|
KÜRESELLEŞMEDEN
prensip olarak tüm insanlığın fayda göreceği öne
sürüldü... Teorik olarak bu düşünce doğrudur...
Ancak iki temel altyapı olmalıdır...
Birisi, gümrüklerin, kotaların olmadığı, sermaye
gibi mal ve emeğin de serbest dolaşabileceği bir
dünya...
İkincisi ise, döviz kurlarında ve teşviklerle
rekabetin bozulmayacağı bir yasa...
Aslında, iktisatta Ricardo’nun çok bilinen
mukayeseli (Karşılaştırmalı) üstünlükler teorisi
bile, ticaret yapan iki ülkenin, ikisinin de kârlı
çıkabileceği bir ilişki ‘yi açıklamaktadır.
Bugünkü şekliyle, küreselleşme, rasyonel ve
“Ulusal İktisat Politikaları” uygulamayan
gelişmekte olan ülkelerin kan kaybına neden
olmuştur.
Örneğin biz, kur politikası nedeniyle, AKP
iktidarında 2003 başından bu güne kadar yaklaşık
120 milyar dolar civarında cari işlemler açığı
(Döviz gelir ve giderlerimiz arasında aleyhte
fark) verdik...
Bu durumda yapacağımız, küreselleşmeyi engellemek
elimizde olmadığına göre, küreselleşme sürecinden
nasıl karlı çıkacağımızı düşünmektir...
Türkiye’de Ulusal kelimesinden korkanlar var...
Ekonomide Ulusla kelimesi, diğer ülkeler ve
toplumlar karşısında, kendi ülkemizin ve
halkımızın çıkarlarını korumaktır... Sanayileşmiş
ülkelerin tamamı bunu yapıyor... Örneğin,
özelleştirmelerde veya uluslar arası ihalelerde,
Başkanlar, başbakanlar devreye giriyor.
Sorun kur politikasında
TÜRKİYE kur politikasında, özelleştirmelerde ve
üretim de milli olmayan politikalar
uygulamaktadır...
Örneğin, son beş yılda yabancı sermaye
yatırımları, hiç istihdam yaratmamış... Buna
karşılık gelen yatırım sermayesine yakın da kâr
transferi yapılmış.
Ulusal politika, Türkiye’ye uzun dönemli ve yeni
yatırım yapacak, yeni teknoloji getirecek...
İstihdam yaratacak yabancı sermayeli yatırımları
desteklemek, buna karşılık hazır ve kârlı
yatırımları ile devlet tekellerini alan,
spekülatif kâr peşinde koşan yabancı sermayeyi
sınırlamaktır.
Ulusal İktisat Politika, bu 120 milyar doları
dışarı kaptırmak yerine, içeride tarıma ucuz girdi
vermek, içeride üretilen ete sübvansiyon vermekte
kullanmaktır... Eğer milli tarım ve hayvancılık
politikamız olsaydı bu para hem Türkiye’de
kalırdı, hem de üreticinin eline para geçerdi...
Geçmişte, kapitülasyonlar belirli ülkeler için
verilmişti... Bu günkü kur politikası ile bu hak
ekonomik ilişkimiz olan tüm ülkelere
verilmiştir...
Yine, dün “Düyunu Umumiye İdaresi” Türkiye’den
alacaklı ülkelerden teşekkül etmişti... Bu gün
IMF, ister anlaşma olsun, isterse olmasın, tüm
gelişmiş ülkeler adına, Türkiye ‘de vergiler dahil
tüm ekonomiyi istediği gibi yönetmektedir. |