Prof. Dr. Esfender Korkmaz'ın web sitesine hoşgeldiniz

 
 


ANA SAYFA

 

BİYOGRAFİ

KONFERANSLAR

KİTAPLAR

TBMM FAALİYETLERİ

FOTOĞRAF GALERİSİ

 

CHP GENEL MERKEZ İSTANBUL ARAŞTIRMALAR FORUMU

 

KARS-ARDAHAN-IĞDIR


İktisat Fakültesi Mezun ve Mensupları Vakfı


İ.Ü. İktisat Fakültesi


E-Posta




































































































 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 






 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞMELERİ

 

19 Kasım 2007 Pazartesi

 

"Bu özel hastaneler böyle devam ettiği sürece, genel sağlık sigortası uyguluyorum diyemezsiniz..."


                                 2008 MALÎ YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE

KANUNU TASARISI İLE 2006 MALÎ YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU

TASARISI’NIN PLAN VE BÜTÇE

KOMİSYONU GÖRÜŞME

TUTANAKLARI

 

BAŞKAN: Sait AÇBA (Afyonkarahisar)
BAŞKANVEKİLİ: Mehmet Altan KARAPAŞAOĞLU (Bursa)
SÖZCÜ : Hasan Fehmi KİNAY(Kütahya)
KÂTİP : Süreyya Sadi BİLGİÇ (Isparta)

 19.11.2007

 İ Ç İ N D E K İ L E R

 - SAĞLIK BAKANLIĞI
 - Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü
 - KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü
- Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü

                                                S Ö Z  A L A N L A R

BİRİNCİ OTURUM

 

 

 

SAĞLIK BAKANLIĞI BÜTÇESİ

 

 

 

Recep AKDAĞ Sağlık Bakanı

Erzurum

Erkan AKÇAY

Manisa

Harun ÖZTÜRK

İzmir

Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

Trabzon

Hasip KAPLAN

Şırnak

Mehmet GÜNAL

Antalya

Emin Haluk AYHAN

Denizli

Mehmet Zekai ÖZCAN

Ankara

Mustafa ÖZYÜREK

İstanbul

İbrahim HASGÜR

İzmir

Ömer Faruk ÖZ

Malatya

 

 

İKİNCİ OTURUM

 

 

 

Osman DURMUŞ

Kırıkkale

Esfender KORKMAZ

İstanbul

Mustafa KALAYCI

Konya

Necdet ÜNÜVAR

Adana

Mustafa KALAYCI

Konya

Rüstem ZEYDAN

Hakkari

Ali ARSLAN

Muğla

Mücahit PEHLİVAN

Ankara

Cevdet ERDÖL

Trabzon

Şevket KÖSE

Adıyaman

Ramazan Kerim ÖZKAN

Burdur

Muzaffer BAŞTOPÇU

Kocaeli

Gürol ERGİN

Muğla

Mustafa KABAKCI

Konya

Münir KUTLUATA

Sakarya

Ali ER

Mersin

 

 

SORULAR

 

 

 

Hasip KAPLAN

Şırnak

Bülent BARATALI

İzmir

Mehmet GÜNAL

Antalya

Alaattin BÜYÜKKAYA

İstanbul

Recep AKDAĞ Sağlık Bakanı

Erzurum

Mustafa KALAYCI

Konya

 

 

MADDELER

 

 

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

 

 

 

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BÜTÇESİ

 

 

 

Ertuğrul GÜNAY Kültür ve Turizm Bakanı

İstanbul

Necdet BUDAK

Edirne

Esfender KORKMAZ

İstanbul

Bülent BARATALI

İzmir

Harun ÖZTÜRK

İzmir

Münir KUTLUATA

Sakarya

Mehmet GÜNAL

Antalya

Sadık BADAK

Antalya

Hasip KAPLAN

Şırnak

 

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

 

 

 

Mehmet YÜKSEL

Denizli

Mustafa ÖZYÜREK

İstanbul

Necdet ÜNÜVAR

Adana

Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

Trabzon

Erkan AKÇAY

Manisa

Mustafa KABAKCI

Konya

Kerem ALTUN

Van

Süreyya Sadi BİLGİÇ

Isparta

Şahin MENGÜ

Manisa

Muharrem İNCE

Yalova

Ramazan Kerim ÖZKAN

Burdur

Ömer Faruk ÖZ

Malatya

 

 

SORULAR

 

 

 

Mustafa ÖZYÜREK

İstanbul

Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

Trabzon

Mustafa KABAKCI

Konya

Bülent BARATALI

İzmir

Münir KUTLUATA

Sakarya

Kerem ALTUN

Van

Ertuğrul GÜNAY Kültür ve Turizm Bakanı

İstanbul

Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

Trabzon

 

 

MADDELER

 

 

 

Kapanma Saati  23:12

 

BAŞKAN – Plan ve Bütçe Komisyonunun değerli üyeleri, Sayın Bakan, Sağlık Bakanlığımızın değerli temsilcileri, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının değerli temsilcileri, basınımızın ve televizyonlarımızın değerli temsilcileri; hepinizi Başkanlık Divan’ı adına saygıyla selamlıyorum.

16’ncı Birleşimin Birinci Oturumunu açıyorum.

Gündemimizde Sağlık Bakanlığı ile Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2008 Mali Yılı Bütçesi yer almaktadır.

Bütçelerle ilgili sunuşunu yapmak üzere Sayın Bakana söz veriyorum.

 …………..

 Sayın Korkmaz…

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Efendim, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli bürokratlar ve basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ben genel sağlık sigortasından söz etmek istiyorum. Çünkü, sağlık sorunu, salt, tek başına çözülebilecek bir sorun değil. Sağlık sorununda belirli ilerlemeler -belirli dallarda- bu sorunun, yani, bu sağlık sektörünün ve sağlık probleminin uzun dönemli devam etmesine imkân vermez. Bunun için, Türkiye’de bu sorunu bir bütün olarak ele almak ve bir genel sağlık sigortası sistemi içinde çözmek gerekir. Bu genel sağlık sigortası üç sosyal güvenlik kurumunu birleştirerek de olmaz arkadaşlar. Genel sağlık sigortasının, genel sağlık sisteminin sigorta altına alınmasının, sağlık hizmetlerinin özelliği gereği bir uygulama olması lazımdır, çünkü sağlık hizmetlerinin -hepiniz biliyorsunuz- toplumsal faydası, sosyal faydası, bu hizmetlerin belirli bir bütünlük içerisinde ele alınması ve dolayısıyla burada devletin belirleyici, kontrol edici ve denetleyici bir faktör olarak devreye sokulmasıyla ancak mümkün olur. Bir genel sağlık sigortasında bu sigortanın tüm nüfusu kapsaması gerekiyor ve bu tüm nüfusu kapsarken parayla hizmet arasında bir ilişki olmaması gerekiyor ve bunu, söylediğim gibi, devletin tek elden planlaması gerekiyor.

Şimdi, bunun finansmanı da, sağlık finansmanı da yine, aynı şekilde, tek elden olmalı, tek elden olması gerekiyor. Şimdi, Türkiye’de hem hizmetin sunulması hem bunun finansmanı hem de alınan önlemler bir  bütünlük içerisinde, bir planlama, programlama içerisinde değil. Örneğin, Türkiye’de üniversiteler sağlık hizmeti veriyor, Sağlık Bakanlığı sağlık hizmeti veriyor, bazı belediyeler veriyor, özel hastaneler veriyor. Şimdi, bunların tek elden kontrolü, tek elden planlanması bu şartlarda mümkün değil. Finansmanının tek elden yapılması lazım, o da nasıl olacak? Ya vergiyle ya primle olması gerekiyor. Şimdi, vergi veya prim, ama, bunu ödeme gücü olmayan insanın primini de devletin vermesi lazım. Şimdi, Türkiye’de 10 milyon kişi sosyal güvenlik kapsamı dışında. Şimdi, siz sosyal güvenlik kapsamı dışındaki insanlara yeşil kart verirseniz, bir yerde, onlara devleti, devlet eliyle veya siyasi partiye bir siyasi amaçla her zaman kullanmış olursunuz, yani devlet eliyle siyaset yapmış olursunuz. Çünkü, sağlık hizmeti almak her vatandaşın hakkı. Siz bu hakkı belirli insanlara belirli kriterler çerçevesinde verirseniz, o zaman buraya ister istemez siyasi istismarlar girer ve siyasi istismarlar da insanları töhmet altında bırakır.

Mevcut sistemde özel hastaneler de denetlenemiyor. Şimdi, nasıl denetlenemiyor? Arkadaşlar, bunu uygulamada hepimiz yaşıyoruz. Bakın, ben -vurucu olması açısından örnek veriyorum- bir arkadaşımı bir hastanede ameliyat ettirdim. Emekliydi. “Burada emekli ameliyat edilebilir.” dediler. Prostat ameliyatı. İki gün kaldı. 6 milyar 254 milyon TL, yani 6.254 YTL. Ben ödedim, evrakları bende. İsteyen Sayın Bakana da gönderebilirim. Şimdi, arkadaşlar, 500-600 lira maaşlı bir emeklinin, 6 bin YTL özel hastaneye verip de -bir sağlık hizmeti- ameliyat olması, o sistemin aksadığını gösterir, o hizmetin yapılmadığını gösterir.

Ayrıca, tabii, bu hizmetin denetimsizliği ve özel sektörün alabildiğine bu hizmeti üretmesi, hatta Hükûmetin eğitim ve sağlığı bir nevi özel sektöre devrediyor imajı oluşturması, birtakım istismarlara da yol açmaktadır. Bunlar arasında, basında çok sık okuyoruz, tarikatlara ait hastaneler olduğu söyleniyor. Şimdi, Sayın Bakana bunu soruyorum: Böyle yalnızca tarikatlara ait hastaneler var mı? (AK Parti sıralarından gülüşmeler)

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Bir iki isim verin.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Şimdi, arkadaşlar, bakın, siz de güldünüz -demek ki normaldir- ben de gülerek karşılıyorum.

Efendim, şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, bu özel hastaneler devam ettiği sürece siz hiçbir zaman planlama yapamazsınız, parasız sağlık hizmeti veremezsiniz yahut da genel sağlık sigortası uyguluyorum diyemezsiniz. Burada yapılması gereken şudur: Eğer gerçekten herkese bir sağlık hizmeti vermek istiyorsanız, o zaman, bu hastaneleri, özel sektöre ait hastaneleri devlet kiralar ve hizmeti orada verir. Yani, özel sektöre ait hastanelerin devletleştirilmesi söz konusu değil. Özel sektör yine yatırım yapsın, ama hizmeti devlet versin. Yatırımı özel sektör yapar, devletin kaynağı yoktur yahut da yetersizdir, ama devlet uzun vadeli kiralar ve dolayısıyla hizmeti devlet verir. Bu bir yöntemdir, bir yaklaşımdır.

Şimdi, değerli arkadaşlar, tabii, genel sağlık sigortası olabilmesi için, bir defa, sağlık hizmetlerinin hem planlanması hem de sağlıkta insan gücü hizmetlerinin, insan gücü eğitiminin, insan gücü planlamasının yapılması lazım. Şimdi, değerli Bakan, YÖK’ü hekim sayısı açısından suçladı. Şimdi, arkadaşlar, ben size şunu sorarım: YÖK 14 tane yeni üniversite kurdu geçen sene. “Kapasite artırılsın.” diyor. Peki, şimdi, yeni üniversite kurması ve kapasite artırması şu açıdan ne kadar doğrudur? Bir defa, yardımcı eleman yok. Yardımcı elemanı hükûmet veriyor, değil mi? Yani, kadroyu hükûmet veriyor. Yani yardımcı eleman olmadan tıp fakültelerinde nasıl sağlık hizmeti verebilirsiniz?

Bakın, bunla ilgili de bir tecrübem oldu maalesef. Çapa Tıp Fakültesinde kan kanseriyle ilgili bir bölüme, bir departmana İl Sağlık Müdürlüğü dört hemşire vermişti, çalışıyordu, sonra yazın geri aldı, kapandı. Kan kanseri -teknik adını bilmiyorum- olan bir çocuk için orada dediler ki, “Ancak ekimde başlayacak, çünkü hemşire yok, yardımcı hizmetler elemanları yok, dolayısıyla ekimde getirin.” dediler. Ekimde de çocuk öldü, eylülde de. Yani, arkadaşlar, şimdi, devlet altyapı hizmetini vermeden, kadroyu vermeden, ondan sonra, kaynak harcamadan nasıl YÖK’ü suçlayabilir? Yani, eğer burada suçlu birisi varsa o da Sağlık Bakanlığıdır, çünkü, Sağlık Bakanlığı demek ki hizmeti etkin planlayamıyor, hizmet için gerekli kaynakları ayıramıyor yahut da ayrılmasına aracılık yapamıyor.

Öte yandan, şimdi, ücret politikası da aynı şekilde. Ücret politikasını üniversiteler ve YÖK mü ayarlıyor arkadaşlar? Ücret politikası hükûmetin politikasıdır. Ücret politikasını ne üniversiteler ne de YÖK tayin eder. Şimdi, 300 tane öğretim üyesi gitti üniversitelerden. Şimdi, bu 300 öğretim üyesi niye gitti? İşte, ücret sistemi yetersiz. Demek ki, burada Hükûmetin politikası yanlış.

Değerli arkadaşlar, netice olarak şunu arz etmek istiyorum: Sağlık hizmeti parayla verilecek bir hizmet değil. Sağlık hizmeti yalnız kişiye değil, topluma da fayda sağlayan bir hizmettir. Bunun için, bunun tek elden planlanması ve tek elden yapılması lazım. Bunun için bir genel sağlık sigortasının Türkiye’de kurulması lazım ve bu genel sağlık sistemi de, bugünkü sistem de tamamen farklıdır. Yani, gerçek anlamda bir genel sağlık sigortası sistemi kurularak bu hizmet yürütülmelidir.

Teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Korkmaz’a.

……………..

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) –  Ben şimdi gerekçeyi okuyayım size Sayın Özyürek.

Sağlıkta dönüşüm programının bir aşaması olarak hazırlanan bu kanun tasarısıyla kamu sağlık hizmetlerinin daha katılımcı, etkili, verimli, süratli, kaliteli, halkın talep ve beklentilerine daha duyarlı bir şekilde sunmanın amaçlandığı ifade edilmektedir.

Biz Sağlık Bakanlığının doğrudan merkezden yöneten bir bakanlık olmasından kurtarılması gerektiğini -bütün modern ülkelerde olduğu gibi- söylüyoruz. Yoksa kamu sağlık hizmetini bu hastane birlikleri yine verecek güçlendirilmiş bir biçimde. Kamu hastanelerinin sağlık birlikleri olarak verecek ama yerinden yönetim kuvvetlendirilmiş olacak.

Sayın Ömer Faruk Öz’e şunu ifade etmek isterim ki, eşdeğer ilacı Türkiye’de teşvik ediyoruz. Aile hekimliğini daha hızlı geliştiremeyişimizin sebebi de Türkiye’de bu hekimlerin eğitimini, uyum eğitimlerini yapmaktaki zorluğumuzdur.

Şimdi şu yeşil kart meselesine gelelim, bundan bir çok arkadaşımız bahsetti.  Sayın Esfender Korkmaz da bahsettiler. Bir defa hastanelerin tek elden  planlanıp kontrol edilmesi fikri çok doğru. Bunu kısmen yaptık, bundan sonra yapmaya devam edeceğiz. GSS’le de finansman tek elden yönetilecek. GSS de inşallah önümüzdeki yıl da olacak.  Ancak bu tek elden planlanması tek elden yönetiminin yapılması anlamına gelmiyor. Mümkün olduğu kadar özerkliklerle yerinden yönetimleri yapacak ama planlamaları ve denetlemeleri biz yapacağız. 

Şimdi şu yeşil kart meselesi: Değerli arkadaşlarım, hayırlı bir iş yaparsınız daha önce hiç yapılmayan bir kayıt sistemi başlatırsınız bundan size bir tenkit konusu çıkarılabilir. Daha önce sayın milletvekilleri, bizim dönemimizde de bu maalesef bir müddet devam etti. Yeşil kartın kayıt sistemi sadece yeşil kartların verilişi anıyla ilgiliydi.  Bir yeşil kart verildikten sonra o yeşil kartlı vefat etse bile sistemde kalıyordu. Yeşil kartlar her yılda bir vize edilir. Bir vatandaşın yeşil kart müstahaklığı sonlanmış olsa bile o yeşil kartlar sistemde kalıyordu. Biz bu sene ağustos ayından itibaren aktif yeşil kartlılarla pasifleri birbirinden ayırdık, yani vizesini yaptırmış, sağlık hizmetini alan veya alacağım diyenleri ortaya koyduk diğerleri yine o havuzda geldiği ve müstahak olduğu zaman herkes yine yeşil kartlı oluyor, yani kötü bir kayıt sisteminden doğru bir kayıt sistemine geçtik. Belki bundan sonraki yıllarda gerçek yeşil kartlı sayımızı bileceğiz. Ondan önce bu sayıyı bilemiyorduk ki. Yeşil kart alanın yeşil kartı kayıt sisteminde duruyordu. Şimdi kötü bir şey mi yapmışız biz ben anlayamıyorum? Yani, biz kimsenin yeşil kartını falan elinden almadık. Tam tersine aslında yeşil kartın zaman zaman bazı kişiler tarafından maalesef istismar edildiğini de biliyoruz. O fakir fukaranın hatırına sigortacılığı da çok bu hususta katı hale getirmiyoruz ki, kurunun yanında yaş da yanmasın.

Şimdi bizim bazı illerimizde yeşil kartlı sayımız yüzde 70’lere, 80’lere şu anda bu aktif 8 milyon yeşil kartlı sayısıyla ulaşan illerimiz var, yüzde 90’lara ulaşan ilçelerimiz var. Vatandaşa yeşil kart vermeyecek olsak bu sayılara çıkar mıyız? Böyle bir şey tabii ki yok.

Bu savcılık meselesinden bahsettik.

Sayın Kalaycı, ilaç konusundaki bilgi bankası tıbbi malzeme için de bunun yaygınlaştırılması teklifinizi çok doğru buluyoruz. Önümüzdeki 2008 ve 2009 yıllarında ulusal ilaç ve tıbbi malzeme önce kanunu yapıp sonra sistemi kuracağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

…….

 Sayın Korkmaz, buyurun.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli bürokratlar ve basın mensupları; hepinize saygılar sunuyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığının yeni müsteşarı Sayın İsmet Yılmaz’ı da kutluyorum, tebrik ediyorum.

Benim konuşmam turizm sektörüyle sınırlı olacaktır. Turizm sektörü tanıtım, yatırım, eğitim, pazarlama dışında uygulanmakta olan diğer iktisat politikalarından da önemli şekilde etkilenmektedir. Ayrıca, turizm, sektörü turizm ve turizmle ilgili tüm mevzuattan da doğal olarak etkilenmektedir.

Şimdi, bu etkiyi ben üç açıdan değerlendirmeye çalışacağım. Birisi, uygulanmakta olan iktisat politikaları içinde turizm sektörünü en fazla etkileyen kur sistemi olmuştur. Şimdi, kur sistemi neden etkilenmiştir? Çünkü, YTL aşırı değer kazanmıştır. YTL’nin aşırı değer kazanması turizm sektörünü zora sokmuştur,