BASIN DÖRDÜNCÜ KUVVET Mİ?

BASIN, neden dördüncü kuvvet? Çünkü Basın siyasi, sosyal ve ekonomik olaylara yön verme gücüne sahiptir. Gazetelerin bu güce sahip olması için halkın güveninin kazanmış olmaları gerekiyor… Aksi halde halk güvenmediği basının dediğini yapmaz.

Halk gazete ve dergilere ne kadar güveniyor?
Geçen sene bu tarihlerde gazetelerin toplam tirajı 5 milyondu… Bu senede 5 milyonda kaldı… Oysaki seçim heyecanı nedeniyle gazetelerin tirajının artması gerekirdi.

Birçok gazete de satılmıyor… Elden ve bedava dağıtılıyor…

2002 seçimlerinde gazeteler AKP aleyhine kampanya açtı… Buna rağmen halk tam tersini yaptı. Şimdi AKP gazetelerin bir kısmını dolaylı yoldan yanına aldı… Bir kısmını ise TMSF yoluyla el koydu… Bu defa aynı yanılgıya AKP’nin kendisi düştü… Çünkü halk gazetelerin dediğinin tersini yapıyor.

Bazı gazeteler paralı yapılan kamuoyu yoklaması yayınlıyor… AKP’yi yüzde 40, CHP yi yüzde 21 dolayında gösteren paralı kamuoyu yoklamalarının doğru olmadığını herkes biliyor… Halk da biliyor… Buna rağmen bazı gazetelerin bu anketleri yayınlaması anket yapana değil gazeteye tepki çekiyor.

Mahalli idareler seçimlerinde bir televizyonun finanse ettiği bir anket firması, İstanbul’da AKP adayının, oyların yüzde 60’ını alacağını ilan etmişti… Seçim sonunda bu firmanın bu işi paralı yaptığı ortaya çıktı.

Gazetelerin gerekirse kendileri anket yaparak, bu yoklamaların ne kadar doğru olduğunu tespit etmeleri gerekir. Eğer bu anketleri paralı yayınlıyorsa o zamanda bu yayına “Bu bir reklamdır” ibaresini koysunlar.

Gazeteler istismar ediliyor

BASININ dördüncü kuvvet olması, sermayenin iştahını kabartıyor. Medya patronu olarak, bu gücü diğer işlerinde ve devletle olan ilişkilerinde kullanıyorlar. Hatta gazete sahipleri hükümet kurup, hükümet düşürüyorlar… Veya siyasi parti kurup, sahip oldukları medyayı bu siyasi partinin organı gibi kullanıyorlar.

Bazı bankalar ve finans kurumları yüksek ücret vererek köşe yazarı çalıştırıyor… Bunların banka kalemşörleri olduğu çok net anlaşılıyor.

Bu şartlarda elbette ki medyanın yansız olması mümkün değildir. Taraflı medya ya da halkın güvenmesi mümkün değildir.

Bir siyasi partinin veya bir görüşün gazete ve dergisi olabilir… Ancak bu takdirde o gazete ve dergi tüm kitleye hitap etmez. Buna karşılık tarafsız olması gereken gazetenin bir siyasi partinin militanı olması, halkın tepkisini çeker.

Basında kalite düştü

BİR gazetede genel yayın müdürü ile köşe yazarının fonksiyonları ve birikimleri çok farklıdır. Ne yazık ki, genel yayın müdürü olan aynı anda köşe yazarlığına da merak sarıyor. Sonuçta hiçbiri doğru dürüst yürümüyor.

Köşe yazarının yorum yapması, muhabirin de haber yazması gerekir… Eğer köşe yazan, kendi köşesinde haber yazarsa elmayla armut karışmış olur.
Basında kayırmacılık ta kaliteyi düşürüyor… Bu kayırmacılık ya ilan almak veya dost- ahbap ilişkisi nedeniyle ortaya çıkıyor…

Örneğin bazı büyük tirajlı gazetelerin üç- dört sayfalık ekonomi sayfaları tamamıyla iş adamları ve şirketlere tahsis edilmiş durumdadır. Bu sayfalarda 25 milyon nüfusa ulaşan tarım sektörü veya 10 milyon nüfusa ulaşan esnaf kesimi veya işçilerle ilgili haberleri çoğu gün bulamazsınız.
Basın aynen eğitim ve sağlık gibi, dış faydası olan yarı kamusal nitelikte bir maldır. İstismar edilince tüm topluma zarar veriyor. Bu nedenle aynen siyasette olduğu gibi basında da yeniden yapılanmaya ihtiyaç vardır.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir