BANKALARA BASEL II DE YETMEDİ

Küresel süreçte faaliyetleri ve kârları çok hızlı artan bankalar aynı zamanda, finans sektörünün aşırı balon yapmasından ve yine aç gözlü bankaların spekülatif işler yapmasından endişe duymaya başladılar. Bu nedenlerle sermaye yeterliliği ve şeffaflığı öne çıkaran Basel II’yi geliştirdiler.

1985 yılından sonra, o zamanın tirajı bir milyona ulaşan Günaydın Gazetesi bir kampanya yapmıştı… “Şeffaf bankacılık…”

Bu kampanya tuttu göründü… Çünkü sonraki yıllarda da ekonomi yönetimi bu konuda önlemler aldı… Bankalar bilançolarını yayınlamaya başladı… Ne yazık ki sonradan 2001 krizinde, bazı bankaların makyajlı bilanço yayınladıkları ve halkı aldattıkları gerçeği ortaya çıktı…

2005 yılında Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener, bankacılık sisteminde Basel II’ye geçildiğini açıkladı…

Basel I, bankaların riskleri açısından sermaye yeterliliğini öngören prensipleri içermekteydi… Basel II ise, sermaye yeterliliği yanında, denetim otoritesinin incelemesi ve piyasa disiplini gibi diğer iki faktörün de aynı kapsamda değerlendirilmesini ele alan yeni standartlardan oluştu…

Bankalar için Basel II kuralları oluşturmanın amacı, finansal sistemin sağlam bir şekilde işlemesini sağlamak ve uluslararası bankalarla yerel bankalar arasındaki rekabetçi eşitliği güçlendirmektir.

Piyasa rekabeti sağlamıyor

Aslında ne yaparsak yapalım, önce piyasada rekabet kurallarının çalışması gerekir… Bizde bankacılık bir imtiyazdır… Bu noktadan sonra zaten piyasanın rekabet kuralları fazla işlemiyor… Fiilen bankalar anlaşarak ve Merkez Bankası’nı da etki altında tutarak, mevduata en fazla yüzde 18 faiz veriyorlar… Buna karşılık, kredi kartlarından akdi faiz olarak yüzde 60 ile yüzde 100 arasında faiz alıyorlar…

Tüketicinin istismar edildiği bir piyasada, rekabetten bahsetmek mümkün değildir.

Ayrıca mevcut yasa ve kurulu düzen de, bankaların piyasayı ve kamu oyunu istismarına izin veriyor.

Bankaların medya kuruluşları var… Bunlar yoluyla piyasayı ve tüketiciyi kendi istekleri doğrultusunda yönlendiriyorlar.

Bir bankanın piyasa kuralları içinde yaşaması ve rekabet etmesi için Basel II standartlarına gerek yoktur… Zaten iyi niyetli ise sermayesini güçlendirecek ve risklerini iyi yönetecektir…

Tarafsız denetim gerekir

BDDK’ nın da denetim yapması için standartlara ihtiyacı yok… Eğer tarafsız davranırsa, siyasi etki altında kalmazsa, yapacağı denetim bellidir… Basel’den çok, bağımsızlığının hakkını vermelidir…

Örneğin bankaların yabancılara satılması konusunda, BDDK her isteyen yabancıya banka alması için izin verdi. Neden? Çünkü ipler kendi elinde değil… Hükümet cari açığı kapatmak için, herşeyi yabancılara satıyor… Bankalar da bu çerçevede gidiyor…

Şimdilik bankalardaki yabancı payı yüzde 42 oldu… Eğer özel finans kurumlarını da sayarsak, bu pay yüzde 50’ye çıkıyor. Ziraat ve Halk Bankası’nın da yabancılara satılacağı anlaşılıyor…

Öte yandan Basel II başarılı olmadı. Başarılı olması için vasıflı personel, personelin eğitimi, bankaların Ar-Ge harcaması yapması gerekir… Personele düşük maaş vererek bu imkanlar sağlanmaz.

Piyasada işletmelerin kayıt içinde olması gerekir… Kayıt dışı işlemler bankaları zora sokuyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir