BÜYÜME SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ?

2004 yılı son çeyrek, (ekim-kasım-aralık) Gayri Safi Milli Hasıla sabit fiyatlarla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6.6  oranında arttı… Başka bir ifade ile son çeyrek büyüme oranı yüzde 6.6 oldu… 2004 yılı ortalaması ise 9.9 oldu.

Böylece dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden olan ve kıskandığımız Çin’in büyüme oranını yakalamış olduk…

Aynı  zamanda bu oran1966 yılından bugüne kadar gerçekleşen en büyük büyüme oranı oldu…1966 yılında büyüme yüzde 12 olmuştu. Daha sonra 1987 yılında da büyüme oranı 9.8 olmuştu.

Muhakkak ki büyüme oranı önemlidir… Fakat bir ekonomide sürdürülebilir büyümede en az büyüme oranı kadar önemlidir.

Aslında  bizim gibi bir ekonomi için yüzde 5 dolayında büyümek ve devam etmek daha sağlıklıdır. Bu nedenledir ki 2005 büyüme hedefi yüzde 5 ‘tir.

1) Sektörel bazda, sürükleyici ve destek sektörler ortalama büyümenin altında kalmıştır. Örneğin inşaat sektöründe büyüme ortalamadan daha düşük, yüzde 4.6 oldu.. Mali kurumlarda ise yüzde 1.1 oldu.

2003 yılında daralan inşaat sektörü, 2004′te henüz bu daralmayı telafi edemedi. Ancak çeyrekler itibariyle büyüme artış yönünde oldu.

2) Sanayideki daha büyük büyüme, düşük kur’dan ileri geldi. Düşük kur nedeniyle aramalı ve hammadde ithalatı arttı.. Sanayide büyüme hızlandı. Büyüme hızlanınca daha çok aramalı ve hammadde ihtiyacı ortaya çıktı… Yani kendi kendini besleyen bir ithalat süreci oluştu… Bu nedenledir ki, “ithalata dayalı büyüme”diyoruz.

Döviz kurları normal düzeyine yaklaşırsa, tersi olacak… Yani ithalat yerli üretime göre daha pahalı olacak… Ancak bu defa da  yeni yatırım yapılmadığı için  üretim maliyetleri artacaktır.

3) Büyümede toplam talebin elverişli olması gerekir… Oysa işsizlik reel ücretlerdeki gerileme, çiftçinin eline geçen ücretlerin azalması, toplam talebin  daralmasına neden olacaktır.

4) Dünya konjonktürü 2004 yılında büyüme için elverişli bir zemin oluşturdu. Sanayileşmiş ülkelerde yüzde 3-5 büyüme yaşadılar… 2005 tahminleri ise bu oranların ortalama bir puan düşeceği yönündedir… Bu durum dış talebin azalmasına neden olacaktır.

5) Siyasi istikrar ve güven ortamı da büyümeyi etkilemektedir. Bizim siyasilerin uzun süre rahat durmasını beklemek, safdillik olur… Kaldı ki siyasi iktidarın da şansı dönmeye başladı… Uzadıkça ekonomik riskler de artıyor. Yani 2005 yılı 2004 kadar rahat olmayacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.