BİZİM İNSANIMIZIN SEZEN’İN CANO’SU KADAR DEĞERİ YOK MU?

Türkiye’ de genel sağlık sigortası sistemi var. Ancak lafta kalıyor. Her alanda olduğu gibi, sağlık alanında da AKP hülle yapıyor. Çünkü genel sağlık sigortasında prensip, herkes devlete sağlık primi öder, buna karşılık haklın sağlığından devlet sorumlu olur. Her tür sağlık hizmeti için artık vatandaş cebinden para ödemez.

Türkiye’de ise, hükümet genel sağlık sigortası var diyor. Ancak parası olan sağlık hizmeti alabiliyor. Olmayan alamıyor. Devlet hastanelerinde zaten hizmet verilemiyor. Acil ameliyatlar için altı ay sonrasına gün veriliyor.

Emekli Sandığı’na bağlı bir emeklinin başına gelenlere bizzat şahit oldum. Bu emekli, Anadolu’nun bir şehrinde oturuyor. Ani bir beyin kanaması geçiriyor. Evin yakınındaki bir özel hastaneye kaldırıyorlar. Beyin kanamasında yanlış tedavi, hastalığı daha çok arttırıyor. Bu defa üniversite hastanesine götürüyorlar. Tedavi oluyor. Ancak yine de ilk tedavi yanlış olduğu niçin hastada arızalar kalıyor.

Aynı hastada prostat büyümesi oluyor. Bundan sonra ben bizzat şahit oldum. Devlet hastanelerinde yer olmadığı için, emekliler için anlaşmalı bir özel hastaneye yattı. Ameliyat oldu. İki gün sonra çıktı. Anlaşmalı hastane olduğu için hastanın para ödememesi gerekirdi. Ne var ki özel hastane 6 bin 250 lira bir fark ücret çıkardı. Hasta mecburen ödedi.

Aynı hasta böbrek yetmezliği nedeniyle, bir vakıf üniversitesinin hastanesine yattı. Bu defa emekli olmasının yalnızca kendisine yüzde on indirim sağladığını söylediler. Yine bu hastaneye de 4-5 bin lira ödedi.

Hemşire doktorluk yapıyor

Hastane, hastayı kendi evine en yakın özel bir diyaliz merkezine gönderdi. 2 ay diyaliz merkezine haftada 2 gün gitti. Diyaliz merkezinin parasını bakanlık ödüyor. Ne var ki, hemşirenin yanlış uygulamasıyla hastanın kolunda damarı patladı ve hastanın tüm kolu hem şişti, hem de simsiyah oldu. Diyaliz merkezi bu koldan yine diyaliz yapmaya devam etti. Hastanın ailesi işin kötüye gittiğini görerek, yeniden bir vakıf üniversitesi hastanesine yatırdılar. “Sizin hatanızdan dolayı hastayı hastaneye yatırdık” diye özel diyaliz merkezine durumu ilettiler… Bu merkez hiçbir şekilde ilgilenmedi. Kendi hatalarının üstüne yattılar.
Kaldırıldığı hastanede hastaya yine yalnızca yüzde 10 emekli indirimi yapıldı. Vakıf Üniversitesi hastanesine hasta yeniden 4 bin 760 YTL ödedi. Bu işin özeti şudur: AKP genel sağlık sigortası diye milleti kandırıyor. Millete yalan söylüyor. Tanıdığım bu hasta vasıtasıyla şunu tespit ettim: Kamu veya vakıf üniversite hastaneleri dışında verilen sağlık hizmeti çökmüştür. Tüm sağlık hizmeti üniversitelere bırakılırsa sistem daha iyi çalışır. Ne var ki bu defa da bu hükümet üniversitelere bütçeden gerekli ödeneği vermez. Ayrıca eğitim ve araştırma hizmetleri aksar.

Örneğin eğer bu hasta için bir vakıf üniversitesine bağlı hastane olmasaydı, bu hastanede çalışan üç akademisyen, Doç. Dr. Gülçin Kantarcı, Doç.Dr. Meral Sönmezoğlu ve Öğretim Görevlisi Dr. Zehra Eren olmasaydı, hastanın ayağa kalkması çok zor olacaktı.

Bu gibi olayları herkes her gün yaşıyor. Ancak vatandaşın sesini kimse duymuyor… Basın da ilgilenmiyor.

Cano ve Avrupa’nın ineği

Basının derdi farklı… Basın sosyal sorunları bırakın öne çıkarmayı, tersine dejenere ediyor…

Kaç gündür, başta büyük gazeteler olmak üzere, Sezen Aksu’nun ölen köpeği manşetlere çıkıyor. Hiçbir gazete vatandaşın feryadını duymuyor. Bırakın duymayı, dün büyük bir gazete İzmir’de terörden yaralanan 18 kişi, asker, polis ve sivil vatandaşları en altta verirken, bir aşk hikayesini manşetten vermişti. Geçen haftada aynı gazete Cano’yu manşet üstü vermişti. Basın neden Cano’ya verdiği önemi insana vermiyor? Bunun sebebini herkes biliyor.
İsrail İşçi Partisi Başkanı ve Eski Dışişleri Bakanı Şimon Perez, dünyadaki çarpık gelir dağılımını vurgulamak için “Avrupa’daki bir inek Afrika’daki bir çiftçiden daha fazla devlet desteği alıyor” demişti.

Bu olayların basın açısından önem sırası şöyledir: Önce Avrupa’nın ineği, sonra Afrika’nın insanı… Önce Sezen’in köpeği sonra Türkiye’nin insanı…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir