BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 3. Yasama Yılı
14. Birleşim 06/Kasım /2008 Perşembe

 

 

Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/657) (S.Sayısı: 302) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Tasarının tümü üzerindeki konuşmalar ve soru-cevap işlemi tamamlanmıştı.

Şimdi, tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

 

BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI

Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; gerçek ve tüzel kişilere ait olup yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ve taşınmazların milli ekonomiye kazandırılması ile yurt içinde bulunan ancak işletmelerinin özkaynakları içinde yer almayan bu türden varlıkların sermaye olarak konulmak suretiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesini sağlamaktır.

(2) Bu Kanun; para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların yurda getirilmesi veya beyan üzerine kayda alınmasına ilişkin usul ve esasları kapsar.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Esfender Korkmaz konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Korkmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Yasa Tasarısı’nın 1’inci maddesi ile ilgili söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarının amacı yurt dışındaki kaynakları millî ekonomiye kazandırmak ve ayrıca ikinci amacı işletmelerin sermaye yapılarını güçlendirmek. Şimdi, teorik olarak elbette ki hepimiz Türkiye’de veya dışarıda yerleşik Türk vatandaşlarının varlıklarını Türkiye’ye getirmesini, Türkiye’de tutmasını isteriz.

Değerli arkadaşlar, bu şekliyle yasayı tartışmak mümkün değil ama yasa içerisinde gizli bazı şaibeli noktaları tartışmamız gerekiyor. Bunlardan birisi, acaba bu tasarı gizli bir vergi affı getiriyor mu? Önemle üzerinde durmamız gereken bir husus bu. İkincisi, acaba bu tasarı bir para aklama, bir kara para aklama aracı olarak kullanılacak mı? Böyle bir altyapıya mı sahiptir? Üçüncüsü, bu gelen kaynakları Türkiye’de nasıl tutabileceğiz?

Şimdi, değerli arkadaşlar, bunun için, önce Hükûmet yetkilileri ve Başbakanın, tüm bu işle ilgili milletvekillerinin bu yasaya gölge düşürmekten sakınmaları gerekiyor. Maalesef, bu tasarı Meclis gündemine gelmeden önce dahi konuşulduğu zaman, Sayın Başbakan “İsterseniz bavulla para getirin.” diyerek bu tasarıya gölge düşürmüştür.

Değerli arkadaşlar “Bavulla para getirin” demek, bir yerde “Kara para da getirin” anlamında öyle bir imaj oluşturduğu için bu tasarıya gölge düşürmüştür ve nihayet, dün yahut evvelsi gün bazı iş adamları için “Onların iki yıl yetecek zulaları var” demesi de Sayın Başbakanın yine bu tasarıya gölge düşürmüştür. Yani zulaları olan iş adamı, bu yasa tasarısına göre, zuladan çıkaracak parasını sermayesine ilave edecek ama zuladaki para kara para da olabilir.

Değerli arkadaşlar, burada Sayın Başbakan bu sözleriyle bu tasarıya gölge düşürmüştür. Şimdi, bu gölgeyi ortadan kaldırmak için, bu tür gölgeleri ortadan kaldırmak için, bu tasarıdaki şaibeli noktaları ortadan kaldırmak için şöyle bir uygulama yapmak zorundayız bu tasarı için: Bir defa, 1 Ocak 2003’ten bugüne kadar, siyasi parti başkanları, siyasi parti üyeleri, üst kurul üyeleri, devlette, kamuda görev alan müsteşar, müsteşar yardımcıları, genel müdürler, bağımsız denetim kurulları başkanları, üyeleri, KİT yönetim kurulu başkanları, üyeleri ve özellikle vakıflar ve vakıf işletmelerinin bu kanundan yararlanmasını önlememiz gerekiyor. Eğer bunu yapmazsak bu kanun şaibe altında çıkacaktır ve söylediğim sorunları toplum tartışmaya devam edecektir. Ayrıca, gizli hedefleri olan bir kanun topluma zarar verecektir. Onun için bu kanunu, bu söylediğim çerçevede değiştirtmemiz lazım.

Değerli arkadaşlar, şu soruları sormamız lazım: Peki, Türk vatandaşları niye parasını dışarıda tutuyor? Yani Türkiye’de imkân var, Türkiye’de istikrar var, Türkiye’de huzur varsa niye Türk vatandaşı parasını dışarıda tutuyor da biz de ikide bir kanun çıkarmak, af getirmek zorunda kalıyoruz? Yani konvertibilite var, getirsinler paralarını. 2003 yılından sonra AKP İktidarı “Nereden buldun?”u kaldırdı. Yani Türkiye’ye bugün para gelirse kaynağını sormuyor zaten, 2003 yılından beri sorulmuyor çünkü bu Yasa değiştirilerek “Nereden buldun?” kaldırıldı. Şimdi, bu şartlar altında niye gelmiyor para Türkiye’ye? Bunun nedenleri var arkadaşlar. Eğer, biz bu paraların gelip kalmasını istiyorsak o zaman önce altyapısını hazırlamamız lazım.

Şimdi, değerli arkadaşlar, ülke riski yüksek. Ülke riskinin yüksek olduğunun iki tane kesin belirtisi var: Bir, reel faizler yüksek. Türkiye’de reel faizler yüzde 10 dolayında iken dışarıda yüzde 1-2 dolayında iken buna rağmen, eğer paralar gelmiyorsa bu, ülke riski çok yüksek demektir. Önce ülke riskini düşürmemiz lazım. Peki, bunu nasıl yaparız? Bugünkü politikalarla olmuyor işte, senelerdir reel faiz düşmüyor. Demek ki bugünkü politikaları değiştirmemiz lazım. Daha doğrusu Hükûmetin bugünkü politikasızlıktan vazgeçmesi lazım çünkü Hükûmetin hiçbir ekonomik programı, politikası yoktur. 2001 yılındaki kısa vadeli önlemleri, politikaları, bugün aynen devam ettirmektedir.

İkincisi, arkadaşlar, bu IMF sevdasından vazgeçmediğimiz sürece hasta olmayanın ayağına doktor gelmez, istikrarlı olan ülkeye de IMF gelmez. IMF’nin kendisi söylüyor benim yenilenmem lazım diye.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hocam, yok IMF şu anda.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Efendim, IMF yok ama Bakanınız IMF’yle görüşüyor, Başbakan IMF’ye laf atıyor ama Bakanınız görüşüyor IMF’yle. Bakalım, IMF olacak mı olmayacak mı.

Değerli arkadaşlar, ikincisi, yatırım ortamını bu ülkede yaratmamız lazım. Bugüne kadar Türkiye’de yatırım ortamı yaratılmamıştır. Bunun için kaynaklar Mısır’a gidiyor, bunun için Mısır’da yatırım yapıyorlar, bunun için Çin’de, Asya’da, Güneydoğu Asya’da yatırım yapıyor Türk iş adamları. Türkiye’de yatırım imkânı olsa yatırım yapar. Türkiye’de yatırım yapılıyor mu? Yapılmıyor. İkinci çeyrekte, Türkiye’de yatırım hacmi eksi 1,5 olmuştur yani yatırımlar daralmıştır. Ee, niye yapmıyor? Devlet altyapı yapmıyor. Devletin altyapı yapmadığı bir ülkede üstüne özel sektör fabrika kurar mı? Şimdi, devlet altyapıyı özelleştiriyor, devlet eğitimi, sağlığı özelleştiriyor. Peki o zaman… Yani şimdi bunu özelleştiriyorsun ama altyapıyı özelleştirmek yatırım ortamını zayıflatır çünkü eğer devlet altyapı yapmazsa özel sektör de üstüne fabrika kurmaz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, teşvikler kaldırıldı tamamıyla. Yani, dünyanın hangi ülkesinde yatırım teşvikleri kaldırıldı? Bugün ekonomik kriz var, tüm yatırımların desteklenmesi lazım konjonktürel etki olsun diye ama Türkiye’de hiçbir teşvik yok. Yatırım teşviki olmayınca ne diye iş adamı yatırım yapsın. Kaldı ki haksız rekabet var yani siz yabancıya yüzde 10 stopajdan muaf tutup yahut bazı menkul değerler için yabancıdan vergi almazsanız, Türk sermayesinden yüzde 10 vergi alırsanız bu ne demektir? Haksız rekabet demektir. Yani bizzat Hükûmetin yabancıyla yerli sermaye arasında haksız rekabet yaratması karşısında elbette ki yerli sermaye durmayacaktır.

Değerli arkadaşlar, daha önemli, tartışmadığınız bir konu: Devlet Türkiye’de zayıflatılmıştır. Devletin zayıf olduğu bir ülkede ne piyasa ekonomisi çalışır ne de özel sektör yatırım yapar. Çünkü devletin bir düzenleyici rolü vardır. Bugün ekonomik kriz göstermiştir ki devleti zayıflatmak küresel kriz yaratıyor. Bütün ülkelerde aşırı özelleştirme, altyapı yatırımlarının özel sektöre devredilmesi sonucunda devlet zayıflamıştır. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız. Buyurun.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Piyasaya finans sektörü hâkim olmuştur ve bugünkü büyük kriz ortaya çıkmıştır. Onun için devleti zayıflatmamak lazım.

Şimdi, bakın, siz eğer enerjiyi, enerji dağıtımını özel sektöre verirseniz böyle bir durgunluk zamanında fiyatları düşürme imkânınız kalmaz. Oysaki devletin durgunluk döneminde ekonomiye girdi olan, üretime girdi olan elektrik gibi fiyatları düşürüp bir fiyat stratejisi uygulaması lazım ki ekonomide canlanma olsun.

Şimdi Türkiye’de devlet neyi uygulayacak? Arkadaşlar, devletin olmadığı, devletin zayıfladığı bir ekonomide istikrarı sağlayamazsınız, krizi önleyemezsiniz, piyasa ekonomisi çalışmaz.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Korkmaz.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir