|
CHP Grup Başkanvekili Kemal KILIÇDAROĞLU ve CHP
Parti Meclisi üyesi Prof. Dr. Esfender KORKMAZ'ın
basın toplantısı
Milli Geliri hesaplama sisteminde yapılan
değişiklik başka bir ifade ile Milli Muhasebe
Sisteminde bir sistemden başka bir sisteme geçiş,
milli gelir düzeyini artırmaz. Hesap sistemi ne
olursa olsun, bir ekonomide yaratılan katma değer
aynıdır. Türkiye’de bir günde GSYİH ve fert başına
Milli Gelirdeki artışı yaratan, hesap sisteminde
yapılan değişiklik değil, bu TÜİK’in bu güne kadar
yapmadığı milli gelir hesaplarındaki düzeltmeden
geldi.
Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Nazım Ekren ,
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek ve Maliye Bakanı Kemal
Unakıtan ortak basın toplantısı yaparak Milli
Gelir hesaplarında TÜİK’in yaptığı Avrupa Hesap
Sistemine geçişi ve bu uygulamanın sonuçlarını,
ekonomideki kırılganlığı, cari açığı, kamu
borçlarını ve riskleri bir günde düzelten sihirli
bir değnek olarak açıkladılar. Türkiye’nin
ratinginin değişeceğini söylediler.
Aslında ise konuşmalardan ortaya çıkan sonuçlara
göre asıl amaçlarının ,
-
Piyasalarda
ortaya çıkan aşırı kırılganlığı ve dalgalanmayı
yavaşlatmak ,
-
Olası şokların
tansiyonunu düşürmek ,
-
İş dünyasının
sıklaşan tepkilerini ve sendikaların grev
kararlarını yumuşatmak ,
-
Daha da önemlisi
seçim ekonomisinin yolunu yapmak,
olduğu anlaşıldı.
BİR
GECEDE MİLLİ GELİR ARTIŞI, AB HESAP SİSTEMİNDEN
DEĞİL, İHMAL EDİLEN DÜZELTMEDEN GELDİ. BAKANLAR
DÜZELTMEDEN BAHSETMEDİ.
Bakanlar Milli Hesapların uluslararası
standartlara getirilmesi açısından bu hesaplarda
güncelleme yapıldığını açıkladılar.
TÜİK , Milli
Muhasebe hesaplarında hem Avrupa Birliği
sistemine geçiş güncellemesi yaptı. Hem de 1993
yılından bu güne kadar yapmadığı düzeltmeyi
yaptı.
Ancak GSYİH da
meydana gelen yüzde 31.6 oranındaki artış
güncellemeden dolayı ortaya çıkmadı. Düzeltmeden
dolayı ortaya çıktı.
TABLO
I. ESKİ VE YENİ MİLLİ GELİR HESABI
|
|
Fert
Başına
Gelir |
GSYİH |
|
Eski
Hesap (2006) |
5.480 $ |
576
milyar YTL |
|
Yeni
Hesap (2006) |
7.500 $ |
758
milyar YTL |
|
Artış
Oranı |
% 31,6 |
DÜZELTME
,
Düzeltme güncelleşmeden farklıdır.
Milli Gelir hesapları ön tahminle yapılır. Sonra
bu ön tahminlere göre yapılan hesaplar düzeltilir.
Düzeltme yalnızca bir sektör için değil , tüm
sektörler ve Milli gelir hesaplarının tamamı için
yapılır. Düzeltme yapmakta , ön tahmin kadar
çalışma ve maliyet gerektirir. DİE şimdiki TÜİK ,
1993 yılından beri ön tahminlerle yetindi.
Düzeltme yapmadı. Birdenbire yapılan düzeltme de
GSYİH ‘yı ve Milli Geliri bu kadar artırdı.
Bazı ülkeler bu
düzeltmeleri birkaç yılda bir yapıyor. Ancak 15
yıl gecikmeyle yapmak yalnızca TÜİK’in bir
marifetidir.
GÜNCELLEME
Bakanlar güncellemeyi 1987 baz yılına göre ve
Birleşmiş Milletler Ulusal Hesap sistemi ( SNA 68
) e göre hesaplanan Milli Gelirin, şimdi 1998 baz
yılına göre ve Avrupa Hesaplar Sistemi (ESA 95 ) e
göre yapılması olarak açıkladılar.
Her iki sistemin hesaplama yöntemi arasında fark
vardır. Ve fakat sonuç değerlerin değişmesi söz
konusu değildir. Çünkü :
1) GSYİH üç ay veya bir yıl gibi bir sürede ,
yaratılan katma değerlerin toplamıdır. Bir
ekonomide yaratılan katma değer hangi sitemle
tahmin edilirse edilsin , değişmez. Tahmin
edenlerin isabetsiz tahmin yapmasının sorumlusu
hesaplama yöntemi değildir. Belki ileri bir
teknikle biraz daha isabetli ve daha düşük
maliyetle tahmin yapılabilir. Bunu da zaman
gösterecektir.
2)Dünyada halen birçok ülke ESA dışında hesap
yaptıkları için, ESA sistemi ile SNA sisteminin
Milli Geliri çok farklı göstermesi mümkün
değildir. Aksi halde Dünyada ülkeler arası ve AB
ülkeleri ile diğer ülkeler arasında Milli Gelir
karşılaştırması yapmak imkanı olmazdı.
3)SNA sisteminde sektörel katma değer tahminleri
üretici fiyatları ile hesaplanıyordu. Bu fiyatlara
İthalat vergisi hariç, dolaylı vergiler dahil idi.
Ancak hesap sonunda ithalat vergisi de
gösteriliyordu. Sübvansiyonlar düşüyordu. ESA
sisteminde ise sektörel katma değerler temel
fiyatlarla alınmaktadır. Bu fiyatlarda vergi
yoktur. Sübvansiyonlar vardır. Hesap sonuna
dolaylı vergiler eklenmektedir. Yani sonuç
değişmemektedir.
4) Aşağıdaki tabloda tüketim harcamalarının hesabı
için eski ve yeni sistemde yapılan sınıflamaya
bir örnek verilmiştir. Eski sistemde yer alan bazı
kalemler Yeni sistemde daha fazla kalem şeklinde
yer almıştır. Sonuç değişmeyecektir.
TABLO II.
TÜKETİM HARCAMALARI HESABI KARŞILAŞTIRMASI
|
1987 Bazlı Seri |
1998 Bazlı Seri |
|
(1) Gıda ve
İçki |
(1) Gıda, İçki
ve Tütün |
|
(2) Dayanıklı
Tüketim Malları |
(2+3+5)
Mobilya, Ev Aletleri ve Ev Bakım Hizmetleri |
|
(3) Yarı
Dayanıklı ve Dayanıksız Tüketim Malları |
(3) Giyim ve
Ayakkabı |
|
(4) Enerji,
Ulaştırma, Haberleşme |
(4) Ulaştırma,
Haberleşme |
|
(5) Hizmetler |
(5) Sağlık,
Eğlence ve Kültür, Eğitim, Lokanta ve Oteller,
Çeşitli Mal ve Hizmetler |
|
(6) Konut
Sahipliği |
(4+6) Konut,
Su, Elektrik, Gaz ve Diğer Yakıtlar |
Bir başka örnek, her iki hesap sistemi mali
aracılık hizmetlerini de gösteriyor. Ancak
farklı gösteriyor. Bunun gibi hesaplama
yöntemlerinde farklılıklar var. Ancak bu
farklılıklar, GSYİH ‘nın büyüklüğünü değiştirmez.
Özet olarak 2006
yılı hesaplarında, bir gecede GSYİH’ nın 576
Milyar YTL’ den 182.1 milyar YTL artarak 758
milyar YTL’ ye çıkmasının, fert başına gelirinde
5480 dolardan 2020 dolar artarak 7500 dolara
çıkmasının nedeni EAS—ESA sistemine geçişten
değil. 1993 yılından bu güne kadar ihmal edilen
eksik ve zamanında yapılmamış düzeltmeden ileri
gelmiştir.
2)
MİLLİ GELİRDE GÜNCELLEME AYNI ZAMANDA SİYASİ
İKTİDARIN KAYIT DIŞI EKONOMİYE HAKİM OLMADIĞINI
GÖSTERDİ.
RESİM
III. KAYIT DIŞININ RESMİDİR


AKP
Türkiye’de kayıt dışı ekonominin boyutunu
düşürecek hiçbir önlem almadı. Kayıt dışı
ekonomiyi pislikleri, yolsuzlukları, kayırmaları
saklama aracı olarak kullanıyor. Hükümet adeta
kayıt dışı ekonomiyi , sıcak para girişi, Suudi
Sermayesinin rahatlığı , cari açıkların finansmanı
için bir araç olarak kullanıyor. Bu nedenle
istihdam üzerinde yüzde 42 ‘ye ulaşan vergi ve
primleri düşürmüyor. Aynı nedenle bu güne kadar
ekonomide bir envanter yapmadı.
AKP ekonomide envanter yapmadığı için bu güne
kadar Milli gelir hesaplarında bazı kalemler ,
gerçeğinden düşük gösterilmiş. Örneğin bina
sayısı olduğundan yüzde 28 daha az gösterilmiş.
Milli Muhasebe hesaplarında, 13.9 milyon olarak
gösterilen bina sayısının, şimdi 19.2 milyon
olduğu açıklandı.
Eski hesapta imalat sanayinde 10 ve daha fazla
işçi çalıştıran işyeri sayısı 11293 iken, şimdi
bunun iki buçuk katı yani 27813 olarak
açıklandı. Oysa ki 2002 yılında genel
sanayi ve işyerleri sayımı yapılmıştı. Bu güne
kadar neden beklendi?
Ülkedeki bina ve
fabrika sayısını bilmeyen bir iktidara iç ve dış
çevreler nasıl güven duyar ?
Öte yandan Türkiye’de 1950 yılından sonra
yayınlanmakta olan sanayi istatistikleri , 2001
krizi nedeniyle yayınlanmadı . Ancak daha sonra
krizden çıkıldıysa , neden AKP iktidarı döneminde
yayınlanmadı ?
TABLO
IV. KAYIT DIŞILIĞIN BOYUTU
|
|
ESKİ |
YENİ |
|
Bina Sayısı |
13.9 Milyon
adet |
19.2 Milyon
adet |
|
10 ve Fazla
İşçi İstihdam Eden İşyeri |
11.293 adet |
27.813 adet |
Maliye
Bakanı , ‘’ev sayısı artınca bunların vergisi
verilmiş mi , ona bakacağız’’ diyor. Bu
demektir ki şimdiye kadar Maliye kaç evden vergi
topladığını bilmiyor.
3)
KAMU BORÇLARINDA BİLEREK İKİ HATA YAPILIYOR. HALK
ALDATILIYOR.
Bir…M. Şimşek Kamu
borç stokunu net borç stoku olarak ele aldı.
Artık şoklara üç kat daha dayanıklıyız, borç
riskimiz yok dedi. Bu yanlıştır. Net borç stoku ,
gerçek borç yükünü göstermez. Çünkü Net borç
hesabında aslında hazinenin borcu olarak görünen
ve faiz ödediği İşsizlik sigortası gibi fonlar
borç kabul edilmiyor. Brüt borçtan düşülüyor. Net
borç stoku Devletin nakit ihtiyacını gösterir.
Hazinenin vadeli olarak aldığı ve faiz verdiği
borçlarını , brüt borç stoku gösterir.
Hazine Kamu ‘’Net
Borç Stoku ‘’ hesabını şöyle yapmaktadır:
TABLO V.
2007 3. ÇEYREK KAMU BORÇ STOKU
|
|
MİLYAR YTL |
|
Toplam Kamu
Borç Stoku (Brüt) |
358.5
|
|
- Merkez
Bankası Net Varlıkları |
-39.9 |
|
- Kamu
Mevduatı |
-37.3 |
|
- İşsizlik
Sigortası Fonu Net Varlıkları |
-28.8 |
|
Kamu Net Borç
Stoku |
252.5 |
Kamu
net borç stokuna ulaşmak için, Kamu Borç
Stokundan ( Brüt ) MB net varlıkları, Kamu
Mevduatı ve İşsizlik sigortası fonu net varlıkları
çıkarılıyor.
Kamu borcu,
Kamunun faiz ödediği, bir vadesi olan ve vade
sonunda nakden veya hesaben geri ödediği
borçlarıdır. Borç idaresinin net borca
ulaşabilmesi için, MB net varlıklarını, Kamu
mevduatını ve İşsizlik sigortası Fonunu düşmesi
yanlıştır.
-
MB Net
varlıkları (1)
, MB’ nin net dış
varlıklar ve diğer varlık ve yükümlülükler
toplamıdır. 2007 3. çeyrekte, MB net dış
varlıkları 71.3 milyar YTL ve diğer varlık ve
yükümlülükler eksi 31.6 milyar YTL’ dir. MB
rezervlerine karşılık, Türkiye de 100 milyar dolar
kısa vadeli yabancı sermaye (sıcak para) var. Bu
sıcak para da aslında bir kısa vadeli borçtur.
(1)
Merkez Bankasının Net dış varlıkları, Net uluslar
arası rezervlerini, orta ve uzun vadeli döviz
kredilerinin (net ) ve diğer net dış varlıklarının
( yerli bankalar döviz cinsinden verdiği net borç
hariç ) toplamı olarak tanımlanıyor.
-
Kamu
mevduatının kamu borcundan indirilmesi yanlıştır. Birisi borçtur, birisi nakit varlıktır. Kamu bu Mevduat için faiz
alıyor. Bu faiz bütçeye gelir kaydediliyor.
Borçtan indirilmesi halinde çift sayma olacaktır.
Kaldı ki, bu mevduatın çoğu, tahakkuk etmiş ve
ödenmek üzere olan nakitlerdir. Örneğin aybaşında
kamu çalışanlarına ödenecek maaşlar, TÜBİTAK’ın
yaptırdığı araştırmalar için ödeyeceği bedeller
veya Müteahhitlerin tahakkuk etmiş ve ödenmemiş
paraları bankada beklemektedir. Bunlar kamunun
nakit imkanlarıdır. Kamu borcunu azaltmazlar.
-
İşsizlik
Sigortası Fonu net varlıkları zaten kamunun borç
olarak kullandığı fondur.
Bu fon, işsizlere
ödenmek üzere işçinin ve işverenin ödediği
primlerden oluşmaktadır. Hazine bu fonu borç
olarak kullanıyor. Faiz ödüyor. Vadesi geldiğinde
geri ödüyor. Bu nedenlerle kamu borcudur. Net borç
stoku için, bu borcu yok saymak yanlıştır.
-
Geçmişte tasarruf
teşvik kesintilerini de hazine borç olarak aldı ve
kullandı. Net borç stoku bu nedenle düşük
gösterildi. Ancak sonunda bu kesintiler
sahiplerine ödendi.
TABLO VI.
KAMU BORÇ STOKU
|
|
MİLYAR YTL |
|
Toplam Kamu
Borç Stoku (2007 3. Çeyrek) |
358.5 |
|
AB Tanımlı
Genel Yönetim Nominal Borç Stoku (2007 3.
Çeyrek) |
344.0 |
|
Merkezi Yönetim
Borç Stoku (Ocak 2008) |
336.6 |
|
Kamu Net Borç
Yükü |
252.5 |
İki…
Milli gelir hesabı değişmekle , Özel sektörün dış
borç ödeme imkanı değişmedi.
Kur artışı veya uluslar arası riskler , özel
sektörün kısa vadeli borçlarında, iflaslara ve
daralmalara neden olacaktır.
TABLO
VII.
TÜRKİYE’NİN DIŞ BORCU (2007 III.ÇEYREK)
|
|
Milyon YTL |
|
Kamu Dış Borç
Stoku |
86.5 Milyon
YTL |
|
Özel Sektör Dış
Borç Stoku |
177.6 Milyon
YTL |
|
Türkiye’nin Dış
Borç Stoku |
264.1 Milyon
YTL |
4)
TÜRKİYE'NİN RATİNGİ ARTAR ŞEKLİNDEKİ DEĞERLEME
YANLIŞTIR.
Başbakan yardımcısı ,’’ Güncelleştirme
neticesinde Türkiyenin raitingi artacaktır
‘’diyor. Gerçekte ise Başbakan yardımcısından
birkaç gün önce Raiting şirketi Moody’s ‘in
başkan yardımcısı Kristin Lindow ,’’ TÜİK’in 8
martta açıklayacağını duyurduğu Milli Gelir
Revizyonunun Kredi notu açısından kilit bir
gösterge değil. Bu revizyonlar kimse için sürpriz
olmayacak. Ancak bunlar vergi kaçağı ile mücadele
konusunda hala yapılacak ne kadar çok iş kaldığını
gösteriyor.Kredi Derecelendirme perspektifinden
bakarsak , ödeme göstergelerine daha çok önem
veriyoruz. Durağan olan kredi notunuzu yukarıya
yapısal reformlarda somut adımlar atılması çeker
‘’ diyerek , başbakan yardımcısını daha
önceden uyarmış ve yalanlamış oldu. Buna rağmen
Türkiye’nin ratingi artacak demek , cesaret
isteyen bir eylemdir.
5)
SEÇİM EKONOMİSİNİN ÖNÜ AÇILDI.
Başbakan yardımcısı , birinci önceliğimiz
fonlardır diyor. Anlaşılan 2008 yılında cari
açığın 50 milyar dolara ulaşacağı ve bu açığın
finansman sorunu yaratacağından korkuyor.
Bakanların bir günde değişen yeni Borç
rasyolarını, borçlarda reel bir azalma gibi takdim
etmeleri de 2008 de seçim harcamalarını finanse
etmek için Borçlanmaya ağırlık verileceğinin
gösteriyor.
Aynı şekilde Başbakan yardımcısı, yeni GSYİH
büyüklüğüne uygun para politikası ve likidite
gerektiğini söylüyor. Hedefin seçim ortamı için
para arzının artacağı ve ekonomide suni bir
canlanma sağlanmak isteği olduğu anlaşılıyor.
Devlet bakanı M. Şimşek ‘’Bundan sonra sadece
faiz dışı fazlaya yoğunlaşmamak gerekir ‘’
diyor.
Bu yaklaşım siyasi iktidarın bütçe
harcamalarının artmasını önleyen faiz dışı fazla
oranını düşüreceğini ve seçim harcamalarının
artacağını gösterir.
Bu söylem de para arzının artacağını ve ekonomide
yine seçimlere kadar geçici bir canlanma sağlanmak
istendiğini gösteriyor.
6)
BEKLENTİLER KÖTÜLEŞTİ
Hükümet sermaye piyasasında ve kurlarda meydana
gelen son dalgalanmadan, iş dünyası ve iş
dünyasının temsilcilerinin tepkilerinden , işçi
sendikalarının grev kararından korktu.
Beklentileri olumlu yönetmek istedi. Bu nedenle
aceleden bazı uygulamalar girdi ve üç bakanı
konuşturdu .
1) MB
Döviz kurları artmasın diye , günlük döviz alımını
90 milyon dolardan 45 milyon dolara düşürdü. Bu
yolla düşük kurun getirdiği rehavet ortamını devam
ettirmek istiyor.
2)
Başbakan
yardımcısı, ihracat artışını övdü. Gerçekte ise
ihracatın yüzde yetmişi ithal aramalı ve
hammaddedir. Yerli katma değer oranı düşüktür.
Kaldı ki, ithalat ve cari işlemler açığı ile
beraber değerlendirmek gerekir.
3)
Başbakan yardımcısı
Milli Gelirde Güncelleme yapıldıktan sonra
teşviklerin verileceğini ifade ediyor. Teşvik
verilmesini bir taviz olarak öne sürüyor.
4)
Hükümetin Yapısal
reformlarla ilgili doğrudan bir önlemi olmadığı
anlaşılıyor.
5)
Başbakan
yardımcısı, Milli Muhasebe sisteminde yapılan
yapılan, güncelleme ve düzeltmenin sihirli bir
değnek gibi görmekte ve cari açık , dış borç gibi
sorunlar bitmiştir diye ilan etti. Bu kadar fiktif
bir olayın sihirli değnek gibi her şeyi çözmesi,
iktisadi ajanları korkutmuştur.
Özet olarak , üç
bakanın konuşması beklentileri hedeflenenin
tersine olumsuz etkilemiştir.
|