AVRUPA RAPORU: EKONOMİDE DENGESİZLİK VAR

Avrupa Birliği 2014 Türkiye ilerleme raporu, Ekim 2013 ten, Eylül 2014 ‘e kadar olan dönemi kapsamaktadır. Bu raporun ekonomik değerlendirmeleri ve yapılan tespitler aynı zamanda Türkiye’nin ne yapması gerektiğini de açıkça ortaya koymuştur.

1.Raporda , ‘’ ekonomi politikasının temel unsurlarına ilişkin mutabakat zayıflamıştır. Türkiye, makroekonomik dengesizlikleri azaltmaya ve uzun dönemli büyüme potansiyelini yakalamaya yönelik adımları atmalıdır.’’ Deniliyor.

Aslında makroekonomik sorunlar faiz tartışması içinde kayboluyor. Gerçekte ise:


2004 yılından beri yüzde onun etrafında dönen kronik enflasyon, Yalnızca Merkez bankasının para ve faiz politikaları ile ve TL’ yi değerli tutmakla çözülmüyor. Bu nedenledir ki, bu güne kadar enflasyon hedefi tutmadı. Çözülmesi için devlet ve piyasa optimal dengesi kurulmalı, üretim kapasitesi ve verimlilik artırılmalı, hükümet hibe ve yardımlara değil yatırıma ve istihdama kaynak yaratmalıdır.

Büyümeye gelince, düşük kur ithalatı cazip hale getirmiş. İthal aramalı ve hammaddeye bağlı bir üretim yapısı oluşmuş. Dışa bağımlı büyüme sıcak para ve spekülatif sermayenin çıkmaya başlaması ile bu büyüme tökezlemeye başlamıştır.

Ayrıca, üretime ve yatırıma dayanan bir büyüme değil, tüketime dayanan bir büyümenin de eninde sonunda bitmesi kaçınılmazdır. Yatırım eğilimin düşmesine de ekonomide kırılganlığın artması neden olmuştur.

Türkiye’nin yeniden büyümesi için, içerde aramalı ve hammadde üretiminin desteklenmesi, devletin özellikle altyapı yatırımlarını özelleştirmekten vazgeçmesi, başta bankaları satın alan spekülatif yabancı sermayenin önlenmesi ve sıcak paranın kontrol edilmesi gerekir.

2. Yine raporda ‘’dış açık hala yüksek olup, bu açığın kısa vadeli fonlarla finansmanı ülkeyi küresel yatırımcı duyarlılığındaki değişimlere karşı kırılgan hale getirmektedir. ‘’ deniliyor.

Yıllarca önce ‘’cari açığın sürdürülmesi mümkün değil ‘’demiştim. Çünkü cari açığın finansmanı sıcak para ve dış borçla yapılıyor. Sıcak para da kısa vadeli dış borçla aynı anlama gelir. Ayrıca cari açığın kendisi gibi, cari açığın finansmanı da ekonomide kırılganlık yaratıyor. Cari açığın temel nedeni, suni bir rahatlık sağlayan sıcak para ve düşük kur uygulamasıdır. Hükümetin kısa dönemli, yalnızca oy almaya yönelik popülist politikasına Merkez Bankası da alet olmuştur. Bu anlamda cari açık iyice kanatmaya başlamıştır.

Kaldı ki, cari açık yanında ve belki de daha fazla olarak, dünyanın Türkiye’ye ‘’ otokrasiye gidiyor ‘’ teşhisi koyması da kırılganlığı artırmıştır. Ciddi yabancı yatırımları caydırmıştır.

3. AB raporunda kayıt dışı istihdamın da yaygın olduğu ve bunun iş gücü piyasasında etkinliği düşürdüğü vurgulanıyor.

Bu güne kadar aklı başında olan herkes, istihdam üstündeki yüklerin yüksek olduğunu ifade etti. Bu yük bir işçinin işletmeye maliyeti içinde Yüzde 37 ile yüzde 40’ ulaşıyor. Yüzde 40 yüksek bir orandır ve kaçak işçi çalıştıranlar bu oranı risk almaya değer bir oran olarak görüyor. Bu yükü yüzde 25’e çekersek, işverenler kaçak işçi çalıştırmayı riske değmez bulacak ve kayıt dışı azalacaktır. Kayıt dışı azaldığı ve sosyal güvenliğe dahil olan çalışanlar arttığı için devletin gelirleri de artacaktır.

Netice, Ekonomide üç maymunları oynamanın da bir sonu var. Sürdürülemez. Biz tartışmazsak yabancılar bizi tartışır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir