BİR GECEDE ZENGİN OLMANIN DAYANILMAZ YANLIŞLIĞI

TÜİK’İN, AB’ye uyum dediği ve ancak gerçekte son on beş yıldır ihmal ettiği milli gelirde ön tahminlerin düzeltilmesi, üç bakan tarafından piyasalara iyimserlik pompalamak için kullanılmak istendi. Ne var ki o kadar açık yanlış yapıldı ki, beklentilerde iyileşme değil, kötüleşme oldu.

Başbakan Yardımcısı, “Güncelleştirme neticesinde Türkiye’nin ratingi artacaktır” diyor. Gerçekte ise Başbakan Yardımcısı’ndan birkaç gün önce rating şirketi Moody’s’in Başkan Yardımcısı Kristin Lindow, “TÜİK’in 8 Mart’ta açıklayacağını duyurduğu milli gelir revizyonunun kredi notu açısından kilit bir gösterge değil. Bu revizyonlar kimse için sürpriz olmayacak. Ancak bunlar vergi kaçağı ile mücadele konusunda hâlâ yapılacak ne kadar çok iş kaldığını gösteriyor. Kredi derecelendirme perspektifinden bakarsak, ödeme göstergelerine daha çok önem veriyoruz. Durağan olan kredi notunuzu yukarıya yapısal reformlarda somut adımlar atılması çeker” diyerek, Başbakan Yardımcısı’nı daha önceden uyarmış ve yalanlamış oldu. Buna rağmen Türkiye’nin ratingi artacak demek, cesaret isteyen bir eylemdir.

Seçim ekonomisinin önü açıldı

BAŞBAKAN Yardımcısı, “Birinci önceliğimiz fonlardır” diyor. Anlaşılan 2008 yılında cari açığın 50 milyar dolara ulaşacağı ve bu açığın finansman sorunu yaratacağından korkuyor. Bakanların bir günde değişen yeni borç rasyolarını, borçlarda reel bir azalma gibi takdim etmeleri de 2008’de seçim harcamalarını finanse etmek için borçlanmaya ağırlık verileceğinin gösteriyor.
Aynı şekilde Başbakan Yardımcısı, yeni GSYİH büyüklüğüne uygun para politikası ve likidite gerektiğini söylüyor. Hedefin seçim ortamı için para arzının artacağı ve ekonomide suni bir canlanma sağlanmak isteği olduğu anlaşılıyor.
Devlet Bakanı M. Şimşek “Bundan sonra sadece faiz dışı fazlaya yoğunlaşmamak gerekir” diyor.

Bu yaklaşım siyasi iktidarın bütçe harcamalarının artmasını önleyen faiz dışı fazla oranını düşüreceğini ve seçim harcamalarının artacağını gösterir.
Bu söylem de para arzının artacağını ve ekonomide yine seçimlere kadar geçici bir canlanma sağlanmak istendiğini gösteriyor.


Beklentiler kötüleşti

HÜKÜMET, sermaye piyasasında ve kurlarda meydana gelen son dalgalanmadan, iş dünyası ve iş dünyasının temsilcilerinin tepkilerinden, işçi sendikalarının grev kararından korktu. Beklentileri olumlu yönetmek istedi. Bu nedenle aceleden bazı uygulamalar girdi ve üç bakanı konuşturdu .

1) MB döviz kurları artmasın diye, günlük döviz alımını 90 milyon dolardan 45 milyon dolara düşürdü. Bu yolla düşük kurun getirdiği rehavet ortamını devam ettirmek istiyor.

2) Başbakan Yardımcısı, ihracat artışını övdü. Gerçekte ise ihracatın yüzde yetmişi ithal ara malı ve hammaddedir. Yerli katma değer oranı düşüktür. Kaldı ki, ithalat ve cari işlemler açığı ile beraber değerlendirmek gerekir.

3) Başbakan Yardımcısı milli gelirde güncelleme yapıldıktan sonra teşviklerin verileceğini ifade ediyor. Teşvik verilmesini bir taviz olarak öne sürüyor.

4) Hükümetin yapısal reformlarla ilgili doğrudan bir önlemi olmadığı anlaşılıyor.

5) Başbakan Yardımcısı, milli muhasebe sisteminde yapılan, güncelleme ve düzeltmenin sihirli bir değnek gibi görmekte ve cari açık, dış borç gibi sorunlar bitmiştir diye ilan etti. Bu kadar fiktif bir olayın sihirli değnek gibi her şeyi çözmesi, iktisadi ajanları korkutmuştur.

Özet olarak, üç bakanın konuşması beklentileri hedeflenenin tersine olumsuz etkilemiştir


Beklentiler kötüleşti

HÜKÜMET, sermaye piyasasında ve kurlarda meydana gelen son dalgalanmadan, iş dünyası ve iş dünyasının temsilcilerinin tepkilerinden, işçi sendikalarının grev kararından korktu. Beklentileri olumlu yönetmek istedi. Bu nedenle aceleden bazı uygulamalar girdi ve üç bakanı konuşturdu .

1) MB döviz kurları artmasın diye, günlük döviz alımını 90 milyon dolardan 45 milyon dolara düşürdü. Bu yolla düşük kurun getirdiği rehavet ortamını devam ettirmek istiyor.

2) Başbakan Yardımcısı, ihracat artışını övdü. Gerçekte ise ihracatın yüzde yetmişi ithal ara malı ve hammaddedir. Yerli katma değer oranı düşüktür. Kaldı ki, ithalat ve cari işlemler açığı ile beraber değerlendirmek gerekir.

3) Başbakan Yardımcısı milli gelirde güncelleme yapıldıktan sonra teşviklerin verileceğini ifade ediyor. Teşvik verilmesini bir taviz olarak öne sürüyor.

4) Hükümetin yapısal reformlarla ilgili doğrudan bir önlemi olmadığı anlaşılıyor.

5) Başbakan Yardımcısı, milli muhasebe sisteminde yapılan, güncelleme ve düzeltmenin sihirli bir değnek gibi görmekte ve cari açık, dış borç gibi sorunlar bitmiştir diye ilan etti. Bu kadar fiktif bir olayın sihirli değnek gibi her şeyi çözmesi, iktisadi ajanları korkutmuştur.

Özet olarak, üç bakanın konuşması beklentileri hedeflenenin tersine olumsuz etkilemiştir

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir