AKP’ NİN KOYUNU, ŞİMDİ ÇIKIYOR OYUNU

2010 dış ticaret açığı, tahminlerin üstünde 71.6 milyar dolar olarak kesinleşti. 2009 yılına göre 2010 yılında, ihracat yüzde 11.5 oranında artarken, ithalat yüzde 31.6 oranında arttı. Sonuçta dış ticaret açığı da yine bir önceki yıla göre yüzde 84.5 oranında arttı.

 

 

AKP iktidarından önce, 2002 yılında Türkiye’ nin dış ticaret açığı 15.5 milyar dolar idi. Bu açık her yıl artarak, 2010 yılında 71.6 milyara yükseldi. Türkiye AKP iktidarında, 382,9 milyar dolar dış ticaret açığı verdi.  Bu açık, Türkiye’nin 2010 milli gelirinin yarısı kadardır.

 

Dış ticaret açığının bu kadar tırmanmasının nedenleri arasında 2010 yılında büyümenin etkisi var… Ancak asıl neden TL’ nin aşırı değer kazanmış olmasıdır.

 

Milli parasının aşırı değerli olmasından dolayı, bir ülkenin ithal ettiği mal ve hizmet fiyatları, içeride üretilenden daha ucuza gelirse ve yine aynı nedenden dolayı ihraç ettiği mal ve hizmetlerin fiyatı diğer ülkelerin ürettiği mallara göre daha pahalı olursa, İthalatı daha fazla ihracatı ise daha düşük kalır. Başka neden aramaya gerek yok. Sürekli dış ticaret açığı verir.

 

Merkez Bankası reel kur endeksine göre, TL halen yüzde 25 dolayında değerlidir.

 

Dış ticaret açığımızın bir kısmını,  Turizm gelirleri gibi döviz gelirleri ile kapatıyoruz. Geride cari açık kalıyor. 2010 yılında bu cari açıkta tahminlerin üstünde çıkıyor. 46 milyar doları geçiyor.

 

2002 yılında, Türkiye’nin cari açığı 0.6 milyar dolar iken, 2010 yılında 46 milyar dolara yükseldi. Bu sekiz yılda Türkiye 216.8 milyar dolar cari açık verdi.

 

Dış cari açığın artması, kamu borçlanmasından, dış borçlanmadan daha kötüdür.  Çünkü örneğin bir şirket dış borç alırsa, ya ülkeye döviz girişi olur veya bu döviz karşılığı mal ve hizmet girişi olur. Özel sektör bu dış borçla yatırım yaparsa veya iyi değerlendirirse, hem borcu ve faizini öder, hem de para kazanır.

 

Cari açık, bir ülkenin döviz açığıdır. Bu açık, bir bakıma dış ekonomik ilişkilerden dolayı ortaya çıkan zarardır. Bu zararın kapatılması için aldığımız dış borç, zararın her yıl büyümesine neden olur. Çünkü her yıl bu açık için alınan dış borç karşılığı Türkiye faiz ödeyecektir.

 

AKP iktidarında, Türkiye’nin her yıl ödemekte olduğu net dış borç faizi artmaktadır. Dünya da faizler düştüğü halde Türkiye halen yüzde 5 ve yüzde 6 ile borçlanmaktadır. MB raporlarına göre, 2010 yılında Türkiye’nin her yıl dışarıya ödediği net faiz, 2002 yılına göre iki katına çıkmıştır. Bu 8 yılda dışarıya giden net faiz 51.4 milyar dolardır.

 

Dış borç dışında bu açığı kapatmak için, Hükümetin özelleştirme yoluyla blok olarak yabancılara sattığı Telekom gibi altyapı şirketlerinin ve diğer varlıkların,  Türkiye’ den elde ettikleri kar her sene yurt dışına çıkacaktır.

 

Cari açığı kapattığımız, sıcak parada, eninde – sonunda çıkacak kısa vadeli borçtur. Üstelik, TL değerli para olarak kaldığı sürece, sıcak parada borsadan aldığı spekülatif karları götürecektir.

 

Özetle Türkiye artık, dalgalı kur sisteminin cari açık tuzağına düşmüştür. Bundan sonra sürekli döviz kaybedecektir.

 

Bu tuzağa bizi dalgalı kur sistemini getirenler düşürmüştür. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere uygun olan kur sistemi, kontrollü kur sistemidir.  Dalgalı kur sistemi ile Uluslar arası fonlar, dış ticaret yapmakta olduğumuz gelişmiş ülkeler, Türkiye’nin kaynaklarına el koymuş ve ekonomimiz yabancı kontrolüne girmiştir.

 

Bu nedenledir ki, sürekli cari açık veriyoruz. Bu nedenledir ki, bankaları büyük oranda yabancılar kontrol ediyor, bu nedenledir ki, imalat sanayinin yüzde 60’ı yabancılara geçti.

 

Gelişmiş ülkeler savaşmadan, ekonomimizi işgal ettiler ve kaynaklarımızın kaymağını onlar yiyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir