BASIN NEDEN ÖZGÜR DEĞİL?

Yargıtay’ın kumpas dediği Ergenekon olayı, Türkiye tarihinde en az darbeler kadar konuşulacak ve tepki çekecektir. 1960 darbesinin üstünden 56 yıl, 1980 darbesinin üstünden 36 yıl geçmiş olmasına rağmen, izleri ve mağdurları ve tepkiler devam ediyor.  Ergenekon kumpası da bu darbeler kullanılarak kurgulandı. 

Ergenekon kompasına siyasi destek verenler ile dolaylı ve dolaysız bu kumpas içinde olanlar asırlarda geçse, bırakın mağdurları, bu konuda vicdan azabı çeken kamuoyu tarafından takip edilecektir.

 

 

Aslında kamuoyunu da medya yanılttı… Zira medyanın kamuoyunu etkileme gücü fazladır. Bunun içindir ki , ‘’basın yarı kamusal hizmettir ‘’ diyoruz. İdeolojiye, siyasi iktidara ve çıkar guruplarına, menfaat karşılığı hizmet eden basın bu görevini kötüye kullanmıştır.

Ayrıca, Ergenekon kumpasında kendisi işin içinde mi bilemeyiz ve fakat siyasi iradenin destek verdiği çok açıktır.  Kozmik odaya girenler, genelkurmay başkanını normal mahkemede yargılayanlar, bir savcının başka bir savcıyı tutuklatması, eğer arkada bir siyasi irade olmasaydı, gerçekleşemezdi. Bu siyasi irade o zamanki Başbakan Sayın Erdoğan tarafından da ‘’ben Ergenekon savcıyım ‘’ denilerek bizzat teyit edilmiştir.

 

Bir kısım basın, Ergenekon kumpasını ideolojik temelde, bir kısım basın ise siyasi iradeye yaranmak için yapmıştır.

 

Dünkü Medya da ‘’Mahcup Manşetler ‘’ başlığı ile çıkan bir haberde, Ergenekon davasında Müebbet hapis haberini bazı gazeteler şu manşetlerle vermişlerdi:

 

Derin Devlete Müebbet,

Evet, darbeye teşebbüs ettiler,

Darbeye Müebbet,

Ergenekon Silahlı terör örgütüne müebbet hapis,

Ağır Darbe,

Cuntaya ceza yağdı,

 

Hükümet medya arasındaki karşılıklı çıkra ilişkileri, her dönemde önce medyaya darbe vurmuştur. Bazı medya patronları spekülatif kazancı, uzun dönemli ve istikrarlı kazanca tercih etmiş ve bu nedenle de ya siyasi iktidarların güdümü altına girmiştir. Bazıları ise ideoloji istismarı yapmıştır. . Bu durum mesleğin gerektirdiği objektiflikten uzaklaşmaya ve söz konusu medya aracının yalaka basın niteliği kazanmasına yol açmıştır.   Ayrıca Basının siyasi iktidarlar tarafından kontrol edilmesi sonucunu doğurmuştur.

 

Taraflı basın özgür basın olamaz…

Mamafih, Merkezi Washington’da bulunan sivil toplum kuruluşu Freedom House,  son ‘’ Dünyada basın özgürlüğü” raporunda Türkiye’yi ‘kısmen özgür’ statüsünden ‘özgür değil‘ statüsüne düşürdü.

Bu Raporda, basın üzerindeki siyasi baskıların artığı ve medya sektöründe işten atılmaların yaşandığı vurgulanıyor. Ayrıca Dünyada en çok tutuklu gazetecinin Türkiye ‘de olduğu ifade ediliyor.  Hükümetin, Medya yöneticilerini, hükümeti eleştiren gazetecilerin susturulmaması halinde çeşitli yaptırımlarla tehdit ettiği de belirtiliyor.

 

Yine, son yıllarda Türkiye’den gelen şikayetler üzerine ‘’Avrupa İnsan Hakları Komiserliği ‘’tarafından hazırlanan raporda mevcut yasaların ifade ve basın özgürlüğü önünde engel oluşturduğu, bu çerçevede Türk Ceza Kanunu bazı maddelerinin değişmesi gerektiği vurgulandı…  Mevcut uygulamaların da Medya çalışanlarını otosansüre ittiği açıklandı. Raporda Basın kanununun gazetecileri gereği kadar koruyamadığı da vurgulandı.

 

Yine, Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, 2014 Dünya Basın Özgürlüğü Sıralamasında Türkiye’yi, 180 ülke içerisinde, yeni savaştan çıkan Irak ile Gambiya arasında 154. sırada gösterdi. Bu örgüte göre, Türkiye de editoryal bağımsızlık ağır saldırı altındadır.

Sonuç olarak basın topluma haber verme ve bilgilendirme gibi, yarı kamusal hizmet gören, yani sosyal faydası yüksek olan bir hizmettir. Medyayı özel amaçları için kullananlar hem topluma, hem de medya ‘ya zarar vermiş oluyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.