Asgari Ücrette Hülle

6 Aralık 2020 ‘de bu köşede İşçinin asgari ücret masasında temsil edilmediğini yazmıştım. Zira hükümette işveren olduğu için masada 10 işveren beş işçi temsilcisi oturuyor. Dahası yasa gereği aynı masada en yüksek üyeye sahip konfederasyon olan TÜRK-İŞ oturuyor. TÜRK-İŞ’e kayıtlı üye sayısı , toplam işçi sayısının yalnızca yüzde 7,2’si kadardır. Yani 100 işçiden yalnızca 7,2’ si masadadır. Özetle işçi asgari ücret masasında yoktur. 

Hükümet adına beş daimi temsilciden birisi de TÜİK’tir. Karşı tepkiler olunca , TÜİK ‘’ Asgari ücret tespit komisyonu tarafından  çıkarılan dengeli beslenme kalılbında yer alan ürünler asgari ücret komisyonu tarafından belirlenmiş olup ,  TÜİK tarafından sadece fiyat verileri kullanılarak hesaplanmaktadır. Sepette ortalama gıda harcamalarının payı yüzde 23,1 ve gıda dışı harcamaların payı yüzde 76,9’dur.’’ Diyor ve 2021 asgari ücret için 2 bin 792 lira öneriyor.

TÜİK’in iki yanlışı var…

Birincisi … Asgari ücretlinin harcama sepetinde gıdanın payı en az yüzde 40’tır. Asgari ücretlinin aldığı  para gıda ve kiraya gidiyor. Gıda fiyatları  da TÜFE oranının üstünde artıyor. Asgari ücretlinin harcama sepeti içinde gıdanın  payını daha düşük yüzde 23,1 oranı üstünden ve TÜFE’ye  hesaplarsak , çalışanlar baştan kaybetmiş oluyor.

İkincisi … TÜİK kendisi ile çelişkiye düştü. 2019 ocak ayında , 2019 yılı için bir işçinin asgari geçim ücretini 2451,79 lira olarak açıklamıştı. 2019 yılı TÜFE oranı yüzde 11,84 oldu. 2020 TÜFE oranı da 14,50 olarak alırsak , 2019 için hesaplanan asgari ücret 2021 için 3 139 ,91 lira ediyor. 

Dedim ya , asgari ücret masasının kurulması gösteriş düzeyinde kalıyor. Son kararı hükümet veriyor. 

Uygulanan politikalar ve özellikle  üretimin dışa bağımlı hale gelmesi nedeni ile siyasi iktidar adeta işsizlik üretiyor. 2020 pandemi yılı olduğu için 2019 istihdam verileri ile 2003 istihdam verilerini karşılaştırırsak , bu yıllar arasında nüfus artışı 16,7 milyon kişi olmuş , buna karşılık istihdam artışı  7 milyon kişi olmuş. Yani İktidar 9,7  milyon işsiz yaratmış.

Bir yandan işsiz sayısı artarken, öte yandan asgari ücrette hülle yapmak , gelir dağılımını daha çok bozuyor.  Bir toplumda gelir dağılımında tam adalet sağlayamazsınız … Ama gelir dağılımındaki bozukluk kamu oyu vicdanını sarsacak derecede bozuk olmamalıdır. Olursa sosyal sorunlar tırmanır.

Ücret sorununda  en önemlisi , işçinin hakkına razı olmuş görünmesidir.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2020 ocak ayı istatistiklerine göre, toplam işçi sayısı 13 milyon 856 bin ve sendikalı işçi sayısı 1 milyon 918 bindir. Yani her 100 işçiden 13,3’ü sendikalı, 76,7’si sendikasızdır. Bu oranlara bakınca, Türkiye de işçi çoğunluğunu savunacak sendika yok diyebiliriz.

İşçi hakkını sendikalar aracılığı ile kullanır. Türkiye’de üç konfederasyon var. Her ideolojinin bir konfederasyonu var. İdeolojik ağırlıklı Sendikalar işçi haklarını korumakta objektif olamıyor, titiz davranamıyor. Hükümetler de karşılarında güçlü sendikalar istemiyor .

Yapılması gereken , her işçinin sendikaya girmesi , bu sendikaları birleştirmesi ve tek güç olarak  seslerini daha çok çıkarmalarıdır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir