|
2008 MALÎ YILI MERKEZİ
YÖNETİM BÜTÇE
KANUNU TASARISI İLE
2006 MALÎ YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU
TASARISI’NIN PLAN VE
BÜTÇE
KOMİSYONU GÖRÜŞME
TUTANAKLARI
BAŞKAN:
Sait AÇBA (Afyonkarahisar)
BAŞKANVEKİLİ: Mehmet Altan KARAPAŞAOĞLU (Bursa)
SÖZCÜ : Hasan Fehmi KİNAY(Kütahya)
KÂTİP : Süreyya Sadi BİLGİÇ (Isparta)
09.11.2007
İ Ç İ N D E K İ L E R
-
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi
- Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü
- Yükseköğretim Kurulu
- Üniversiteler
S Ö Z A L A N L A R
|
BİRİNCİ OTURUM |
|
|
|
|
|
Hüseyin ÇELİK
Milli Eğitim Bakanı |
Van |
|
İsa EŞME Yüksek
Öğretim Kurulu Başkan Vekili |
|
|
Esfender KORKMAZ |
İstanbul |
|
|
|
|
İKİNCİ OTURUM |
|
|
|
|
|
Hüseyin ÇELİK
Milli Eğitim Bakanı |
Van |
|
Harun ÖZTÜRK |
İzmir |
|
Mehmet Zekai ÖZCAN |
Ankara |
|
Erkan AKÇAY |
Manisa |
|
Mehmet Akif
HAMZAÇEBİ |
Trabzon |
|
Ömer Faruk ÖZ |
Malatya |
|
Esfender KORKMAZ |
İstanbul |
|
Ferit Mevlüt
ASLANOĞLU |
Malatya |
|
Münir KUTLUATA |
Sakarya |
|
Ali Osman SALİ |
Balıkesir |
|
Mustafa ÖZBAYRAK |
Kırıkkale |
|
Bülent BARATALI |
İzmir |
|
Kerem ALTUN |
Van |
|
Emin Haluk AYHAN |
Denizli |
|
Mehmet GÜNAL |
Antalya |
|
Mustafa KABAKCI |
Konya |
|
Fatma Nur SERTER |
İstanbul |
|
Osman ÇAKIR |
Samsun |
|
Muharrem İNCE |
Yalova |
|
Mustafa ÖZYÜREK |
İstanbul |
|
Necdet BUDAK |
Edirne |
|
Necdet ÜNÜVAR |
Adana |
|
Cahit BAĞCI |
Çorum |
|
İbrahim HASGÜR |
İzmir |
|
Necat BİRİNCİ |
İstanbul |
|
Rüstem ZEYDAN |
Hakkari |
|
|
|
|
SORULAR |
|
|
|
|
|
Harun ÖZTÜRK |
İzmir |
|
Alaattin BÜYÜKKAYA |
İstanbul |
|
Sadık BADAK |
Antalya |
|
Mehmet Akif
HAMZAÇEBİ |
Trabzon |
|
Mehmet GÜNAL |
Antalya |
|
Erkan AKÇAY |
Manisa |
|
Ferit Mevlüt
ASLANOĞLU |
Malatya |
|
Mustafa ÖZYÜREK |
İstanbul |
|
Mustafa KALAYCI |
Konya |
|
Cahit BAĞCI |
Çorum |
|
İsa EŞME Yüksek
Öğretim Kurulu Başkan Vekili |
|
|
Hüseyin ÇELİK
Milli Eğitim Bakanı |
Van |
|
Harun ÖZTÜRK |
İzmir |
|
|
|
|
ÜÇÜNCÜ OTURUM |
|
|
|
|
|
MADDELER |
|
|
|
|
|
Kapanma Saati
21:22 |
|
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 10.14
BAŞKAN: Sait AÇBA (Afyonkarahisar)
BAŞKAN VEKİLİ: Mehmet Altan
KARAPAŞAOĞLU (Bursa)
SÖZCÜ: Hasan Fehmi KİNAY (Kütahya)
KÂTİP: Süreyya Sadi BİLGİÇ
(Isparta)
BAŞKAN – Plan ve Bütçe
Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli Millî
Eğitim Bakanımız, Millî Eğitim Bakanlığımızın
değerli temsilcileri, diğer kamu kurum ve
kuruluşlarımızın değerli temsilcileri, basınımızın
ve televizyonlarımızın değerli temsilcileri;
Başkanlık Divanı adına hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
11’inci Birleşimin Birinci
Oturumunu açıyorum.
Gündemimizde Millî Eğitim
Bakanlığı, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi
Başkanlığı, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu
Genel Müdürlüğü, Yükseköğretim Kurulu ve
üniversiteler bütçeleri yer almaktadır.
Öncelikle, Millî Eğitim Bakanlığı,
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı,
Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel
Müdürlüğü bütçelerini sunmak üzere Millî Eğitim
Bakanımıza söz vermek istiyorum.
Buyurun Sayın Bakanım.
…………….
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Müsaade
edin ona da biz karar verelim. Her hükûmetin bir
programı var.
MUHARREM İNCE (Yalova)
– Doğru bilgilendirmiyorsunuz.
ESFENDER KORKMAZ
(İstanbul) – Kaynak milletindir, devletindir,
hükûmetin değil.
BAŞKAN – Değerli
arkadaşlar, müdahale etmeyin lütfen.
Sayın Bakan, siz devam
edin.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Politikalar hükûmetindir,
bu farkı öğrenseniz fena olmayacak.
ESFENDER KORKMAZ
(İstanbul) – Ama kaynaklar, devletindir,
milletindir.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Ona şüphemiz yok.
ESFENDER KORKMAZ
(İstanbul) – Hükûmet istediği gibi keyfi
harcayamaz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Kimse keyfi harcamıyor.
BAŞKAN – Sayın
Korkmaz, değerli arkadaşlar, lütfen…
…………………..
Buyurun
Sayın Esfender Korkmaz.
ESFENDER KORKMAZ
(İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, Sayın
Bakan, Sayın YÖK Başkan Vekili, değerli
milletvekilleri, değerli bürokratlar ve değerli
basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
konuşmama üç başlık altında yapmaya çalışacağım.
Birincisi, Sayın Bakanın eğitime ayrılan
kaynaklarla ilgili verdiği bilgiler. İkincisi,
eğitimde kaynakların etkin kullanımını bu Hükûmet
sağlayamadı. Üçüncüsü, bu nedenle ortaya çıkan
beyin göçünün ortaya çıkardığı kaynak
kayıplarıdır.
Şimdi, bu üç başlık
altında konuşmaya çalışacağım, ama bütçenin
geneliyle ilgili Hükûmetin… Özel eğitimde
Bakanlığın özürlülere verilen eğitimin başarılı
olduğunu söylüyorum ve kendilerini de kutluyorum
bu açıdan.
Değerli arkadaşlar,
şimdi, Sayın Bakanımız eğitime ayrılan kaynaklarla
ilgili bilgi verdi, ancak bu bilgi DPT’nin 2008
yılı Programındaki bilgilerle çelişiyor.
Biliyorsunuz DPT, Dokuzuncu Kalkınma Planını
hazırladı. Şimdi, tabii devletin iki kurumu
arasında bilgi kirliliği olması, icraatta birtakım
sorunlar ortaya çıkarır. Yani, bilgi alt yapısının
eksik olması yahut çelişkili olması, icraatta de
önemli sorunlar ortaya çıkarır.
Bakın, şimdi,
arkadaşlar, Sayın Bakanın kaynakların artırımı ile
ilgili 2002 ile 2006 arasındaki mukayesesine:
DPT’nin 2008 Yılı Programının 239’uncu
sayfasındaki tabloya bakarsak: Diyor ki, eğitime
ayrılan kaynaklar 2002 yılında gayrî safî millî
hâsılanın yüzde 4.4’ü idi, 2006 yılında 4.1’e
geldi. Şimdi, demek ki, eğitime ayrılan kaynaklar
AKP İktidarı döneminde azaldı. Tabii, bunun
azalmasının nedenini de Sayın Bakan söyledi. Neden
azaldı, çünkü mümkün mertebe eğitim hizmetlerini
özel sektöre siyasi iktidar yaptırmaya bakıyor.
İkincisi: Tabii, bu
kaynakların azalması yanında yatırım
göstergelerinde de olumsuz bir mukayese var. Sayın
Bakan dedi ki “OECD ülkelerinde yerimiz iyi, AB
ülkeleriyle yarışıyoruz.” Ama, bakın arkadaşlar,
yine 2008 Yılı Programına yine bakarsanız, 206’ncı
sayfasına bakarsanız, orada diyor ki, ben bir
yatırım göstergesi olarak alıyorum çağımızda,
öğrenci başına düşen bilgisayar sayısı, AB’nin 27
ülkesi itibarıyla 11.4, AB’ye yeni giren ülkeler,
Doğu Avrupa ülkeleri 7.1, Türkiye 4.1. Yani, AB’ye
yeni giren, Doğu Blokundan ayrılıp yeni giren
ülkeler de Türkiye’den yüksek.
Şimdi, burada, tabii,
eğitime ayrılan kaynakların böyle bakkal hesabıyla
karşılaştırılması olmaz arkadaşlar. Şimdi, bir
defa eğitimde zaten kaynaklar kıt, bunların iyi
planlanması lazım. Böyle bir planlama yok
eğitimde. Şimdi, neden olmadığını söyleyeceğim.
Öte yandan eğitimde
ideolojik yaklaşım, ideolojik pencereden bakmak da
ön plana çıktığı için burada birtakım özel
sektörde veya özel sektör dışında birtakım
ideolojik yaklaşımlar ortaya çıkıyor. Örneğin,
tarikatların yurtlar yapması gibi birtakım
sorunlar ortaya çıkıyor.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, bu eğitime ayrılan az kaynakların
etkin kullanımı çok önemli. Zaten yetersiz, ama
bunların da daha yararlı ve daha etkin
kullanılması gerekiyor. Şimdi, bir defa orta
öğretimde bu kullanılmıyor, çünkü bir eğitim
planlaması, bir insan gücü planlaması yapılmıyor.
Neden yapılmıyor? Şimdi söylediğim gibi, eğer
ideoloji ön plana çıkarsa, bunu yapamazsınız.
Yani, imam hatip tartışmasına, türban tartışmasına
girerseniz bunu yapamazsınız. Öncelikli sorun
eğitim olmazsa, bunu yapamazsınız.
Şimdi, kaynaklar özel
sektöre kaydırılıyor, yani devletin eli kolu bağlı
“özel sektör yapsın” deniyor. Ne yapıyor vergi
muafiyeti tanınıyor. Şimdi, arkadaşlar, yani vergi
muafiyeti demek devletin parasıyla okul yapmak
demektir. Onun yanında da bir o kadar kaçırsa ne
yapacaksınız?! Peki, yani devletin parasıyla hibe
yapılır mı arkadaşlar? Adam devletin parasıyla
okul yapıyor, yani devlette onun tamamını vergiden
düşüyor ve dolayısıyla okul yapıldı oluyor. Yani,
devletin parasıyla hibe yapılır mı? Hibe yapan
adam cebinden yapar, vergisini de verir yahut
belirli standartlar içinde yararlanır. Onun için
bu uygulama çok yanlış. Bu uygulama orta öğrenimi,
eğitimi plansızlığa itiyor ve içinden çıkılmaz
duruma sokuyor.
Şimdi, yükseköğrenimde
neden planlama yapılmıyor? Aslında yükseköğrenimde
insan gücü planlaması yapılması lazım. Şimdi, YÖK
Başkan Yardımcısı “Bazen biz yapıyoruz” diyor, ama
yapamazsınız. Sayın Başkan Vekili yapamazsınız.
Niye yapamazsınız, çünkü kadrolar siyasi iktidarın
elinde, yani size kadro vermezse… Demin söylediniz
araştırma görevlisi kadrosu vermezse, nasıl insan
gücü eğitim planlaması yapacaksınız? Sayın Bakan
yeni kadro veriyor musunuz ki, demir İsa Bey
vermediğinizi söyledi ve vermediğiniz de ortada.
Farklı amaçla veriyorsunuz kadroları, farklı
üniversitelere farklı yaklaşımlarla veriyorsunuz.
Hiçbir şekilde objektif kadro dağıtımı olmadı.
Şimdi, yurt dışına
gönderilen öğrenciye, yükseköğretim öğrencisini
eğer Millî Eğitim Bakanlığı tayin ederse,
elbetteki siz planlama yapamazsınız. Bu mahkeme
kararıyla dönse de, amaç ve hedef bellidir. O
zaman ne oluyor? Ortaya bir, yani siz bir insan
yetiştiriyorsunuz zar zor, devlet fedakârlık
ediyor, millet vergisinden oluyor, insan
yetişiyor, ama bu da yurt dışına gidiyor. Türkiye
yetiştirdiği vasıflı uzman beyinlerin yüzde 60’ını
kaybediyor arkadaşlar. Bir ülkenin yetişmiş bir
insan kaybetmesi, bir fabrika kaybetmesi gibidir.
Eğitim bir beşeri
yatırımdır. Bu hazır yatırımı siz başka ülkelere
devrediyorsunuz. Neden; Türkiye’de bu kadar yüksek
beyin kaybı, beyin gücü oluyor? Şimdi, bir defa
alt yapı yok. Ar-Ge’ye bakın, orada AB ortalaması
gayrî safî millî hâsılanın 1.74’ü, Türkiye’de
0.79’u. Özel sektör zaten her şeyi devletten
almaya alışmış, onun için özel sektör diyor ki
“devlet yapsın” zaten yeteri kadar yapmıyor. Peki,
siz yetişmiş uzman elemanınızı, üniversite
araştırma görevlisini yahut akademik personeli de
yurt dışına gönderemiyorsunuz. Bakın, arkadaşlar
Maliye Bakanlığında bütün meslek mensupları iki
sene yurt dışına gidiyor. Yani, üniversitelerde
hangi araştırma görevlisi gitti, hangi akademik
kadro gitti? Yani, düşünün ki, meslek memurları
garantiliyor yurt dışına gitmeyi, ama üniversite
personelinin böyle bir yurt dışına gitme gibi,
ihtiyacı olduğu halde, böyle bir imkânı yok.
Şimdi, tabii, insan
gücü planlaması yapılmadığı için bazı mesleklerde
fazlalık var, bazı mesleklerde de… İşte doktor
eksik, ziraat mühendisi, elektrik mühendisi fazla.
Tabii bu bir yerde kaynak israfıdır, kaynak
kaybıdır.
Şimdi, Türkiye’den
beyinler, insanlar neden göçüyorlar? Çünkü,
ekonomik, sosyal ve siyasi risk yüksektir. Neden
siyasi risk yüksek; Türkiye ABD’yi dış siyasette
çıpa olarak kullanıyor, ekonomide AB’yi çıpa
olarak kullanıyor. Türkiye’de siyasi istikrar olur
mu arkadaşlar? Türkiye’de kayıt dışı din eğitimi
var. Din istismarı var. Peki, olur mu o zaman,
Türkiye’de risk olmaz mı? Peki, laiklik.
Türkiye’de laiklik konusunun arkasından
dolaşılıyor. Elbetteki Türkiye’de risk olacaktır.
Arkadaşlar, bunların
çözümünü hepimiz biliyoruz. Çözümü, önce siyasi
iktidarın ekonomik, sosyal ve siyasi felsefesini
ve programını değiştirmesidir. Günü kurtarmakla,
böyle bakkal hesabıyla, birtakım yanlış bilgilerle
ne eğitimi yönetebiliriz ne de devleti
yönetebiliriz.
Teşekkür ediyorum,
saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Efendim,
teşekkür ederiz.
Değerli arkadaşlar,
13.30’da toplanmak üzere oturumu kapatıyorum
…………….
ESFENDER
KORKMAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, iki dakika
izin verirseniz…
BAŞKAN – Efendim,
vereceğim, bir müsaade ederseniz.
Yok.
ESFENDER KORKMAZ
(İstanbul) – Bir yanlış anlaşılma var Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Yanlış
anlaşılma yok da yanlış bir ifade var ama
düzeltildi, Akif Bey düzeltti efendim.
ESFENDER KORKMAZ(İstanbul)
– Kendi ifadem olduğu için müsaade ederseniz
düzelteyim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Peki,
buyurun.
ESFENDER KORKMAZ
(İstanbul) – Değerli arkadaşlar, şimdi, şahıs
yaparsa, kurumlar vergisi, bir kurum olarak okul
yapmak şart değil, şahıs yapar, yüzde 35 gelir
vergisi yani matrahtan dolayısıyla indirir.
ALAATTİN BÜYÜKKAYA
(İstanbul) – En yüksekten.
ESFENDER KORKMAZ
Devamla) – En yüksekten tabii, 1 milyon yatırıma
yapan adam yüzde 20’den mi vergi verecek? Demek
ki, 1 milyon yatırım yapsa 350 bini vergiden
gidiyor, devletten gidiyor, gerisi kendisinden
gidiyor. Yani, adam gelir vergisi olarak, tabii ki
özel şahıs yapıyorsa. Şimdi, arkadaşlar, bir adam
adına okul yapıyor, köyüne okul yapıyor. Peki, bir
de devlet buna katılıyor? Ne diye o zaman…
Devletin işi ne? Devlet vergi alıp okul yapacak.
Dolayısıyla…
BAŞKAN – Hocam,
teferruata girmeyelim, düzelttiniz, tamam.
ESFENDER KORKMAZ
Devamla) – Devletin işi başka, vergi alıp okul
yapacak devlet.
BAŞKAN – Şimdi
tartışma konusu olacak, teşekkür ederiz.
ESFENDER KORKMAZ
Devamla) – Peki, teşekkürler.
BAŞKAN – Ferit Mavlüt
Aslanoğlu.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanım, değerli
arkadaşlarım, Millî Eğitim Bakanlığının değerli
yöneticileri, YÖK’ün değerli yöneticileri, değerli
basın; hepinize saygılar sunuyorum.
Sayın Bakanım
Malatya’ya hoş geldiniz, ben de söylüyorum ama
naçizane şunu söylüyorum. Bakanım yok burada
galiba. Sadece şunu söylüyorum: Hepimizin Bakanı,
Türkiye’nin Millî Eğitim Bakanı, ama herhangi bir
ile gittiği zaman, o ilin tüm milletvekillerine
haber vermek o Bakanlığın görevdir.
MUSTAFA ÖZYÜREK
(İstanbul) – O AKP’nin Bakanı olarak görüyor
kendisini, niye devletin Bakanı yapıyorsun?
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)
– AK Partinin Bakanı.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) – Bir kez…
MUSTAFA ÖZYÜREK
(İstanbul) – AKP’nin Bakanı olarak görüyor
kendisini, bırak öyle kalsın.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım…
MUSTAFA ÖZYÜREK
(İstanbul) – Boşu boşuna Türkiye Cumhuriyeti’nin
Bakanı payesini vermeyelim.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Peki efendim.
Değerli arkadaşlarım…
BAŞKAN – Nerenin
bakanı oluyor Mustafa Bey?
MUSTAFA ÖZYÜREK
(İstanbul) – AKP’nin Bakanı.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)
– AK Parti…
BAŞKAN – Hayır
efendim, onu yanlış söylüyorsunuz. Bakan, Türkiye
Cumhuriyeti devletinin Bakanıdır, bunu düzeltirim.
MUSTAFA ÖZYÜREK
(İstanbul) – Ben Anayasa’yı okumuyorum, uygulamaya
bakıyorum.
BAŞKAN – Siz zaten
Anayasa dışında hareket ediyorsunuz, buyurun
hareket etmeye devam edin.
MUSTAFA ÖZYÜREK
(İstanbul) – Peki niye çağırmıyor? Bir muhalefet
milletvekilini niye davet etmiyor da sadece AKP’li
milletvekillerini çağırıyor?
ESFENDER KORKMAZ
(İstanbul) – Milletvekili nerenin milletvekili?
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)
– Bakan Bey cevap versin.
........
|