır oluyor… Bu durum cari açığın sosyalize edilmesi demektir… Maliyetin bu şekilde topluma yayılması daha uzun dönemde etkisini gösteriyor… Yani toplum atlatılıyor… Siyasi iktidar kısa dönem için tepki çekmiyor…

Türkiye’de dalgalı kur sistemine rağmen döviz cephesinde sıkıntı olabilir… Kurun iki uygulama biçimi var… Birisi “Kontrollü dalgalanma” diğeri de “Kirli dalgalanma”.

Kontrollü dalgalanma rejiminde döviz kurlarına, kısa dönemli spekülatif ve arizi hareketlere müdahale edilir… Kurların uzun dönemli ve arz talep şartlarına göre oluşan trendine müdahale edilmez…

Kirli dalgalanmada ise kurların uzun dönemli trendini tayin eden müdahale söz konusudur… Aynen bizde MB’nın YTL faizlerini yüksek tutarak  kurları çıpa olarak kullanması gibi.

İşte Türkiye’de riski oluşturan da MB’nın bu müdahalesidir. Bununla birlikte riskler topluma yayıldığı için bu yüzden daha büyük bir  kriz beklemek doğru değildir.

Türkiye’de korkmamız gereken siyasi sorunların kurlara yansıması bu yolla bir spiralin oluşmasıdır. Eğer iç siyasi kavgalar, YÖK’te olduğu gibi hükümetin uzlaşmaz ve katı tutum sergilemesi, yabancılarda güven bunalımı yaratır ve yabancılar ellerindeki hazine kağıtlarını satarsa, aynı şekilde içeride bir panik yaşanırsa o zaman korkmamız gerekir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir