BÖYLE GELDİ… BÖYLE GİTMEZ…

Dünya Bankası başkanı  Zoellick , ‘’ Gıda fiyatlarındaki artış , Dünyada aç ve yoksul sayısını artırdı… Acil çözüm gerekir.. Bu nedenle , gıda desteği, tarım girdileri ve yoksullara yardım için 10 milyar dolara ihtiyaç olduğunu  ‘’ söylüyor.

 

Türkiye mayıstan mayısa son bir yılda , 69.7 milyar dolar dış ticaret açığı verdi. Bu açığın bir kısmını turizm gelirleri gibi dövzi gelirleri ile kapadı. Ancak yinede aynı dönemde  40 milyar doların üstünde cari açık  ( döviz açığı ) verdi.

 

Son 6 aydır , dünyanın en fazla kaybeden Borsası , IMKB oldu.

Türkiye’nin dış borcu 263 milyar dolara yükseldi.Maalesef Dünyanın en fazla dış borcu olan ikinci ülkesi olduk .

 

 

Faizler artıyor… Yatırımlar azalıyor.. İşsizlik artıyor.

 

TÜİK’in hülle yaparak , göz göre göre özel sektör ve  tüketici anketlerinin tersine , bu yılın ilk çeyreğinde yüksek büyüme göstermesi , sorunu çözmez. Hükümetin AB ve IMF’ yi çıpa olarak kullanması ise ters teper…Çünkü kendi ayakları üstünde duramayan bir ekonominin çıpaya ihtiyacı olur.

 

Yapılması gereken ekonomiye yeni bir yaklaşım içinde bakmaktır.

 

PİYASADA OLİGOPOL YAPI VAR

 

1)  Türkiye de piyasa yeterince gelişmemiştir. Her piyasada var , ancak Türkiye de piyasaya oligopol yapılar hakimdir.  Bu nedenle her şeyi piyasa çözümüne bırakmak sonuç vermiyor.  Yasalarla , planlamayla , yasaklar ve teşviklerle , yönlendirme ve yol göstermeyle , devletin piyasaya müdahale etmesi gerekir.  

 

Bu tür bir müdahalenin bir ideolojik yanı yoktur. Ekonomik yapının ve ekonomik  konjonktürün bir gereğidir.

 

Örneğin Hükümetin dalgalı kur sisteminde israrı olmasaydı , dalgalı kur yerine kontröllü kur sistemine geçilmiş olsaydı , sıcak paraya  vergi ayrıcalığı verilmemiş olsaydı , YTL aşırı değerlenmiş olmazdı ve bu gün ne bu kadar cari açık verirdik , nede faizler bu kadar artardı.

 

Yabancı bankalara sınırsız izin verilmesi de piyasayı bozdu. Kırılganlığı artırdı. Çünkü , dış piyasalar , eknomik krizlerde yabancı bankaların mevduatı olduğu gibi dışarı çıkarabileceğini iyi biliyor. Dünya bu örneği Arjantin krizinde yaşadı. Eğer gelişmiş Avrupa ülkesi  gibi , yabancı bankalara sınır koysaydık , piyasa bu kadar kırılgan olmazdı.

 

Özetle piyasa ekonomisi , küresel tuzakta başka ülkelerin , sıcak para ve spekülatif sermayenin kucağına düşmek , soyulmak değildir. Ulusal çıkarlarımızı korumayacağımız bir piyasa düzeni yaratmalıyız.

 

DEVLET ZAYIFLATMAK , İSTİKRARI BOZAR

 

2) Devleti yeniden yapılandırmak gerekir. Bu güne kadar , önce başbakan , devlete güvenmedi. Bunu işadamlarına söylediği , ‘’siz yapın devlet yapmıyor … Ben devlete güvenmiyorum ‘’ şeklindeki sözleri de kanıtlıyor.

 

Aslında Devletin ekonomi içindeki payını azaltmakla ,devleti güçsüz bırakmak farklıdır.

 

Devletin , bez ve ayakkabı yapma devri kapandı… Otel işletmesi de devleti zayıflatır. Bu gibi özel fayda yaratan işletmelerin özelleştirilmesine kimse itiraz etmez.

 

Ancak toplumsal faydası daha yüksek olan , Telekom gibi , elektrik gibi doğal tekelleri , eğitim ve sağlık hizmetlerini piyasaya bırakırsak , hem piyasa tekeli yaratır piyasayı bozarız , hem de devleti zayıflatmış oluruz.

 

Devlete kızıp , bürokrasiye kızıp , devleti tasfiye etmek yerine , devletin ekonomideki yerini bu günkü ekonomik yapıya ve konjonktüre uygun olarak yeniden yapılandırmalıyız. 

 

Bu anlamda devletin klasik hizmetler olan , güvenlik , savunma , adalet hizmetleri yanında ayrıca   gelişme yolunda altyapıyı , doğal tekelleri , eğitimi ve sağlığı devletin yapması gerekiyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir