İÇ BORÇLANMADA MADALYONUN TERSİ

Maliye Bakanının açıklamasına göre ,bu sene faiz harcamalarında yüzde 5.7 azalma olacak.. İç borç yükü azalacak.. Öte yandan iç borç çevirme oranı , borç yükü ve reel faizlerle ve faiz dışı fazla ile ilgili , iyimser senaryolar yapılıyor.. 

Elbette iyimser olmak gerekiyor.. Ancak iyimser olmakla kafamızı kuma sokmamız farklıdır..

Bu beyanlar ve beklentiler resmin görünen yüzüdür.. Resmin görünen yüzüne göre de  iç borç stokunun azalması gerekiyor.. Kağıt üstündeki hesaplar şöyledir..

1)        Faiz dışı fazla ve büyüme oranı toplamı reel faiz oranından büyük olursa, faiz yükü azalır.

                  · Faiz dışı fazla oranı yüzde 6.5 (Faiz dışı fazlanın GSMH’ya oranı)

                  · Ortalama büyüme oranı yüzde 5.5

                  · Toplam reel faiz ödeme kapasitesi yüzde 12..

Eğer reel faiz oranı yüzde 12’nin altına çekilirse, iç borç stoku azalacaktır. Bu resmin görünen yüzüdür..

Resmin gerçek yüzü farklıdır.. Resmi rakamlara göre 2004 Ocak ayında beklenen reel faiz yüzde 12.9’dur. Üstelik geçmişte bazı  yıllar fazi dışı fazla hedefi tutmadı.

Ayrıca bir yıl veya 6 ay önceki yüksek reel faiz de, bir yıl sonrasını etkiliyor.. Örneğin geçen yıl Ocak ayındaki DİBS’lerin ortalama reel faizi yüzde 34.8 idi. Tahviller bir yıldan daha uzun vadelidir.. Hazine bonolarının bir kısmının faizi de ertesi yıla sarkıyor..

Sonuçta fazi yükü  azalmıyor .. artıyor.. 1999 yılında faizlerin GSMH’ya oranı yüzde  13.7 iken 2004 yılında yüzde 15.8 oldu.

2)        Yine resmin görünen yüzüne göre, her yıl iç borç anapara stokunun, iç borç faizi ile bütçe açığı arasındaki fark kadar azalması gerekir.

Hesap şöyledir.. Hazine, anapara ödemeleri ve bütçe açığı kadar borçlanıyor.. Buna mukabil bütçeden faiz ödüyor.. Örneğin 2004 bütçesinden 47.5 katrilyon faiz ödenecektir.. Buna karşılık anaparaya ilaveten  bütçe açığı  kadar , yani 45 katrilyon  yeni borç alacaktır…. Demek ki iç borç stoku 2.5 katrilyon azalacaktır.

Gerçekte ise, hazine yalnızca iç borç anapara ve bütçe açığı kadar değil, daha fazla borçlanıyor. Zira:

                  · Fondaki bankaların mevduat ve borç ödemeleri için borçlanıyor.. Örneğin şimdi İmar Bankasının ödemelerini yapıyor..

                  · Fondaki bankaların sermayelerini güçlendirmek için  borçlanıyor..

                  · Yap-işlet-devret  geri alım vaadleri için borçlanıyor.. Örneğin İzmit Belediyesi, Yuvacık Barajı için 1 milyon dolar ödedi. Daha da ödeyecek..

                  · Kefil olduğu Belediyelerin ve Üniversitelerin ve  diğer kamu kurumlarının dış borçlarını ödemek için borçlanıyor.

                  · Ziraat ve Halk Bankası’nın sermayesini güçlendirmek için hazine kağıt veriyor.

Bu nedenledir ki , iç borç stoku reel olarak artıyor.. Ayrıca aylık fiili borçlanma miktarı da  aynı şekilde artıyor.. Örneğin dört yıl içersinde  , enflasyon artışı yüzde 370 oldu.. Buna karşılık aylık borçlanma 1999 yılında 1.7 katrilyon iken , 2004 yılının ilk aylarında 9.2 katrilyona çıktı .. yani enflasyonun da üstünde , yüzde 540  oranında arttı.

IMF de hesapları kağıt üstünde yapıyor.. Ve yaptırıyor.. Külleri halının altına attırıyor.. Böylece  kendini kurtarmak için , Türkiye’yi harcıyor.Bizimkilerde  günü kurtarmak  için , gerçeği gizliyorlar.. Gerçekte ise iç borç  stokunun artışı durdurulamaz bir sürece girdi.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir