2006 YILI NE GETİRDİ?

Mayıs ve haziran aylarında yaşanan şok dalgalanma 2006 yılına damgasını vurdu. Eğer bu dalgalanma olmasaydı, 2006 yılı iyi bir yıl olacaktı. Ne var ki dünyada ve Türkiye’de bu dalgalanma ne ilktir. Ne de son olacaktır.

Dünyada ve Türkiye ‘de 2006 yılında, finans sektörünün aşırı büyümesi ve sermaye hareketlerinin hızlanması sonucu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde büyüme yaşandı. Üretim aynı hızla artmadığı için, petrol ve emtia fiyatları arttı. Finans sektörü  şiştiği için de reel sektörle arasındaki denge 2006 yılında daha çok  bozuldu..    

Bu tablo içinde 2006 yılında dünyada en fazla kaynak kaybına uğrayan ülke Türkiye oldu.

Dış işlemler cari açığı 35 milyar dolar oldu. Bu açık üç yolla finanse edildi. Sıcak para… Dış borç… Yerli şirketlerin ve bankaların yabancılara satılması … 
Zira sıcak para nasıl olsa çıkacak.. Borçları da ödemek zorundayız.. Satılan şirket ve bankaların artık karları dışarıya transfer edilecektir.

Her üç yöntem, hem ekonomide riskleri artırdı.. Hem de gelecek yıllarda Türkiye’nin imkanlarını tüketti.

2006 yılında hazine  8 milyar dolar dış borç faizi ödedi.. Bu faizi Türkiye kazanmadan ödedi.. Çünkü özellikle IMF’ den alınan krediler yalnızca açık kapamada kullanıldı.. Bu dış borcu eğer yatırımlarda  kullanılmış olsaydık, borç kendi faizini ödemiş olurdu. Kısaca dışarıya ödenen bu faiz de ekonomi için bir kaynak kaybıdır.

Öte yandan, Mayıs – haziran şoku  2006 yılında ekonomiyi daha kırılgan yaptı. Enflasyon geçen yıla göre arttı. Sıcak para çıkışını durdurmak ve artan riski karşılamak için Merkez Bankası faiz oranlarını artırdı. Kamu borç stokunun faiz yükü de artmış oldu.

Faizleri artırması yanında, başkanın döviz almayın gibi sözleri, daha önemlisi enflasyon hedeflemesi olduğu halde enflasyon hedefinin tutmamış olması, 2006 yılında merkez bankasının kredibilitesini düşürdü.     

2006 yılı Sıcak paranın da en hareketli olduğu bir  yıl oldu.. mayıs ve haziranda 20 milyar dolar azalan sıcak para stoku, yılın ikinci yarısında yeniden eski seviyesine yükseldi.

Bir başka özelliği, bankaların yabancılara satışı oldu.. Bu yolla yabancılar sektörün yüzde otuzunu ele geçirdi. 2007 yılında bu oranın yüzde elliye çıkması beklenmektedir.

2006 yılı çiftçiye desteğin azaldığı bir yıl olmasıyla da dikkat çekti. Fındığa düşük fiyat verildi.. Üretici eylem yaptı.  2006 yılı bütçesinde tarım destekleri azaldı.

Dolarizasyon arttı.. Geçen sene aralık ayında 76 milyar dolar turtan döviz mevduatı toplamı bu sene aralıkta 93 milyar dolara yükseldi.. Bu durum halkın devalüasyon beklentisi içinde olduğunu göstermektedir..

Nihayet yılın üçüncü çeyreğinde büyüme oranı yüzde 3’e geriledi. Aynı çeyrekte özel tüketim harcamalarındaki artış yüzde 1.5’ düştü.

Sonuç olarak, 2006 yılı ekonomide sorunların biriktiği bir yıl oldu.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir