ATATÜRK SÖYLEMİŞTİ

AKP’NİN Anayasa’yı değiştirmek istemesini görünüşte sivil anayasa ve kişisel özgürlüklere bağlıyor. Ne var ki tartışmalar ve çalışmaların şekline bakarsak AKP’nin gerçek niyeti ortaya çıkıyor. Türban sorunu Anayasa değişikliğinin kilit noktalarından birisini oluşturdu. Bu konunun son kararını yine Başbakan’ın vereceği anlaşıldı. AKP ve Başbakan, yapılacak değişikliklerin içeriğini tartışmıyor. Tasarının AKP tasarısı olacağı anlaşılıyor… Buna karşılık Meclis Başkanı da Meclis içinde bir uzlaşma olması gerektiğini açıklıyor. AKP, Anayasa’nın temel felsefesi ile ilgili görüşlerini açıklamıyor… Ancak bu konuda görüş açıklayanları da tekzip etmiyor. Bu konuda konuşanları kim konuşturuyor? sorusu akla geliyor. Örneğin Atilla Yayla diye bir profesör “Yeni Anayasanın Kemalizm’den çok liberalizme dayanması gerekir” diyor. Anayasa değişikliği laik, demokratik cumhuriyete karşı bir hareket gibi gelişiyor.

Anayasa değişikliği tartışılırken, AKP aynı zamanda sınama yapıyor. Örneğin dünkü basında, Kars ve Tunceli dışında kalan tüm Anadolu illerinde lokantalar gündüz kapalı tutuluyor. Akşam açılıyor. Bu görünmeyen bir baskı değil mi? Bu tavizler oldukça laikliği içine sindiremeyenlerin, yobazların yarın açık lokantaların camlarını indirmeyeceğini kimse garanti edemez .

Ulusa sesleniş

ALİ Cem Vatantürk’ün “Atatürk’ten Ulusa sesleniş” isimli ve fark yayınları tarafından yayınlanan bir kitabı çıktı.

Atatürk’ün 70- 80 yıl önceki konuşmaları, bugün olacakları ve toplumun bu olacaklar karşısında kayıtsız kalmasının yanlış olduğunu vurguluyor. Kitapta yer alan ve Ata’nın söylediklerinden bazı örnekler şöyledir:

“Cumhuriyetimiz, öyle zannedildiği gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için çok kan döktük. İcabında kurumlarımızı savunmak için lâzım olanı yapmaya hazırız.”

Yabancı sermaye

“Memleketİn ve inkılabın, içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için, bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması lâzımdır. Bu kuvvetler ortak amaç uğruna birleşmelidir.”

AKP özelleştirilen kuruluşlardan tutun, bankalara kadar ülkenin varlıklarını yabancı sermayeye devredip, bu günkü dış cari açığı kapatmakla ilgileniyor. Bu yabancı sermayenin gelecekte nelere mal olacağını hesaplamak istemiyor.
Anayasa değişiklik paketi içinde Avrupa Birliği’nden onay almaya uğraşıyor. Atatürk bu konuda 1923’te şöyle diyor: “Eğer tüccar, işadamları bizden olmazsa, milli servetin önemli bir kısmı şimdiye kadar olduğu gibi, yine yabancılarda kalacaktır. Onun için milli ticaretimizi yükseltmeye mecbursunuz”

Din ticareti yapanlar

ATATÜRK, dinin kutsallığı ve din tacirleri ile ilgili olarak da yine 1923 ve 1930 yılında söyledikleri de şöyledir:

“Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına olanak yoktur. Yalnız şurası var ki, din Allah ve kul arasındaki bağlılıktır. Dinden maddi menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir. İşte biz, bu vaziyete karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz. Bu gibi din ticareti yapan insanlar, saf ve masum halkımızı aldatmışlardır. Bizlerin ve silerin asıl mücadele ettiğimiz bu kimselerdir. “ Eğer geçmişte dini oy için kullananlar ve akşam Musa’ya sabah İsa’ya evet diyenler olmasaydı, bugün bu konuları tartışmayacaktık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir