AKP İKTİDARININ RESESYONDAN ÇIKIŞ POLİTİKASI YOKTUR

PROF. DR. ESFENDER KORKMAZ

CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ

BASIN BİLDİRİSİ

10.09.2009

 

 

 

AKP İKTİDARININ RESESYONDAN ÇIKIŞ POLİTİKASI YOKTUR.

 

 

A) DURUM TESPİTİ

 

1)TÜİK, bu yılın İkinci çeyreğinde (Nisan-Mayıs-Haziran) bir önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranını yüzde -7 olarak açıkladı.

 

Geçen sene ikinci çeyrekte ekonomi daralmaya başlamıştı. Büyüme oranı yüzde 2.8’ e düşmüştü. Baz etkisi nedeniyle GSYH’ nın eksi yüzde 7 küçülmesi, daha fazla önem kazanıyor.

 

İkinci çeyrekte, yüzde 7 küçülme, Türkiye’ nin G-20’ ler içinde en fazla küçülme yaşayan ülke olduğunu gösteriyor.

 

BAZI G-20 ÜLKELERİNDE İKİNCİ ÇEYREKTE, BİR ÖNCEKİ YILIN AYNI DÖNEMİNE GÖRE BÜYÜME ORANI

 

AB (27)        -4.8

ALMANYA    -5.9

FRANSA      -2.6

İTALYA         -6.0

ABD              -3.9

TÜRKİYE      -7.0

 

2) TÜİK, 2009 ilk çeyrek küçülmeyi yüzde 13.8’ den yüzde 14.3’ e revize etti. Üç çeyrektir GSYH’ da üst üste yaşanan yüksek oranlı küçülme, İkinci dünya savaşından sonra, Cumhuriyet tarihindeki en ağır resesyonunu gösteriyor.

 

3) Resesyonla birlikte, sektörler arasında olması gereken denge de iyice bozuldu. İkinci çeyrekte, mali aracı kuruluşlar (bankacılık sektörü ağırlıklıdır) yüzde 7.5 oranında büyürken, Reel sektörü temsil eden bir sektör olan imalat sanayi yüzde 8.7 oranında küçüldü. Yani reel sektör ile finans sektörü arasında 16.2 puan büyüme farkı var.

 

4) İstihdam sorunu devam ediyor. Mevcut ekonomik yapı işsizlik üretiyor. 

İstihdamda ve büyümede sürükleyici sektörlerden birisi olan inşaat sektörü, ikinci çeyrekte yüzde 21 oranında küçüldü. Ulaştırma sektörü ise yüzde 11.5 oranında küçüldü.

 

KÜÇÜLME DEVAM EDECEK

 

5) Üçüncü çeyrek büyüme oranı da eksi çıkacak. Talep eksikliği ve yatırımlardaki gerileme, bu durumu daha açık gösteriyor.

 

Yatırım artışı, istihdam artışı ve gelir artışı yaratır. İkinci çeyrekte, sabit sermaye oluşumunda büyüme oranı eksi 24.6 oldu. Yatırımlardaki daralma beş çeyrektir devam ediyor. Yatırımlarda ikinci çeyrekteki daralma, birinci çeyreğe göre birkaç puan düşük olmakla birlikte, yüksek hacimli bir daralmadır. Yatırım hacmindeki daralma, eksi büyümenin ve işsizliğin devam edeceğini göstermektedir.

 

GAYRİ SAFİ SABİT SERMAYE OLUŞUMU

 

2008     II. ÇEYREK      -2.9                 2009  I ÇEYREK  -27.5

             III. ÇEYREK     – 9.7                          II ÇEYREK -24.6

             IV.ÇEYREK     -19.4

 

6) İkinci çeyrekte üretim yerine stoktan satış yapıldı. Geçen sene ikinci çeyrekte yüzde -0.3 olan stok değişmesi, bu sene ikinci çeyrekte yüzde -3.4 oldu.

 

Bunun nedeni, beyaz eşya ve otomotivde kalıcı olmayan geçici vergi indirimleridir. Bu indirimlerin geçici olması, firmaların üretim planlaması yapmasını engellemiş, yerine ithalat ve stoklardan satışı artırmıştır.

 

7) İkinci çeyrekte talep artışı olmamıştır. Tersine sabit fiyatlarla geçen sene ikinci çeyrekte 18.111 milyon lira olan tüketim, bu sene aynı çeyrekte 18.072 milyona gerileyerek, yüzde 0.2 oranında daralmıştır.

 

Dünyanın birçok ülkesinde, talep artışı yaratmak için, tüketicinin cebine para konulmuş. Gelirler artırılmış. Vergi indirimleri uygulanmıştır. AKP iktidarı, tersine kamu çalışanlarının ücretlerinden kesmiş, tarım desteklerini artırmamış. Yatırım teşviklerini geciktirmiştir.

 

AKP IMF POLİTİKALARININ TUZAĞINA DÜŞTÜ

 

2001 yılında, yangın söndürme programı şeklinde açıklanan program ve dalgalı kur sistemi, IMF’ nin önerisi ve onayı ile yapıldı. Program talep kısıcı politikalara ağırlık veriyordu. Tarımda desteklerin yüzde 50 oranında azaltılmasını öngörüyordu.

 

Büyümenin dış kaynak girişi, özellikle sıcak para girişine, düşük kur ve ithalata bağlı bir büyüme öngörüyordu. AKP, ekonomiyi rehavete sokan, iç dinamikleri körelten ve spekülatif piyasa yaratan bu politikalara sarıldı.

Bu günde aynı çizgide devam ediyor. Bu nedenle Türkiye daha ağır bir resesyon yaşıyor… Ve yine bu nedenle resesyondan çıkış gecikiyor.

 

2009 yılında bütçe açığı arttı. Ancak kamu altyapı yatırımları artmadı. Çalışanlara gelir artışı yapılmadı. Tarım destekleri artmadı. Buna karşılık geçici etki yapan, mahalli seçimler nedeniyle popülist harcamalar arttı. Bu harcamalar kalıcı bir talep artışı sağlamadı.

 

Borsadaki artış, fiziki yatırım beklentisini, üretim beklentisini olumlu etkilemedi. Zira, Türkiye de sektörel dengenin bozuk olması, sepkülatif piyasa yapısı, reel piyasalarla, sermaye piyasanın ayrı çalışmasına neden oluyor.

 

Türkiye’ nin resesyondan çıkışı ve ekonomik istikrar için, IMF mirası olan orta vadeli plan yerine, uzun vadeli yapısal dönüşüm planı yapması, bu plan içinde iç üretim ve istihdamı artıracak kısa vadeli dinamik programlar yapması, kontrollü kur rejimine geçmesi, dış ekonomik ilişkilerde ulusal politikaları benimsemesi, içeride sektörel denge ve kamu hizmetlerinde etkinlik sağlaması gerekiyor.

 

AKP’ nin özgün bir iktisat anlayışı olmadığı için, IMF’ yi dışarıda tutan bir yaklaşım benimseyemiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir