BÖYLE YABANCI SERMAYE GİRİŞİ AZALSA NE OLUR?

Başbakan’ ın, “Kapatma davası nedeniyle Türkiye’ye yabancı sermaye gelmiyor. Yabancıları ikna etmek zorunda kalıyoruz” sözüne AKP’liler diline doladı.

Aslında, Türkiye’ye yabancı sermaye girişi 14 Mart kapatma davasından önce yarıdan daha az azalmıştı. Yine Mart ayında biraz kıpırdama oldu. Özetle Başbakan devletin resmi rakamlarına bakmadan, aklının kestiği gibi, laf söylüyor.

Öte yandan işitenler de zannediyor ki, Türkiye’ye gelen yabancı sermaye yatırım yapmaya geliyor. Fabrika kurmaya geliyor. Teknoloji getiriyor… İlave bir üretim yaratıyor… İlave bir istihdam yaratıyor…

AKP iktidarında gelen bu tür bir yabancı yatırım sermayesi için bir tek örnek var? İzmit’teki otomotiv yatırımı.

AKP iktidarında giren toplam yabancı yatırım sermayesi sonucu kamuya ait veya özel sektöre ait servetler ve işletmeler yabancıya transfer oldu? Örneğin gelen sermaye kamudaki altyapı ve doğal tekelleri satın almak için geldi. Telekom örneğinde olduğu gibi… Veya satılan bankalar ve özel şirketler gibi, banka ve şirket sahipliği el değiştirdi.

Telekom’un hizmeti değişmedi… Satılan bankanın yaptığı iş de değişmedi… Değişen mal sahipleri oldu.

İtiraz edenler olabilir… İşletmeler satıldı, ancak döviz de girdi.

 


Cari açık için malımızdan olduk

1) Giren dövizle cari açık finanse edildi. Cari açık ekonomik ilişkilerde Türkiye’nin rekabet gücünün düşük tutulmasından dolayı uğradığımız kayıplardır. Eğer AKP hükümetlerinin yerine aklı başında hükümetler olsaydı, ulusal çıkarlarımızı kollayan hükümetler gelseydi, bu cari açığı vermezdik. Hem cari açık verdik. Hem de bu açığı mal-mülk satarak kapattık. Kamunun ve Türk vatandaşlarının serveti azaldı.

2) Giren döviz Türkiye’de yeni bir yatırım için harcanmadı. Kamu kurumlarının geliri ile cari harcamalar ve AKP’nin popülist harcamaları açıkları kapatıldı. Zaten üç beş yıl içinde gelen sermaye de kâr olarak çıkıyor. Örneğin Telekom kendini en fazla beş yılda amorti ediyor. Beş yıl sonra da gelene ilave kazandığımız diğer dövizler de gidecektir.

3) Özel sektör de sattığı işletmeler ve sattığı bankalardan almış olduğu dövizle yeni yatırım yapmadı. Tersine basından bankasını satanların Çin’de ve Mısır’da yatırım yapacaklarını ilan ediyorlar. Yani özel işletmelerle gelen döviz de Türkiye’de kalmıyor. Terinse bu işletmelerin kârı da dışarıya gidiyor.


Sıcak para istikrarı bozdu

AKP iktidarında giren sıcak para ise bir ara 107 milyar dolara yükseldi. Şimdi 85 milyar dolar civarındadır.

Keşke girmez olsaydı… Bugünkü istikrarı bozan sıcak paradır. Sıcak paranın Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz ekonomik etkileri, dış konjonktürden daha zararlı oldu.

1) Sıcak para bir nevi kısa vadeli dış borçtur. Üstelik ne zaman çıkacağı da belli olmayan kısa vadeli dış borçtur. Bu nedenle ekonomideki belirsizliği ve kırılganlığı artırır.

2) Sıcak para ekonomiyi de esir aldı. Faizlerin yüksek seyretmesine neden oluyor. Cari açık yüksek olduğu için, MB ve hükümet sıcak para kaçmasın diye faizleri artırıyor.

3) Sıcak para çıkışı kur artışına neden olarak ve ithalata bağımlı üretim yapısından dolayı özel sektörün aramalı ve hammadde ithalatı pahalı hale gelecek. Üretim aksayacak. Özel sektörün 160 milyar dolara ulaşan dış borcunun maliyeti artacak. Türkiye’nin 47 milyar dolara ulaşan bir yıl ve daha kısa vadeli dış borcu nedeniyle riski artacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir