|
MALİYE Bakanı,
Antalya’da üniversiteler tarafından yapılmakta
olan Maliye Sempozyumunda, borçların GSYH ‘ya
oranının düştüğünü bu nedenle faiz dışı fazla
oranını yüzde 42’den yüzde 3.5’ e çektiklerini
söyledi. Faiz dışı fazla oranının düşmesini mali
gevşeme olarak düşünenler “Ya hesap bilmiyor... Ya
da dayak yememişler” dedi. Biz de yazılarımızda
hükümetin 2007 yılında seçim ekonomisi
uyguladığını ve bu nedenle faiz dışı fazla oranını
düşürdüğünü söylemiştik.
Aslında AKP Hükümeti milli geliri bir gecede
güncelleşme adıyla yüzde 31 artırdı. Milli gelir
artınca borç yükü daha düşük çıkıyor. Ayrıca kur
düşük olduğu için de milli gelir daha yüksek
çıkıyor. Kaldı ki, borç yükünün ağırlığı, faizlere
ve ödeme kapasitesine göre değişir.
Bunları Maliye Bakanı’na anlatmak mümkün değil...
Zira Sayın Bakan’ın aklı karışık... Asırlık
Maliye’nin de aklını karıştırdı... Bir
bakıyorsunuz tanımadığınız bir sokakta sizinle
ilgisi olmayan bir daire için vergi borcunuz
çıkıyor.
Bir bakanın her şeyi bilmesi mümkün değil... Ancak
bilmediklerini uzmanlardan öğrenir... Veya
söylemez.
İktisat ve iktisatçı olmak
ASLINDA ekonomi, sosyal yaşamın bir parçasıdır...
Herkes içinde olduğu bu yaşamı yorumlayabilir...
Ne var ki ekonomi bu kadarla sınırlı değil...
İçinde bulunduğumuz durum ve zamanda elimizdeki
sonuçlar ve rakamlar, statik durumu yansıtır...
Oysa iktisatta dinamik analiz farklıdır...
Ekonomik konjonktürün nereye gideceğini ancak
dinamik bir analiz içinde tahmin edebilirsiniz...
Ayrıca, iktisat politikalarının ve politika sonucu
ortaya çıkan makro göstergelerin, sosyal fayda ve
sosyal maliyetini de göz önünde bulundurmak,
tahlil etmek gerekir.
İktisat politikaları iki tarafı kesen bıçak
gibidir... Eğer ters tarafı daha çok kesmişse, o
politikanın sosyal maliyeti, topluma verdiği
zarar, getirdiği faydadan daha yüksek demektir.
Bu anlamda büyümeyi farklı yorumlayanlara Başbakan
dahil bazı insanların tepki göstermesini bu açıdan
değerlendirmek gerekir... Zira iktisat altyapısı
olmayanların istikrarsız büyümenin cari açık, dış
borç ve zengin- fakir farkının açılması gibi
maliyetler getirdiğini anlamaları da mümkün
değildir...
Kem söz sahibine aittir
ZATEN Atalarımız da “Kem (kötü) söz sahibinin”
demişler...
Ekonomi yalnızca görünen rakamlar demek
değildir... Örneğin, borçların Gayri Safi Milli
Hasılaya oranı çok yüksek değildir... Ve fakat,
vadeleri kısadır... Faizleri yüksektir...
Yine cari açık dış borç ve sıcak parayla
kapatıldığı için olumsuz etkilerini
hissetmiyoruz... Ancak ekonomide kırılganlık
artıyor... Bu nedenle ciddi yabancı sermaye
gelmiyor. Yerleşikler de Türkiye’de değil,
Mısır’da yatırım yapıyor.
Eğer ekonomi bu kadar kolay olsaydı, o zaman
ekonomi bilimine gerek kalmazdı... Bir
iktisatçının, kalp ameliyatı için ahkâm kesmesi ne
kadar yanlışsa, iktisat alt yapısı olmayanların da
iktisat konusunda ahkâm kesmeleri o kadar
yanlıştır. |