Prof. Dr. Esfender Korkmaz'ın web sitesine hoşgeldiniz

 
 


ANA SAYFA

 

BİYOGRAFİ

KONFERANSLAR

KİTAPLAR

TBMM FAALİYETLERİ

FOTOĞRAF GALERİSİ

 

CHP GENEL MERKEZ İSTANBUL ARAŞTIRMALAR FORUMU

 

KARS-ARDAHAN-IĞDIR


İktisat Fakültesi Mezun ve Mensupları Vakfı


İ.Ü. İktisat Fakültesi


E-Posta




































































































 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 









 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 









 

 

 

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞMELERİ

 

7 Kasım 2007  Çarşamba

 

"Yüzde 43 değerli kurla siz tarımda ihracat yapamazsınız..."


                                 2008 MALÎ YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE

KANUNU TASARISI İLE 2006 MALÎ YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU

TASARISI’NIN PLAN VE BÜTÇE

KOMİSYONU GÖRÜŞME

TUTANAKLARI

 

BAŞKAN: Sait AÇBA (Afyonkarahisar)
BAŞKANVEKİLİ: Mehmet Altan KARAPAŞAOĞLU (Bursa)
SÖZCÜ : Hasan Fehmi KİNAY(Kütahya)
KÂTİP : Süreyya Sadi BİLGİÇ (Isparta)

 ------------O----------

07.11.2007

İ Ç İ N D E K İ L E R

  - TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI

  - Tarım Reformu Genel Müdürlüğü

                            S Ö Z  A L A N L A R

BİRİNCİ OTURUM

 

 

 

 

 

Mehmet Mehdi EKER Tarım ve Köyişleri Bakanı

Diyarbakır

 

Mehmet YÜKSEL

Denizli

 

Gürol ERGİN

Muğla

 

Ali ER

Mersin

 

Abdülkadir AKCAN

Afyonkarahisar

 

Harun ÖZTÜRK

İzmir

 

Necdet BUDAK

Edirne

 

Necdet ÜNÜVAR

Adana

 

Mehmet GÜNAL

Antalya

 

Mustafa ÖZYÜREK

İstanbul

 

Ferit Mevlüt ASLANOĞLU

Malatya

 

 

 

 

İKİNCİ OTURUM

 

 

 

 

 

Mustafa KABAKCI

Konya

 

Mehmet Altan KARAPAŞAOĞLU

Bursa

 

Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

Trabzon

 

Mehmet Zekai ÖZCAN

Ankara

 

Ömer Faruk ÖZ

Malatya

 

Ali Osman SALİ

Balıkesir

 

Sadık BADAK

Antalya

 

Bülent BARATALI

İzmir

 

Münir KUTLUATA

Sakarya

 

Esfender KORKMAZ

İstanbul

 

Emin Haluk AYHAN

Denizli

 

Gültan KIŞANAK

Diyarbakır

 

Mustafa KALAYCI

Konya

 

Tuğrul YEMİŞCİ

İzmir

 

Erkan AKÇAY

Manisa

 

Halil AYDOĞAN

Afyonkarahisar

 

Alaattin BÜYÜKKAYA

İstanbul

 

Zeki ERTUGAY

Erzurum

 

Ramazan Kerim ÖZKAN

Burdur

 

Vahap SEÇER

Mersin

 

Mehmet Akif PAKSOY

Kahramanmaraş

 

Hakan COŞKUN

Osmaniye

 

 

 

 

SORULAR

 

 

 

 

 

Ahmet ERTÜRK

Aydın

 

Bülent BARATALI

İzmir

 

Ferit Mevlüt ASLANOĞLU

Malatya

 

Gürol ERGİN

Muğla

 

Erkan AKÇAY

Manisa

 

Münir KUTLUATA

Sakarya

 

Harun ÖZTÜRK

İzmir

 

Abdülkadir AKCAN

Afyonkarahisar

 

Mehmet GÜNAL

Antalya

 

Mehmet Mehdi EKER Tarım ve Köyişleri Bakanı

Diyarbakır

 

Gürol ERGİN

Muğla

 

Münir KUTLUATA

Sakarya

 

Gültan KIŞANAK

Diyarbakır

 

Harun ÖZTÜRK

İzmir

 

Mehmet Mehdi EKER Tarım ve Köyişleri Bakanı

Diyarbakır

 

 

 

 

MADDELER

 

 

 

 

 

Kapanma Saati  19:47

 

 

 7 Kasım 2007 Çarşamba

BAŞKAN – Plan ve Bütçe Komisyonumuzun değerli üyeleri, Değerli Tarım ve Köyişleri Bakanımız, Bakanlığımızın değerli temsilcileri, diğer kamu kurum ve kuruluşlarımızın değerli temsilcileri, basınımızın ve televizyonlarımızın değerli temsilcileri; hepinizi, Başkanlık Divanı adına saygıyla selamlıyorum. 9’uncu Birleşimin Birinci Oturumunu açıyorum.

Gündemimizde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü bütçeleri yer almaktadır. Bütçelerle ilgili sunuşunu yapmak üzere Sayın Bakanımıza söz veriyorum.

 ………………….

 Sayın Necdet Budak.

NECDET BUDAK (Edirne) – Sayın Başkan, Sayın  Bakan, değerli komisyon üyeleri, değerli bürokrat arkadaşlar, saygıdeğer basın mensupları; hepinize sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Tabii burada son konuşmacıların illüzyonist rakamlar, geçmişteki bazı uygulamalar ve bugüne yönelik, hükümetin icraatlarına yönelik ciddi eleştirilerine gerçekten katılmak mümkün değil. Bir kere rakamlar gerçekten illüzyonist değil. Son konuşmacıların dönemindeki, iktidar dönemindeki tarımın durumunu da biliyoruz 1,8 milyar dolar, şimdi de 5,4 milyar dolar. Yani rakamlar ortada. O nedenle ama bu kesinlikle de yeterli değil.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Siz yanlış rakam veriyorsunuz.

NECDET BUDAK (Devamla) – Aslında burada muhalefetin şu anda yapılanların ötesinde ileriye dönük öneriler ve yeni politika önerileri olması gerekir. Bu anlamda ben hiçbir fayda sağlayamadım. Biz geçmişe de takılıp kalmamız lazım. Çünkü dünya gerçekten ilerliyor ve yaşam da devam ediyor ve bu anlamda da 2006-2010 Tarım Strateji Belgesi, Avrupa Birliği ortak tarım politikası, Dünya Ticaret Örgütü, Avrupa Birliğiyle uyum çalışmaları anlamında tarım konusunda çalışmalar var. Bu konulara yönelik bizim politikalar burada tartışmamız gerekiyor eğer gerçekten bu politikalara katkıda bulunmak istiyorsak. Öbür türlü, birbirimiz sen iyisin ben kötüsün, bir yere varmak mümkün değil ve tarımcılara da bizden bir şeyler bekleyen çiftçilere de katkıda bulunmamız söz konusu değil.

Burada, peki, AK Parti İktidarı ne yapıyor tarımda felsefe olarak, bir kere bunu anlamak lazım. Bence, buradaki yapılmak istenen şu: On iki tane tarım kanunu çıkarılmış. Bunlar ilk defa çıkartılan kanunlar ve burada, bu Tarım Strateji Belgesi çerçevesinde bu kanunlarla Türkiye’de bir yasal altyapı tamamlanmış. Bir kere, Türkiye’de birim alanda verimlilik ve kalite bakımından biz dünyada birçok üründe rekabet edebileceğimiz alanlar var, ancak bizim çiftçilerimiz kayıt altında değil. Biz, çiftçilerimizi kayıt altına aldık. Hayvanlarımız kayıt altında değildi. Bunlar yapılmamıştı, bunlar kayıt altına alındı.

Şimdi, biz, kaç dekar, kaç işletme olduğunu, ne kadar hayvanımız olduğunu, işletmelerimizin durumunun ne olduğunu biliyoruz. Tarımsal anlamda da kanunların altyapısını yaptık. Biz, şimdi, bundan sonra, bu alanlarda, bu Tarım Strateji Belgesi çerçevesinde Türkiye’nin rekabet edebilirliğini ve verimliliğini artırmak için politikalar üretmemiz lazım.

İşte bunlar için de bu fikirleri tartışmamız gerekir ki, bunlardan en önemlisi su politikaları, sulama. Burada Sayın Milletvekilimiz Ali Er de dile getirdi, su politikaları ile tarım politikaları dünyada olduğu gibi özellikle bu küresel  ısınma nedeniyle ülkemiz koşullarında da bir paralellik arz eder. O bakımdan, su politikaları hem yer üstü hem yer altı su kaynaklarına sahip çıkacak, yap-işlet-devret modeliyle bu kaynakları bir an önce tarıma kazandıracak projeleri geliştirmemiz gerekir ki, bu anlamda DSİ’nin çalışmaları var.

Bir başka olay, yine bizim yağlı tohumlarda ürettiğimiz kadar ithal ediyoruz. Burada, biz, geçen dönem Yağ Araştırma Komisyonu kurduk, ben komisyon başkanlığını yapmıştım. Bu komisyonda muhalefet partisi milletvekili arkadaşlarımızın da katkısı oldu. Biz, bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına teslim ettik. Sayın Bakanımız sanırım mola verdi, ama Müsteşarımıza buradan ileteyim. Bu raporu alırsanız… Bu komisyonu biz çok sayıda milletvekilimiz, 12 milletvekili ve çok değerli bürokratlarla Türkiye’nin her yerini gezerek ciddi bir katkıda bulunduk. Lütfen, burada, özellikle tahıl ve yağlı tohumlar paritesi bakımından birçok anlamda önerilerimiz var, oluşturduğumuz politikalar var. Dikkate alırsanız, raflarda kalmaması açısından çok önemli.

Yine, bir başka olay, Türkiye’nin hem rekabet edebileceği hem de dünyanın açığı olan organik tarım alanında Türkiye’nin atılım yapması gerekiyor. Özellikle terörün söz konusu olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde ayrıca tarımda istihdam açısından önemli bir kaynak olan organik tarım işletmeciliği bu bölgede geliştirilebilir. Arazilerin yüksek, rakımın yüksek olması ve virüse bakımından ari alanlar olması, Türkiye’nin organik tarım potansiyelini ve bunu da artırıyor ve burada yapılabilecek en kolay şeylerden birisi, eğer kendi teknolojimiz, eğer kendi özel sektörümüz bu konuda yeterli değilse, yabancı ortaklarıyla bu alanlarda hem o bölgedeki kadınlarımıza kadar istihdam sağlayabilir küçük işletmeler olduğu için hem de Türkiye’nin organik tarımda rekabet edebilirliğini daha da dünya çapında pekiştirebilir, o pastadan daha fazla pay alabiliriz. Bu konuda da muhalefetin önerilerini ben önemsiyorum, ama bu konuda herhangi bir öneri gelmedi.

Yine, Türkiye, tohumculuk konusundan gen kaynakları bakımından zengin bir ülke olması, Tohumculuk Yasası’nın çıkması, inanıyorum ki -ulusal biyogüvenlik yasası da önümüzdeki günlerde geliyor- bu Tohumculuk Yasası’yla birlikte, Türkiye’nin dünyadaki yedi  gen merkezinden birisi olması, Allah’ın bir lütfudur bu Türkiye’ye, bizim topraklarımıza. Bu gen kaynaklarımızı kullanarak dünya çapında, Kuzey Afrika’nın…

Sayın Korkmaz.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Efendim, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli bürokrat arkadaşlar ve değerli basın mensupları; hepinize tekrar saygılar sunuyorum.

Efendim, sabahtan beri konuşmalarda görüyorum ki tarım sektörünün daha çok son beş yılda nereden nereye geldiği üzerinde duruluyor ve dolayısıyla, bu konuda Hükûmetin başarısı ortaya konulmaya çalışılıyor.

Şimdi, burada, tabii, elbette ki tarım sektörü bir yerden bir yere gelecektir, ancak, arkadaşlar, bu, bir sektörü değerlendirirken, hiçbir şekilde tek başına sektörü değerlendirmek mümkün değil. Yani, nominal rakamlarla, mutlak rakamlarla bir sektörü değerlendirirseniz, doğru politikalar üretemezsiniz. Onun için, bu şuna benzer: Yani, kaplumbağa da yürüyor, ama tavşan da, tazı da koşuyor. Yani, siz, şimdi, kaplumbağa yürüyor diye, buna, efendim, kaplumbağa yer değiştirdi, şuradan şuraya geldi demeniz yetmez, bunun nispi anlamda ortaya konulması lazım, yani bir mukayese edilmesi lazım diğer gelişmelerle, diğer faktörlerle mukayese edilmesi lazım.

Arkadaşlar, şimdi, bence bu çerçevede olayın ortaya konulması, tatminkâr olması için değerlendirilmesi ve ortaya konulması gerekirdi.

Şimdi, tarım sektöründe şu yapıldı, bu yapıldı’dan çok, bir ülkede tarım politikası önemli. Yani, ülkede tarım politikası tek başına üretim değildir. Tarım politikası, ekonomik, sosyal ve çevresel boyutları olan bir politikadır. Dolayısıyla, burada politikaları değerlendirirken, üretimi, tüketimi yahut ihracatı değerlendirirken, politikaların sosyal yanını da dikkate almak lazım, yani bu politikalar toplam olarak ne fayda getirdi, bu politikalar toplam olarak ne maliyet getirdi, sosyal faydası ve sosyal maliyetini de içine katarak değerlendirmek zorundayız.

Şimdi, bu anlamda, bakın, ekonomik anlamda üretim, ekonomik anlamda bir değerlendirme.

Şimdi, değerli arkadaşlar, yani, biraz dikkatli olmak lazım, burası Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi, biz de milletvekiliyiz. Millet de bizi seçti, gönderdi, doğru dürüst iş yapın diye.

Şimdi, burada, bu rapor, sektörde sağlanan olumlu gelişmeler, ilk satırı: “Tarım sektörü uzun yıllardan sonra ilk defa kesintisiz 14 çeyrek üst üste büyüdü.” Böyle söylerseniz ayıp olur bu ya! Açın, çünkü, Devlet Planlama Teşkilatının “Revize Edilmiş Ekonomik Gelişmeler-2007 Eylül” raporunu açın, orada diyor ki: “2004 yılı 3’üncü çeyreğinde tarım sektörü eksi 1,4.” Bakın, 3’üncü çeyrekte eksi büyümüş. “2005 4’üncü çeyrekte eksi 0,1. 2006 2’nci çeyrekte eksi 0,4. 2007 2’nci çeyrekte eksi 1,1.” Nerede 14 çeyrek kesintisiz büyümüş?

Arkadaşlar, ciddiyete davet ederim sizi. Yani, bunu hazırlayanları ciddiyete davet ederim. Şimdi, bu özel sektörde birisi olsa, samimi söylüyorum işten kovarlar. Ben, hem devleti yönettim hem özel sektörü yönettim, yani valla işten kovarlar ya! Olur mu böyle yanlış rakamlarla topluma yanlış bilgi vermek?

Arkadaşlar, ekonomik anlamda, tabii, verimlilik de ekonomik anlamda bir değerlendirmedir. Şimdi, yani ne yaptı Türkiye? Amerika Birleşik Devletleri’nde buğday üretimi, verimlilik hektara 5.700 kilogram, Türkiye'de 2 bin kilogram. Yani, sen diyeceksin ki, kardeşim, ben bunu 2 binden 4 bine çıkardım, Amerika’ya da yaklaşıyorum. Diyebiliyor musun böyle?

Şeker pancarı üretimini söylüyorum, verimliliğini. Avrupa Birliğinde hektar başına 58 bin kilogram. Türkiye'de 38 bin kilogram. Yani, şimdi tarımda önemli faktör verimliliktir arkadaşlar.

Şimdi, efendim, ortalamasını aldım, kaynak da önümde, isteyen arkadaşa veririm, biz kaynaksız konuşmayız.

Şimdi, bal üretimi arkadaşlar, Türkiye'de 5 milyon bal kolonisi var. Çin’den sonra dünyada sayı olarak 2’nci sıradayız, ama bal üretiminde 4’üncü sıradayız, koloni başına üretimde de 14’üncü sıradayız.

Ben iktisatçıyım arkadaşlar, yani tarım konusu, tabii, tarımdaki arkadaşlar bunları daha iyi değerlendirir, ama benim de faydalandığım kaynaklar belli, isteyen arkadaşlara veririm, ama bu bal üretimindeki verimlilik sorununu da hepimiz biliyoruz, yani bu aleni bir şey.

Şimdi, ihracata geçtik arkadaşlar. İhracatta, yine, burada nominal rakamları vermişsiniz, mutlak rakamları, böyle bir artan trend gösteriyor, ama toplam ihracat onun üstünde de arttı. Ayrıca, tabii, tarım mallarında ihracatın artması Türkiye açısından çok önemli. Hep örnek veriyorsunuz, 2002 yılında toplam ihracat içinde tarım ürünleri ihracatı 10,2, 2006 yılında 9,1. Hani, nedir yani, ihracatta başarı mı yapmış tarım sektörü?

Olayın sosyal tarafına bakalım arkadaşlar. Şimdi, tarımsal destekleri arkadaşlar değerlendirdi, ben tüketici tarafına bakıyorum.

Şimdi, siz, söyler misiniz, ben çok da sık yazdım bunu, yani tarlada 25 kuruşa satılan domatesi sofranızda 100 kuruşa yiyor musunuz, yemiyor musunuz? Ben buna bakarım, tüketiciyim. Yani, Tarım Bakanlığı bu konuda hangi adımları attı? Tarım Bakanlığının tam anlamıyla bu görevi, işi değil ama, bir yerde tarım ürünüdür.

Kredi faizlerine bakalım arkadaşlar. Şimdi, yüzde 17,5 tarım sektöründe, daha düşükler de var diyor Sayın Bakan, ama yüzde 17,5 kredi faizi dünyanın hiçbir tarafında yoktur. Bu yüzde 9 reel faiz eder. Bu küreselleşme sürecinde, biliyorsunuz faizler uzun süre eksi devam etti, Avrupa Birliğinde, Amerika’da, Japonya’da, birçok ülkede. Yani, şimdi, faizlerin eksi olduğu yahut yüzde 1-2 olduğu bir dünyada, siz, tarım sektörüne destek veriyorum diye yüzde 9 reel faizle kredi veriyorsunuz. Bunun neresi övünülecek bir şey?

Şimdi, değerli arkadaşlar, çevresel etkileri de dikkate almamız lazım. Bakın, dünyada organik tarım için bir hedef var, bir çaba var. Neden çaba var? Çünkü organik olmayan tarım, hem sağlığa zararlı hem de çevreyi kirletiyor. Bir örnek vereyim. Yaşadığım yöre olması açısından Çıldır Gölünde gölün suyunu içebilirdiniz, alabalık yetişirdi, şimdi, gidin, bakın -Doğu Anadolu’nun ikinci büyük gölü- gölün suyu kirli. Niye? Çünkü çevrede organik tarım yok. Neden? Gübre kullanıyorlar. Yani, kimyasal gübre kullanıyorlar. Tarım Bakanlığı ne yaptı o gölü temiz tutabilmek için? Orada neyi üretti? Hangi kimyasal gübreyi engelledi?

Arkadaşlar, madalyonun yalnız bir tarafına bakmak doğru değil. Biz, Avrupa Birliği ortak tarım politikasından farklı bir politika uygulamalıyız, çünkü Avrupa Birliği ortak tarım politikası… Bizim nüfusumuzun yüzde 25’i köylü, tarım, ne derseniz deyin, ama Avrupa’nın yirmi de 1’i. Avrupa nüfusunun yalnız yirmide 1’i tarımda, bizim yirmide 5’imiz tarımda. Dolayısıyla, Türkiye'nin bir ulusal tarım politikası olması lazım. Burada, nüfus kriterinin, göç kriterinin dikkate alınması lazım, çünkü tarım nüfusu sanayiye göç veriyor, şehre göç veriyor, ama onlara da iş bulamıyoruz. Ne oluyor o zaman? Anarşi oluyor, terör oluyor.

Onun için, Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle ortak tarım politikası farklı bir kulvarda olması lazım. İhracatta rekabet gücümüzü artırmamız lazım, ama burada Tarım Bakanlığının yapacağı bir şey yok, çünkü kur düşük olduğu sürece…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika, teşekkür edeyim.

Yani, YTL, bugün, 2002’ye göre yüzde 43, Merkez Bankası reel kur endeksine göre yüzde 43 değerli olduktan sonra, siz tarımda da ihracat yapamazsınız, rekabet de edemezsiniz hiçbir ülkeyle, bu politikalar, bir ülkenin ekonomik politikaları, sosyal politikaları birbirine bağlıdır ve bir bütün içerisinde ele alınması gerekiyor. Onun için, ihracatta, tarım malları ihracatında rekabetin artması için kur politikasının da düzeltilmesi lazım. Bu dalgalı kur sistemi bizi mahvedecek, bundan kontrollü kur sistemine geçmek zorundayız. Bunu zaman zaman anlatıyorum, geçen gün de izah ettim, ama burada tabii yeri değil.

Onun için, arkadaşlar, ulusal tarım politikası oluşturmamız lazım. Ulusal tarım politikası oluşturmada Tarım ve Köyişleri Bakanlığına çok büyük iş düşüyor. İnşallah, bu bütçeyle bu konuda da adımlar atılır.

Bu anlamda, ben, bakanlığın bütçesinin hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Korkmaz.

……………..

Halil Aydoğan, buyurun.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanım, komisyonumuzun çok değerli üyeleri, Tarım Bakanlığımızın çok değerli bürokratları, basınımızın çok değerli mensupları; hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum.

Tabii, bugünkü tartışmalarımızda tarıma destekler önemli bir gündem olarak ortaya çıktı. Sabah arkadaşımız Necdet Bey çok kısa olarak değindi,  ben detaylandırmak istiyorum bu anlamda. Yıllar itibarıyla tabii çeşitli mukayeseler yapıldı, oransal mukayeseler yapıldı, mutlak rakamlar ortaya konuldu. Bir taraf “yeterli tarım desteği yok” derken, bir taraf da “yeterli tarım desteği var” şeklinde görüş ortaya belirtti. Ben, buna bir katkı vermek anlamında, şimdi, tabii, bir de şöyle bir bakış açısı var: Biz, 2008 bütçesini görüşüyoruz ama, AK Parti iktidarının dört, beş yıllık faaliyeti bu bütçe konuşmalarında eleştiri konusu yapılıyor. Tabii, eleştirilebilir, bir şey söylemiyorum.

Şimdi, Ziraat Bankasına çiftçilerimizin borçları vardı yaklaşık 2,7  katrilyon lira. Bunun 1,5 katrilyon lirası silindi. Bu, tarıma dolaylı olarak destek değil midir? Bunu sormak isterim. Tarımsal sulamadan kaynaklanan elektrik borçları vardı. Bunlar yeniden yapılandırıldı, taksitlendirildi ve birtakım alacaklardan da vazgeçildi. Bu, tarıma dolaylı destek değil midir? Bağ-Kur borçlarının taksitlendirilmesi anlamında, tarım Bağ-Kur borçlarının taksitlendirilmesi yapıldı. Aynı şekilde birtakım alacaklardan vazgeçildi. Bu, tarıma dolaylı destek değil midir? Yine, tarım sigortası primlerinin yüzde 50’si devlet tarafından karşılanıyor. Bu, tarıma dolaylı destek değil midir? Bunları takdirlerinize öncelikle sunmak isterim.

İkincisi; biraz önce, konuşmacılardan Hocamız, saygıdeğer Hocamız tarıma yüzde 9 reel faizle kredi kullandırıldığından bahsetti. Ben, bankacıyım. Hemen çıktım. Ziraat Bankasından Ekim sonu itibarıyla rakamları aldım. Rakamları Ekim sonu itibarıyla aldım. Şu bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum:

Ziraat Bankası tarafından sübvansiyonlu olarak kullandırılan kredi miktarı 4 milyar 191 milyon lira ve bu krediler yüzde 7 ile 13 arasındaki bir faizle kullandırılıyor. Yani, yüzde 9 reel faizle kredi kullandırılması söz konusu değil. Kaldı ki, çiftçimiz de bilinçlenmiş vaziyette.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Bakan söyledi, bakan. Bu kitapta yazıyor, Bakan söyledi.

HALİL AYDOĞAN (Devamla) – Kitabın son cümlesini dikkatten kaçırırsanız. Bakın, önümde benim o. O cümleyi de ben size okuyayım, paylaşayım: “Kullandırılan kredilerin yaklaşık yüzde 90’ı sübvansiyonlu krediler kapsamında kullandırılmıştır” diyor. Ben de diyorum ki, tarıma kullandırılan kredilerin Ekim sonu itibarıyla yüzde 99,9’u sübvansiyonlu kredidir; yani, yüzde 7 ilâ 13 arasında kullandırılan kredidir.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Tarım Bakanına yanlış bilgi vermişler o zaman!

……………

BAŞKAN – Sayın Büyükkaya, buyurun.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Bakanım, değerli bürokratlar, değerli komisyon üyeleri, değerli basın mensupları; önce hepinize saygılar sunuyorum.

Tabii, sabahtan beri konuşuyoruz, değerlendiriyoruz, çok güzel fikirler de ortaya çıktı. Ancak, bir şeye bakmak lazım. Tarım geriledi mi, ilerledi mi? Yani, hatta Esfender Hocamın söylediği gibi “kaplumbağa hızıyla mı ilerledi, yoksa tavşan hızıyla mı?” Onun sözü olduğu için aynen kullanıyorum. Rakamlara baktığımız zaman, Türkiye’nin gerçeklerine baktığımız zaman, hiçbir şeyin daha kötüye gitmediği, daha iyiye gittiğini görüyoruz. Rakamları arkadaşlarım söyledi, tekrar tekrar buna girmeye gerek yok. Ama, tarımda nüfus, bir kere şehre kaymış. Bir kere, tarım nüfusunun azaltılması Türkiye’nin çıkarına. Şu anda tarım kesiminde yaşayan ülke nüfusumuzun yüzde 27’si. Bu oranlar unutmayalım ki, beş altı sene önce yüzde 35’lerin üzerinde idi. Bu nüfusa iş bulunmuş ve işsizlik oranları açık.