Prof. Dr. Esfender Korkmaz'ın web sitesine hoşgeldiniz

 
 


ANA SAYFA

 

BİYOGRAFİ

KONFERANSLAR

KİTAPLAR

TBMM FAALİYETLERİ

FOTOĞRAF GALERİSİ

 

CHP GENEL MERKEZ İSTANBUL ARAŞTIRMALAR FORUMU

 

KARS-ARDAHAN-IĞDIR


İktisat Fakültesi Mezun ve Mensupları Vakfı


İ.Ü. İktisat Fakültesi


E-Posta
 


 

 

 

 

 

 



 

 

 

TERCÜMAN gazetesi yazıları

 

11 Mayıs 2008 Pazar

 

Ekonomide körlük

MALİYE Bakanı, Antalya’da üniversiteler tarafından yapılmakta olan Maliye Sempozyumunda, borçların GSYH ‘ya oranının düştüğünü bu nedenle faiz dışı fazla oranını yüzde 42’den yüzde 3.5’ e çektiklerini söyledi. Faiz dışı fazla oranının düşmesini mali gevşeme olarak düşünenler “Ya hesap bilmiyor... Ya da dayak yememişler” dedi. Biz de yazılarımızda hükümetin 2007 yılında seçim ekonomisi uyguladığını ve bu nedenle faiz dışı fazla oranını düşürdüğünü söylemiştik.

Aslında AKP Hükümeti milli geliri bir gecede güncelleşme adıyla yüzde 31 artırdı. Milli gelir artınca borç yükü daha düşük çıkıyor. Ayrıca kur düşük olduğu için de milli gelir daha yüksek çıkıyor. Kaldı ki, borç yükünün ağırlığı, faizlere ve ödeme kapasitesine göre değişir.

Bunları Maliye Bakanı’na anlatmak mümkün değil... Zira Sayın Bakan’ın aklı karışık... Asırlık Maliye’nin de aklını karıştırdı... Bir bakıyorsunuz tanımadığınız bir sokakta sizinle ilgisi olmayan bir daire için vergi borcunuz çıkıyor.
Bir bakanın her şeyi bilmesi mümkün değil... Ancak bilmediklerini uzmanlardan öğrenir... Veya söylemez.

İktisat ve iktisatçı olmak

ASLINDA ekonomi, sosyal yaşamın bir parçasıdır... Herkes içinde olduğu bu yaşamı yorumlayabilir... Ne var ki ekonomi bu kadarla sınırlı değil... İçinde bulunduğumuz durum ve zamanda elimizdeki sonuçlar ve rakamlar, statik durumu yansıtır... Oysa iktisatta dinamik analiz farklıdır... Ekonomik konjonktürün nereye gideceğini ancak dinamik bir analiz içinde tahmin edebilirsiniz...

Ayrıca, iktisat politikalarının ve politika sonucu ortaya çıkan makro göstergelerin, sosyal fayda ve sosyal maliyetini de göz önünde bulundurmak, tahlil etmek gerekir.

İktisat politikaları iki tarafı kesen bıçak gibidir... Eğer ters tarafı daha çok kesmişse, o politikanın sosyal maliyeti, topluma verdiği zarar, getirdiği faydadan daha yüksek demektir.

Bu anlamda büyümeyi farklı yorumlayanlara Başbakan dahil bazı insanların tepki göstermesini bu açıdan değerlendirmek gerekir... Zira iktisat altyapısı olmayanların istikrarsız büyümenin cari açık, dış borç ve zengin- fakir farkının açılması gibi maliyetler getirdiğini anlamaları da mümkün değildir...

Kem söz sahibine aittir

ZATEN Atalarımız da “Kem (kötü) söz sahibinin” demişler...

Ekonomi yalnızca görünen rakamlar demek değildir... Örneğin, borçların Gayri Safi Milli Hasılaya oranı çok yüksek değildir... Ve fakat, vadeleri kısadır... Faizleri yüksektir...

Yine cari açık dış borç ve sıcak parayla kapatıldığı için olumsuz etkilerini hissetmiyoruz... Ancak ekonomide kırılganlık artıyor... Bu nedenle ciddi yabancı sermaye gelmiyor. Yerleşikler de Türkiye’de değil, Mısır’da yatırım yapıyor.

Eğer ekonomi bu kadar kolay olsaydı, o zaman ekonomi bilimine gerek kalmazdı... Bir iktisatçının, kalp ameliyatı için ahkâm kesmesi ne kadar yanlışsa, iktisat alt yapısı olmayanların da iktisat konusunda ahkâm kesmeleri o kadar yanlıştır.