BAŞKANLIK TUTKUSU GÜVENİ DÜŞÜRDÜ

Ekonomide iyi gelişmeler de var… Aralık ayında İhracat yüzde 9 arttı, İthalat yüzde 2.3 arttı. İhracatın daha fazla artması hem 2016 son çeyrek büyüme oranını olumlu etkileyecek, hem de cari açığı düşürecektir.  

En önemli sorun, Fitch ‘in kredi notumuzu yatırım yapılamaz-spekülatif seviyeye düşürmesine ve Moody’s not görünümünü olumsuza çevirmesine rağmen, Kurda ve Borsada olumsuz etkisinin sınırlı olmasıdır.  

Finans yorumcuları, not düşüşünün önceden satın alındığını söylüyorlarsa da, doğrular farklıdır. 2012 ve 2013 yılına kadar zaten üç not kuruluşunun üçünün notu da Türkiye için yatırım yapılamaz –spekülatif düzeyde idi. Ama o zaman sıcak para ve spekülatif sermaye rahat geliyordu. Şimdi de değişmeyecek…

 

 

Çünkü adı üstünde spekülatif sermaye kısa süreli ve hareketlidir. Spekülatif ortamlardan vur-kaç taktiği ile para kazanır. Önemli olan, uzun dönemli yatırım yapacak, ilave katma değer yaratacak, istihdam yaratacak, uzun dönemli risk alacak fiziki yatırım sermayesinin gelmesidir. Bu tür sermaye sıcak paranın cirit attığı ekonomilere zaten gitmiyor. Raiting notunu bu açıdan değerlendirmek gerekir.   

Zira Türkiye’nin yatırıma ve üretime ihtiyacı var… Ancak hükümetin böyle bir programı ve niyeti yok. Olamaz da çünkü her şey seçimler ve referandum üstüne, popülizme yöneliktir.  

Raiting kuruluşlarından sonra, hükümette ekonomide popülizme ağırlık verince, reel sektörün ve tüketicinin güveni geçen yılın ocak ayına göre bu sene yüzde 10 geriledi. 

Popülizm yatırımları engeller… Söz gelimi Devlet anahtar teslim fabrika yapacak şeklinde propaganda yapılıyor.  İnternetten bakarsak , 16 Mart 2016 , 1 Haziran 2016 , 4 Eylül 2016 , 12 Ekim 2016 tarihlerinde Bakanların ve Ekonomi Yönetimi’nin bu başlık altında basına demeç verdiklerini görebiliriz . Yetmedi Başbakan, Doğu ve Güney doğu için 23.Ocak 2017 ‘de Cazibe Merkezleri açıkladı.  

Müracaatlar olabilir ve fakat bu güne kadar, bu bölgelere hangi yatırım yapıldı? Bu bölgelerde devletin yatırımlarda öncülük etmesi doğrudur. Ancak gerçekçi olmak zorundayız… Terör varken hangi özel sektör yatırım yapar. Suriye sorunu çözülmemiş iken sermaye bu bölgelere gider mi? 

2016 sonunda biten vergi affı taksitleri 2017 Mayısına kadar uzatıldı. 

Merkez Bankası faiz artırmamış olmak için gizli faiz uyguluyor ve Bankaları zora sokuyor.  

Devlet kurumu olan ve dolayısıyla toplumun malı olan Üniversite rektörleri, yalakalık yaparak evet oyu açıklıyorlar. Rektörlerin seçim veya referandum için propaganda yapması yasalara aykırıdır. Ayrıca bu milletin vergisi ile maaş alıp tek bir eğilime çalışması kamuoyunun vicdanını rahatsız etmiştir. 

Türkiye de fiilen 6 milyon işsiz var. Devlet doğrudan yatırım yaparak bunlara iş yaratmak yerine, torununa bakan büyükanneye maaş bağlıyor.  

Siyasi iktidar, içeride oy potansiyeli yaratmak için, AB ile kavgaya girdi ve AB çıpasını kaybetti.  

Popülizm örnekleri artırılabilir… Ancak artık sözün bittiği yerdeyiz.  Üretenin ve tüketenin morali bozuldu ve güvenleri düştü. 

 

Yatırımlar için en büyük teşvik, güven ortamıdır.  OHAL, ın uzaması ve sistem haline dönüşmesi, hukukun üstünlüğünde yaşanan sorunlar, iç ve dış problemler üstüne birde başkanlığın otokrasi korkusu eklenince, halk güven bunalımına düştü.  

Başkanlığın ekonomik anlamda daha iyi bir ortam yaratacağını varsaysak bile, popülizm, toplumsal gerginlik, OHAL içinde referandum yapılması, AB çıpasının kaybı ve Raiting kuruluşlarının engeli, onlarca yılda telafi edilemeyecektir. Ve inşallah bundan sonra referanduma kadar daha kötü günlere gitmeyiz.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir