Prof. Dr. Esfender Korkmaz'ın web sitesine hoşgeldiniz

 
 


ANA SAYFA

 

BİYOGRAFİ

KONFERANSLAR

KİTAPLAR

TBMM FAALİYETLERİ

FOTOĞRAF GALERİSİ

 

CHP GENEL MERKEZ İSTANBUL ARAŞTIRMALAR FORUMU

 

KARS-ARDAHAN-IĞDIR


İktisat Fakültesi Mezun ve Mensupları Vakfı


İ.Ü. İktisat Fakültesi


E-Posta




































































































 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 









 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 





 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


















 

 

 

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞMELERİ

 

9 Kasım 2007 Cuma

 

"Yüksek öğrenimde neden planlama yapılmıyor ?"


                                 2008 MALÎ YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE

KANUNU TASARISI İLE 2006 MALÎ YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU

TASARISI’NIN PLAN VE BÜTÇE

KOMİSYONU GÖRÜŞME

TUTANAKLARI

 BAŞKAN: Sait AÇBA (Afyonkarahisar)
                            BAŞKANVEKİLİ: Mehmet Altan KARAPAŞAOĞLU (Bursa)
                                      SÖZCÜ : Hasan Fehmi KİNAY(Kütahya)
                                       KÂTİP : Süreyya Sadi BİLGİÇ (Isparta)

09.11.2007

İ Ç İ N D E K İ L E R

 - MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
 - Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi
 - Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü
 - Yükseköğretim Kurulu
 - Üniversiteler

                                S Ö Z  A L A N L A R 

BİRİNCİ OTURUM

 

 

 

Hüseyin ÇELİK Milli Eğitim Bakanı

Van

İsa EŞME Yüksek Öğretim Kurulu Başkan Vekili

 

Esfender KORKMAZ

İstanbul

 

 

İKİNCİ OTURUM

 

 

 

Hüseyin ÇELİK Milli Eğitim Bakanı

Van

Harun ÖZTÜRK

İzmir

Mehmet Zekai ÖZCAN

Ankara

Erkan AKÇAY

Manisa

Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

Trabzon

Ömer Faruk ÖZ

Malatya

Esfender KORKMAZ

İstanbul

Ferit Mevlüt ASLANOĞLU

Malatya

Münir KUTLUATA

Sakarya

Ali Osman SALİ

Balıkesir

Mustafa ÖZBAYRAK

Kırıkkale

Bülent BARATALI

İzmir

Kerem ALTUN

Van

Emin Haluk AYHAN

Denizli

Mehmet GÜNAL

Antalya

Mustafa KABAKCI

Konya

Fatma Nur SERTER

İstanbul

Osman ÇAKIR

Samsun

Muharrem İNCE

Yalova

Mustafa ÖZYÜREK

İstanbul

Necdet BUDAK

Edirne

Necdet ÜNÜVAR

Adana

Cahit BAĞCI

Çorum

İbrahim HASGÜR

İzmir

Necat BİRİNCİ

İstanbul

Rüstem ZEYDAN

Hakkari

 

 

SORULAR

 

 

 

Harun ÖZTÜRK

İzmir

Alaattin BÜYÜKKAYA

İstanbul

Sadık BADAK

Antalya

Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

Trabzon

Mehmet GÜNAL

Antalya

Erkan AKÇAY

Manisa

Ferit Mevlüt ASLANOĞLU

Malatya

Mustafa ÖZYÜREK

İstanbul

Mustafa KALAYCI

Konya

Cahit BAĞCI

Çorum

İsa EŞME Yüksek Öğretim Kurulu Başkan Vekili

 

Hüseyin ÇELİK Milli Eğitim Bakanı

Van

Harun ÖZTÜRK

İzmir

 

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

 

 

 

MADDELER

 

 

 

Kapanma Saati  21:22

 

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 10.14

BAŞKAN: Sait AÇBA (Afyonkarahisar)

BAŞKAN VEKİLİ: Mehmet Altan KARAPAŞAOĞLU (Bursa)

SÖZCÜ: Hasan Fehmi KİNAY (Kütahya)

KÂTİP: Süreyya Sadi BİLGİÇ (Isparta)

 BAŞKAN – Plan ve Bütçe Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli Millî Eğitim Bakanımız, Millî Eğitim Bakanlığımızın değerli temsilcileri, diğer kamu kurum ve kuruluşlarımızın değerli temsilcileri, basınımızın ve televizyonlarımızın değerli temsilcileri; Başkanlık Divanı adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

11’inci Birleşimin Birinci Oturumunu açıyorum.

Gündemimizde Millî Eğitim Bakanlığı, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü, Yükseköğretim Kurulu ve üniversiteler bütçeleri yer almaktadır.

Öncelikle, Millî Eğitim Bakanlığı, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü bütçelerini sunmak üzere Millî Eğitim Bakanımıza söz vermek istiyorum.

Buyurun Sayın Bakanım.

…………….

 MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Müsaade edin ona da biz karar verelim. Her hükûmetin bir programı var.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Doğru bilgilendirmiyorsunuz.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Kaynak milletindir, devletindir, hükûmetin değil.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, müdahale etmeyin lütfen.

Sayın Bakan, siz devam edin.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Politikalar hükûmetindir, bu farkı öğrenseniz fena olmayacak.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Ama kaynaklar, devletindir, milletindir.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Ona şüphemiz yok.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Hükûmet istediği gibi keyfi harcayamaz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Kimse keyfi harcamıyor.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, değerli arkadaşlar, lütfen…

…………………..

 Buyurun Sayın Esfender Korkmaz.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, Sayın Bakan, Sayın YÖK Başkan Vekili, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar ve değerli basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, konuşmama üç başlık altında yapmaya çalışacağım. Birincisi, Sayın Bakanın eğitime ayrılan kaynaklarla ilgili verdiği bilgiler. İkincisi, eğitimde kaynakların etkin kullanımını bu Hükûmet sağlayamadı. Üçüncüsü, bu nedenle ortaya çıkan beyin göçünün ortaya çıkardığı kaynak kayıplarıdır.

Şimdi, bu üç başlık altında konuşmaya çalışacağım, ama bütçenin geneliyle ilgili Hükûmetin… Özel eğitimde Bakanlığın özürlülere verilen eğitimin başarılı olduğunu söylüyorum ve kendilerini de kutluyorum bu açıdan.

Değerli arkadaşlar, şimdi, Sayın Bakanımız eğitime ayrılan kaynaklarla ilgili bilgi verdi, ancak bu bilgi DPT’nin 2008 yılı Programındaki bilgilerle çelişiyor. Biliyorsunuz DPT, Dokuzuncu Kalkınma Planını hazırladı. Şimdi, tabii devletin iki kurumu arasında bilgi kirliliği olması, icraatta birtakım sorunlar ortaya çıkarır. Yani, bilgi alt yapısının eksik olması yahut çelişkili olması, icraatta de önemli sorunlar ortaya çıkarır.

Bakın, şimdi, arkadaşlar, Sayın Bakanın kaynakların artırımı ile ilgili 2002 ile 2006 arasındaki mukayesesine: DPT’nin 2008 Yılı Programının 239’uncu sayfasındaki tabloya bakarsak: Diyor ki, eğitime ayrılan kaynaklar 2002 yılında gayrî safî millî hâsılanın yüzde 4.4’ü idi, 2006 yılında 4.1’e geldi. Şimdi, demek ki, eğitime ayrılan kaynaklar AKP İktidarı döneminde azaldı. Tabii, bunun azalmasının nedenini de Sayın Bakan söyledi. Neden azaldı, çünkü mümkün mertebe eğitim hizmetlerini özel sektöre siyasi iktidar yaptırmaya bakıyor.

İkincisi: Tabii, bu kaynakların azalması yanında yatırım göstergelerinde de olumsuz bir mukayese var. Sayın Bakan dedi ki “OECD ülkelerinde yerimiz iyi, AB ülkeleriyle yarışıyoruz.” Ama, bakın arkadaşlar, yine 2008 Yılı Programına yine bakarsanız, 206’ncı sayfasına bakarsanız, orada diyor ki, ben bir yatırım göstergesi olarak alıyorum çağımızda, öğrenci başına düşen bilgisayar sayısı, AB’nin 27 ülkesi itibarıyla 11.4, AB’ye yeni giren ülkeler, Doğu Avrupa ülkeleri 7.1, Türkiye 4.1. Yani, AB’ye yeni giren, Doğu Blokundan ayrılıp yeni giren ülkeler de Türkiye’den yüksek.

Şimdi, burada, tabii, eğitime ayrılan kaynakların böyle bakkal hesabıyla karşılaştırılması olmaz arkadaşlar. Şimdi, bir defa eğitimde zaten kaynaklar kıt, bunların iyi planlanması lazım. Böyle bir planlama yok eğitimde. Şimdi, neden olmadığını söyleyeceğim.

Öte yandan eğitimde ideolojik yaklaşım, ideolojik pencereden bakmak da ön plana çıktığı için burada birtakım özel sektörde veya özel sektör dışında birtakım ideolojik yaklaşımlar ortaya çıkıyor. Örneğin, tarikatların yurtlar yapması gibi birtakım sorunlar ortaya çıkıyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu eğitime ayrılan az kaynakların etkin kullanımı çok önemli. Zaten yetersiz, ama bunların da daha yararlı ve daha etkin kullanılması gerekiyor. Şimdi, bir defa orta öğretimde bu kullanılmıyor, çünkü bir eğitim planlaması, bir insan gücü planlaması yapılmıyor. Neden yapılmıyor? Şimdi söylediğim gibi, eğer ideoloji ön plana çıkarsa, bunu yapamazsınız. Yani, imam hatip tartışmasına, türban tartışmasına girerseniz bunu yapamazsınız. Öncelikli sorun eğitim olmazsa, bunu yapamazsınız.

Şimdi, kaynaklar özel sektöre kaydırılıyor, yani devletin eli kolu bağlı “özel sektör yapsın” deniyor. Ne yapıyor vergi muafiyeti tanınıyor. Şimdi, arkadaşlar, yani vergi muafiyeti demek devletin parasıyla okul yapmak demektir. Onun yanında da bir o kadar kaçırsa ne yapacaksınız?! Peki, yani devletin parasıyla hibe yapılır mı arkadaşlar? Adam devletin parasıyla okul yapıyor, yani devlette onun tamamını vergiden düşüyor ve dolayısıyla okul yapıldı oluyor. Yani, devletin parasıyla hibe yapılır mı? Hibe yapan adam cebinden yapar, vergisini de verir yahut belirli standartlar içinde yararlanır. Onun için bu uygulama çok yanlış. Bu uygulama orta öğrenimi, eğitimi plansızlığa itiyor ve içinden çıkılmaz duruma sokuyor.

Şimdi, yükseköğrenimde neden planlama yapılmıyor? Aslında yükseköğrenimde insan gücü planlaması yapılması lazım. Şimdi, YÖK Başkan Yardımcısı “Bazen biz yapıyoruz” diyor, ama yapamazsınız. Sayın Başkan Vekili yapamazsınız. Niye yapamazsınız, çünkü kadrolar siyasi iktidarın elinde, yani size kadro vermezse… Demin söylediniz araştırma görevlisi kadrosu vermezse, nasıl insan gücü eğitim planlaması yapacaksınız? Sayın Bakan yeni kadro veriyor musunuz ki, demir İsa Bey vermediğinizi söyledi ve vermediğiniz de ortada. Farklı amaçla veriyorsunuz kadroları, farklı üniversitelere farklı yaklaşımlarla veriyorsunuz. Hiçbir şekilde objektif kadro dağıtımı olmadı.

Şimdi, yurt dışına gönderilen öğrenciye, yükseköğretim öğrencisini eğer Millî Eğitim Bakanlığı tayin ederse, elbetteki siz planlama yapamazsınız. Bu mahkeme kararıyla dönse de, amaç ve hedef bellidir. O zaman ne oluyor? Ortaya bir, yani siz bir insan yetiştiriyorsunuz zar zor, devlet fedakârlık ediyor, millet vergisinden oluyor, insan yetişiyor, ama bu da yurt dışına gidiyor. Türkiye yetiştirdiği vasıflı uzman beyinlerin yüzde 60’ını kaybediyor arkadaşlar. Bir ülkenin yetişmiş bir insan kaybetmesi, bir fabrika kaybetmesi gibidir.

Eğitim bir beşeri yatırımdır. Bu hazır yatırımı siz başka ülkelere devrediyorsunuz. Neden; Türkiye’de bu kadar yüksek beyin kaybı, beyin gücü oluyor? Şimdi, bir defa alt yapı yok. Ar-Ge’ye bakın, orada AB ortalaması gayrî safî millî hâsılanın 1.74’ü, Türkiye’de 0.79’u. Özel sektör zaten her şeyi devletten almaya alışmış, onun için özel sektör diyor ki  “devlet yapsın” zaten yeteri kadar yapmıyor. Peki, siz yetişmiş uzman elemanınızı, üniversite araştırma görevlisini yahut akademik personeli de yurt dışına gönderemiyorsunuz. Bakın, arkadaşlar Maliye Bakanlığında bütün meslek mensupları iki sene yurt dışına gidiyor. Yani, üniversitelerde hangi araştırma görevlisi gitti, hangi akademik kadro gitti? Yani, düşünün ki, meslek memurları garantiliyor yurt dışına gitmeyi, ama üniversite personelinin böyle bir yurt dışına gitme gibi, ihtiyacı olduğu halde, böyle bir imkânı yok.

Şimdi, tabii, insan gücü planlaması yapılmadığı için bazı mesleklerde fazlalık var, bazı mesleklerde de… İşte doktor eksik, ziraat mühendisi, elektrik mühendisi fazla. Tabii bu bir yerde kaynak israfıdır, kaynak kaybıdır.

Şimdi, Türkiye’den beyinler, insanlar neden göçüyorlar? Çünkü, ekonomik, sosyal ve siyasi risk yüksektir. Neden siyasi risk yüksek; Türkiye ABD’yi dış siyasette çıpa olarak kullanıyor, ekonomide AB’yi çıpa olarak kullanıyor. Türkiye’de siyasi istikrar olur mu arkadaşlar? Türkiye’de kayıt dışı din eğitimi var. Din istismarı var. Peki, olur mu o zaman, Türkiye’de risk olmaz mı? Peki, laiklik. Türkiye’de laiklik konusunun arkasından dolaşılıyor. Elbetteki Türkiye’de risk olacaktır.

Arkadaşlar, bunların çözümünü hepimiz biliyoruz. Çözümü, önce siyasi iktidarın ekonomik, sosyal ve siyasi felsefesini ve programını değiştirmesidir. Günü kurtarmakla, böyle bakkal hesabıyla, birtakım yanlış bilgilerle ne eğitimi yönetebiliriz ne de devleti yönetebiliriz.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Efendim, teşekkür ederiz.

Değerli arkadaşlar, 13.30’da toplanmak üzere oturumu kapatıyorum

…………….

 ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, iki dakika izin verirseniz…

BAŞKAN – Efendim, vereceğim, bir müsaade ederseniz.

Yok.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Bir yanlış anlaşılma var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yanlış anlaşılma yok da yanlış bir ifade var ama düzeltildi, Akif Bey düzeltti efendim.

ESFENDER KORKMAZ(İstanbul) – Kendi ifadem olduğu için müsaade ederseniz düzelteyim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Değerli arkadaşlar, şimdi, şahıs yaparsa, kurumlar vergisi, bir kurum olarak okul yapmak şart değil, şahıs yapar, yüzde 35 gelir vergisi yani matrahtan dolayısıyla indirir.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul) – En yüksekten.

ESFENDER KORKMAZ Devamla) – En yüksekten tabii, 1 milyon yatırıma yapan adam yüzde 20’den mi vergi verecek? Demek ki, 1 milyon yatırım yapsa 350 bini vergiden gidiyor, devletten gidiyor, gerisi kendisinden gidiyor. Yani, adam gelir vergisi olarak, tabii ki özel şahıs yapıyorsa. Şimdi, arkadaşlar, bir adam adına okul yapıyor, köyüne okul yapıyor. Peki, bir de devlet buna katılıyor? Ne diye o zaman… Devletin işi ne? Devlet vergi alıp okul yapacak. Dolayısıyla…

BAŞKAN – Hocam, teferruata girmeyelim, düzelttiniz, tamam.

ESFENDER KORKMAZ Devamla) – Devletin işi başka, vergi alıp okul yapacak devlet.

BAŞKAN – Şimdi tartışma konusu olacak, teşekkür ederiz.

ESFENDER KORKMAZ Devamla) – Peki, teşekkürler.

BAŞKAN – Ferit Mavlüt Aslanoğlu.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanım, değerli arkadaşlarım, Millî Eğitim Bakanlığının değerli yöneticileri, YÖK’ün değerli yöneticileri, değerli basın; hepinize saygılar sunuyorum.

Sayın Bakanım Malatya’ya hoş geldiniz, ben de söylüyorum ama naçizane şunu söylüyorum. Bakanım yok burada galiba. Sadece şunu söylüyorum: Hepimizin Bakanı, Türkiye’nin Millî Eğitim Bakanı, ama herhangi bir ile gittiği zaman, o ilin tüm milletvekillerine haber vermek o Bakanlığın görevdir.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – O AKP’nin Bakanı olarak görüyor kendisini, niye devletin Bakanı yapıyorsun?

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – AK Partinin Bakanı.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bir kez…

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – AKP’nin Bakanı olarak görüyor kendisini, bırak öyle kalsın.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlarım…

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Boşu boşuna Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakanı payesini vermeyelim.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Peki efendim.

Değerli arkadaşlarım…

BAŞKAN – Nerenin bakanı oluyor Mustafa Bey?

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – AKP’nin Bakanı.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – AK Parti…

BAŞKAN – Hayır efendim, onu yanlış söylüyorsunuz. Bakan, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Bakanıdır, bunu düzeltirim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Ben Anayasa’yı okumuyorum, uygulamaya bakıyorum.

BAŞKAN – Siz  zaten Anayasa dışında hareket ediyorsunuz, buyurun hareket etmeye devam edin.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Peki niye çağırmıyor? Bir muhalefet milletvekilini niye davet etmiyor da sadece AKP’li milletvekillerini çağırıyor?

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Milletvekili nerenin milletvekili?

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Bakan Bey cevap versin.

........