BAŞKANLIK UMUT VERMİYOR

Rahmetli Haydar Aliyev’e sizden sonra kim başkan olacak diye sorumuşlar? O da tereddütsüz elbette oğlum demiş. Danışmanlar bu defa çekine çekine , ‘’ demokrasi açısından halk tepki vermez mi?  ‘’ diye sorumuşlar… Aliyev cevap vermiş : ‘’ Halkın şansı yok… Eğer iki oğlum olsaydı, halk demokratik olarak ikisinden hangisini isterse onu seçebilirdi. ‘’ 

Şimdi İlhan Aliyev’in Eşini Cumhurbaşkanı başyardımcısı yapmasında da aynı gerekçe geçerlidir. Azeriler farklı da hicvedebilirler.

Arjantin’de darbe sonrası 1972 yılında sürgünden dönen ve yeniden başkan seçilen Peronun karısı Isabel Peron ‘da başkan yardımcılığına seçilmişti.  Perón’un hastalığı sırasında birkaç kez başkanlığa vekalet etti. 1 Temmuz 1974’te Perón’un ölümü üzerine başkan olarak onun yerine geçti. Arjantin’de Ekonomik ve siyasi sorunların tırmanmasıyla 1976’da askeri darbe ile başkanlıktan düşürüldü. . 1981’de rüşvet suçlamasıyla yargılandı.  

 

 

Aslında Trump’ta daha şimdiden yakınlarını kayırmakla eleştiriliyor. Söz gelimi, damadı Jared Kushner’ı Beyaz Saray’a danışman olarak atadı. Ancak ABD’ de bir başkanın ailesinden birini, başkan yardımcısı olarak atamaya yetkisi yok, çünkü seçimle geliyor…  

Biz de de referanduma sunulan başkanlık rejiminde başkan yardımcısı seçilmiyor… Cumhurbaşkanı doğrudan atama yapıyor. Yani bu tür çağdışı ve insanlığın huzurunu bozacak eylemleri yapar veya yapmaz, her şey başkanın insafına kalmış. 

Özetle, Eş dost ve akraba kayırma her sistemde olur… Ancak Arjantin’de ve Azerbaycan’da olduğu gibi eşini başkan yardımcısı yapanlar, yalnızca başkanlık rejimlerinde oluyor. Parlamenter demokraside bakan seviyesinde kayırma oluyor ve fakat kontrol ve denge gözetildiği için o kadar da kör parmağım gözüne anlayışı olmuyor. 

Aşağıda iki tablo var… İlk tablonun özeti şöyle: Dünyanın refah düzeyi en yüksek 50 ülkesinden 32 ‘si yani bu ülkelerin yüzde 64’ü parlamenter sistem ile idare ediliyor. Bu 50 ülke içinde yalnızca 9’u yüzde 18’i başkanlık rejimi ile idare ediliyor.  

 

Aşağıdaki İkinci tabloda, Dünyanın en geri kalmış ve yoksul olan 10 ülkesi yer alıyor. Bu on ülke içinde parlamenter sistemle idare edilen tek bir ülke bile yok. Bu on ülkenin dokuzu başkanlık rejimi, birisi ise yarı başkanlık sistemi ile idare ediliyor. 

Referanduma giderken, bu tabloları değerlendirmek zorundayız.  

Kadir Has Üniversitesi, Türkiye soysal – siyasal eğilimler araştırması 2016 ‘ya göre, Parlamenter Demokrasiyi isteyenlerin oranı yüzde 52.7 iken, Başkanlık sistemini isteyenlerin oranı yüzde 32.5’ te kalıyor.   

Gerek siyasi iktidar ve gerekse MHP’ nin Devlet Bahçeli Kliği, Başkanlık rejimini için rasyonel –akılcı bir gerekçe bulamıyor ve hayır diyenleri, PKK ve Feto yanında göstermek gibi ağır bir suçlamada bulunuyorlar. Bu durum toplumda siyasal kutuplaşmayı artırıyor. 

Kadir Has Üniversitesinin aynı 2016 araştırmasında , ‘’ Türkiye de bir siyasal kutuplaşma olduğunu düşünüyor musunuz ‘’ sorusuna halkın yüzde 61.7’si evet demiştir.  

Türkiye geçmişte ne çektiyse bu siyasal kutuplaşmadan çekmiştir. Bu günkü ekonomik – sosyal ve siyasal sorunların temelinde bu kutuplaşma yatmaktadır. Bu nedenle referandumun objektif ve doğru yapılmasına dikkat etmek zorundayız. Aksi hale hile –hurda yapılırsa maalesef bu kutuplaşma daha çok tırmanacaktır. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.