Bankalar Krizi Tetikliyor

Bankacılık bir devlet imtiyazıdır. Bu nedenle bankalar  herhangi bir şirket gibi davranamazlar. Ne var ki , Türkiye de bankalar kartel oluşturmuş durumdadır. Söz gelimi banka ve kredi kartları faizlerinde bütün bankalar Merkez Bankasını belirlediği azami faiz üstünden faiz alıyorlar. Bir tanesi de  ne olur rekabet için bir puan düşük alsın.

Öte yandan Merkez Bankası gösterge faizini belirliyor … Bankalar aynı faizle Merkez Bankasından fon sağlıyorlar. Ancak kredi faizlerine fahiş karlar koyuyorlar. Merkez bankası gösterge faizini 2 puan artırdı ve fakat bankalar verdikleri kredi faizlerini  daha yüksek oranda artırdılar. (Aşağıdaki tablo )

1 Mayıs’ta Merkez Bankası gösterge faiz oranı yüzde 8,25 ve  ortalama fonlama maliyet ise 8,34 idi. Dün itibariyle Merkez Bankası fonlama maliyeti , 1 Mayısa göre 2,74 puan (yüzde 32,8 oranında ) arttı. Ancak yine Merkez Bankası verilerine göre , İhtiyaç kredileri 9,65 puan ( yüzde 107,3 oranında ) ve ticari kredilerde 4,26 (yüzde 43,6 oranında ) arttı.

Bankaların  kredi faizlerinde  spekülatif artış yapması, ekonomik istikrarı bozuyor.   

  • Bankaların yatırım ve işletme kredi faizlerini spekülatif seviyede artırması , yatırımların maliyetini artırıyor ve yerli yabancı sermayeyi caydırıyor.
  • Tüketici kredi faizlerinin bu kadar yüksek oranda artması, bu kredileri bıçak gibi kesti. Tüketici kredilerinin daralması , talep daralmasına ve büyümenin düşmesine neden olur.
  • Reel sektör kredi faizlerinin artması aynı zamanda üretim maliyetlerini de artırıyor. Piyasada oligopol yapı olmasından ötürü de , maliyet artışları perakende fiyatlara yansıyor. TÜFE oranı artıyor.

Yapılması gereken  ; Banka kredilerine kar marjı koymaktır. Söz gelimi bir yasa ile , yatırım ve işletme kredilerinde fonlama maliyeti artı yüzde 20 , tüketici kredilerinde artı yüzde 25 kar marjı konulabilir.

Öte yandan ; Kamu bankaları da  ekonomik istikrarı bozuyor.

Ziraat Bankasına çiftçiyi, Halk bankasına  küçük sanatkar ve esnafı desteklemek görevi verilmiştir. Bunlar da bu kesimlere ucuz kredi verirler. Zararlarını da hazine karşılar. Bu desteklere toplum itiraz etmez. Çünkü her ikisi de toplum için gereklidir.  Ne var ki iş burada kalmıyor , bu bankalar aynı zamanda kur artmasın diye döviz alıp-satıyorlar . Hükümet istiyor , piyasanın yarısı faizle  konut kredisi veriyorlar. Ya da Hükümetin istediği doğrultuda basın işletmeleri satışı için  kredi veriyorlar. Bu zararların tamamı hazineden ve doğal  olarak  vergi mükellefinin cebinden  çıkıyor. Vergi mükellefi tarıma verilen desteklere itiraz etmiyor ve fakat birisi lüks ev sahibi olacak diye neden parasının bir kısmını vergi mükellefi karşılasın ? Dahası kamu bankalarının sırtını devlete dayamış olması , bankalar arasında haksız rekabet yaratıyor. Piyasada rekabet düzenini bozuyor.

Yapılması gereken ; Kamu bankalarının  yerli sermaye ye özelleştirilmesidir. Çiftçi ve esnafa herhangibir bankada kredi verebilir. Faiz farkını hazine karşılar.

Siyasi iktidar da açıkladığı programda aksayan yanları görmüş ki ,açıklanan programda  ‘’ Finansal hizmetlerin düzenlenmesi ve denetlenmesi için Türkiye Finansal Hizmetler Kurulu kurulacaktır. ‘’ diyor. Ancak amacın ne olduğu anlaşılmıyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir