|
CHP’NİN parti tüzüğüne göre, il ve ilçe
kongrelerinde başkanlığa aday olabilmek için ve
genel başkanlığa aday olabilmek için, üye tam
sayısının en az yüzde yirmisinin yazılı önerisi
gerekir.
Tüzüğün bu maddesi, bazıları tarafından anti-
demokratik bulunuyor. Hele hele her zaman
demokrasiyi gerçek anlamında yorumlama birikimine
sahip, Oktay Ekşi’nin tüzüğün bu maddesine
“Faşizan demeye dilim varmıyor” şeklindeki tek
yanlı yorumu, aslında genel başkan adayını yüzde
20 imzayla önermenin ne kadar gerekli olduğunu da
zımni olarak ortaya koymuş oluyor.
1) Bir siyasi partide genel başkan olabilmek için,
asgari bir mutabakat olması gerekir. Aksi halde
kongreler ve kurultay kendi reklamını yapmak
isteyenlerin, şov yapmak isteyenlerin ve partiye
zarar vermek isteyenlerin arenası olur.
Geçmişte CHP’nin genel başkan aday aboneleri
vardı. Bunlar her seçimde genel başkan adayı olup,
bir veya iki oy alırlardı. Bunların içinde gece
kulüplerinde skandal yaratanlar, işi gücü partiye
zarar vermek olanlar da vardı.
Bu gibiler aday olduklarından konuştuklarını bir
kısım medya organları ciddiye alırlardı. Bir kısım
medya organları da CHP’ye zarar vermek için
kasıtlı olarak bunların konuştuklarını yayınlardı.
Bu yol geçmişte partiye zarar vermenin organize
bir yolu olarak çok kullanıldı.
2) AKP’de de genel başkanlık için belli sayıda bir
üye önerge veriyor. Bu güne kadar CHP’yi
antidemokratik bulanlar AKP için bu durumu hiç
tartışmadılar.
CHP’nin arkasından dolaşmak
3) İnsan ben merkezlidir. Örgüt içinde istediği
yere gelemeyenler veya geldiği halde bu işi layiki
ile yürütemeyenler kendi yanlışlarını görmezler.
Bu gibiler partiyle ilgisi olmayan ve fakat
medyatik olan bazı profesörleri veya işadamlarını
aday göstererek, yenilgilerinin öcünü almak
istiyorlar. Böyle adayların örgüt tarafından
benimsenmesi mümkün değildir. Zaten hedefte örgütü
rahatsız etmektir. Bu işlere âlet olanlar, beşte
bir imza olmasaydı, doğrudan adaylaşacaktı.
4) CHP’nin demokratik yapısı, hukuk tarafından da
tescillidir. Beşte bir imzanın iptali için, parti
içinde yargıya gidenler kaybetmiştir. Böylece
beşte bir imzayla genel başkan önermenin, hukuk
yoluyla da demokratik olduğu tescil edilmiştir.
Kamuoyu, hukukun demokratik bulduğu bir yolu, bazı
yazar - çizer arkadaşların neden anti demokratik
bulduklarının altında başka gerekçeler aramaz mı?
5) Genel başkan adayını belirlemek için önerge
verenlerin belirlenmesi ve imzaların doğruluğunun
tespitinin divan önünde yapılması kadar doğal bir
uygulama yoktur. Meclis Genel Kurulu’nda verilen
önergeler imzalı da olsa, Meclis Başkanı ad
okuyarak bu önerge sahiplerini tek tek tespit
ediyor.
6) Sondan bir önceki Parti Meclisi toplantısında
bazı arkadaşlar (muhalif gurup olarak öne
sürülenler), kurultayın ertelenmesi için önerge
verdi. Parti meclisi ertelemedi. Buna rağmen
kurultayın geç yapıldığını söylemek insaf
sınırlarını zorlamıyor mu? Kaldı ki, Kurultay’a
gidiş sürecinde, il ve ilçe delege seçimleri
aşamasında yapılan birçok itiraz da yargı
denetiminden geçmiştir.
Demokrasi topluma zarar vermek değildir
7) Demokrasi, herkesin istediğini yapması demek
değildir. Aksi halde hem demokrasi kendi kendini
yok eder... Hem de topluma zarar getirir. Türban
ve federasyonu demokratik hak olarak görmek,
ülkeyi kaosa sokar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
de türbanı demokratik bir hak olarak görmedi.
Tersine demokrasiye zarar vereceğini kabul etti.
8) Toplum CHP ve Genel Başkanı Deniz Baykal’a laik
demokratik cumhuriyeti koruma ve kollama misyonu
yüklemiştir. Bu anlamda Baykal genel başkanlık
ötesinde Türkiye’de liderlik vasfı kazanmıştır.
Eğer CHP ve Baykal olmasaydı, irticanın hangi
boyutta olacağını hiç düşündünüz mü? Dikkat
edelim... Bu misyonu bozmak isteyenlerin oyununa
gelmeyelim.
|