2023 HEDEFLERİ SİYASİ POPÜLİZMDİR

Üçüncü çeyrekte büyümenin düşük çıkması, Türkiye’nin 2025 hedeflerine ulaşmasının imkansız olduğunu gösterdi.

Her şeyden önce bu büyüme ile Dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına giremeyiz. Zira:

1.Bırakın bu günü son 4 yıldır Türkiye’nin büyüme oranı gelişmekte olan ülkeler ortalamasının altında çıkıyor. 2003-2014 ortalaması olarak, gelişmekte olan ülkelerde büyüme oranı yüzde 6.3, buna karşılık Türkiye ‘de 4.8 oldu. Türkiye sıcak paraya ve dış borca dayalı geçici büyüme yaşadı. Bu tür büyüme sürdürülemez. Borcu, borçla çevirmek sürdürülemeyeceğine göre, Türkiye net dış borç ödeyen ülke konumuna gelince hazırdan yediklerini geri ödeyecek ve bu durum fakirleşmeye neden olacaktır. 


2.Büyüme olmayınca Yıllık GSYH’ nın 2 trilyon dolara çıkması da mümkün olmaz. Bunun için TÜİK, muhtemelen aynen 2006 da yaptığı gibi , ‘’Yurt içi Gayri Safi Hasıla hesabını güncelledim ‘’ diye kağıt üstünde milli geliri artıracaktır. TÜİK başkanının ‘’ aslında biz zannedildiğinden daha zenginiz ‘’ demesi bu manipülasyonun yolunu açmak içindir. Ne yazı ki bu gibi manipülasyonlar yabancı yatırımcılar için güvensizlik ortamı yaratıyor.

3.Kişi başına düşen milli geliri 20 bin doların üstüne çıkarmakta yine ancak kağıt üstünde yapılabilir. Gerçekte Türkiye orta gelir tuzağına düştü. Fert başına Milli gelir dolar cinsinden azalıyor. Söz gelimi 2011 yılında ilk 9 ay için fert başına ortalama milli gelir 7.886 dolardır. 2014 yılında bu gelir 7.742 dolara gerilemiştir.

4. Yüzde 7’nin üstünde büyüme hedefi ise şimdiden çökmüş durumdadır. 401 milyar dolar dış borcumuz varken, üretim aramalı ve hammadde ithalatına bağımlı iken, 4 yıldır orta gelir tuzağına düşmüş iken, Ortalama tasarruf oranı yüzde 13 iken, büyüme oranlarını yüzde 7’nin üstüne çıkarmak mümkün değildir.

5. ‘’İşsizliği çok küçük mertebelere çekmek ‘’ hedefine için en yakışan söz ‘’Martaval okumak’ ’tır. Büyüme olmayınca istihdam da olmaz. 2014 üçüncü çeyreğinde yatırımlar da büyüme -0.4 olmuştur. Yatırımlar daralırken, yeni yatırım yapılmayınca elbette ki tersine işsiz sayısı artacaktır.

Aşağıdaki tabloda 2000 yılından bu güne büyüme ve işsizlik oranları yer almaktadır. Büyüme varken de işsizlik artmıştır. Çünkü üretimde ithal aramalı ve hammadde kullanılmaktadır. Yani biz üretim yaparken yalnızca aramalı ve hammadde ithal ettiğimiz ülkelerin istihdamına katkı yapıyoruz.

Bundan sonra uzun süreli durgunluk döneminde işsizliğin daha da artması kaçınılmazdır.

BÜYÜME VE İŞSİZLİK ORANLARI

BÜYÜME VE İŞSİZLİK ORANLARI (YÜZDE)

YILLAR

BÜYÜME ORANI

TÜİK İŞSİZLİK ORANI

FİİLİ İŞSİZLİK ORANI

2000

6,8

6,5

10,9

2001

-5,7

8,4

12,3

2002

6,2

10,3

14

2003

5,3

10,5

13,9

2004

9,4

10,8

15,1

2005

8,4

10,6

16,5

2006

6,9

10,2

17,2

2007

4,5

10,3

16,6

2008

0,9

11

17,4

2009

-4,8

14

20,6

2010

9,2

11,9

18,3

2011

8,5

9,8

15,9

2012

2,2

9,2

15,4

2013

4,4

9,7

15,8

2014

3.0

10,1

17,1

Aslında 2023 hedefleri, planlama yapılmadan, birkaç bürokratın iyi niyet rakamları olarak yayınlanmıştır. Zira AKP iktidarı Devlet Planlama Teşkilatını kaldırmıştır. Plan yapmak için önce bir sorumlu ve uzman kamu kuruluşu olmalıdır. Ayrıca planlama için, kamu yanında, özel sektör, Gönüllü sivil toplum örgütleri, Üniversiteler işbirliği yapmalıdır. Yani plan toplum tarafından yapılır. Planlama olmadığına göre, 2023 hedefleri zaten bir siyasi popülizmdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir