Prof. Dr. Esfender Korkmaz'ın web sitesine hoşgeldiniz

 
 


ANA SAYFA

 

BİYOGRAFİ

KONFERANSLAR

KİTAPLAR

TBMM FAALİYETLERİ

FOTOĞRAF GALERİSİ

 

CHP GENEL MERKEZ İSTANBUL ARAŞTIRMALAR FORUMU

 

KARS-ARDAHAN-IĞDIR


İktisat Fakültesi Mezun ve Mensupları Vakfı


İ.Ü. İktisat Fakültesi


E-Posta
 

 



 

 



 

 

 

TERCÜMAN gazetesi yazıları

 

22 Nisan 2008 Salı

 

Bu hükümet IMF'siz yapamıyor

İLGİLİ Bakan’ın açıklamasına göre, bu hükümet varken IMF’den kurtulmak zor olacak. Üç yıllık stand- by düzenlemesi mayısta sona eriyor...

Stand- by düzenlemesi sona erdikten sonra, IMF ile ilişki bitmeyecek. Yakın izleme dönemi başlayacak. Hükümet yeni bir stand- by düzenlemesi yapmak istediği de söylüyor. Bu yeni düzenleme “İhtiyari stand- by düzenlemesi” şeklinde olacak.

Normal stand- by düzenlemesi ile ihtiyati stand- by düzenlemesi arasında fazla bir fark yoktur... İkincisinde kredi dilimi serbest bırakıldıktan sonra Türkiye’nin bu krediyi kullanıp - kullanmamakta serbest olmasıdır.
İhtiyari stand- by’ın belki daha kötü tarafı, krediyi kullandığında Türkiye’nin sıkıştığı gibi bir imajın oluşmasıdır.

IMF ne yaptı?


2000 yılından beri IMF ilişkilerinden çıkan sonuç şudur:

·  IMF, Türkiye’nin uzun dönemli büyümesi ve toplumun kalkınmasıyla ilgilenmiyor... Kısa dönemde yangının diğer ülkelere yayılmasını önlemeye çalışıyor.

l IMF’nin önerdiği politikalar kısa dönemlidir. Üstelik bu politikalar uzun dönemli kalkınma politikaları ile uyumlu değildir.

IMF, adından da anlaşılacağı gibi bir fondur..Uluslararası Para Fonu... Türkiye de bu fonun ortağıdır..1944’de temeli atılan bu fona verilen görev, dünyada para ve kur istikrarını korumaktır..Para ve kur istikrarını korumak içinde uzun dönemli ekonomik istikrar gözetilmelidir. IMF’nin yanlışı buradadır... Uzun dönemli istikrar göz ardı edildiği için, gelişmekte olan ülkeler krizlerden kurtulamıyor.

IMF 150’den fazla ortağı olan bir fondur. Bu fon üye devletlerin üstünde değildir... IMF’nin verdiği krediler de bu devletlerin fondaki payları ve devletlerin fondaki payları adına alınan borçlardır.

Görevi kötüye kullandılar


BU uygulamalardan IMF görevini kötüye kullanıyor sonucu çıkmaktadır.
IMF ile ilgili ikinci sorun, 7 sanayileşmiş ülkeye ait hissenin fondaki paylarının yarıdan fazla olmasıdır... Bu nedenle en büyük hisseye sahip ABD, IMF’ye her zaman direktif vermektedir. ABD ise direktiflerinde, kendi ilişkilerinin etkisinde kalmaktadır. Bu durum da IMF’nin kuruluş felsefesine aykırıdır.. IMF’nin objektif şartlarda çalışmasını engellemektedir.

Nihayet yaklaşık yarım asır önce kurulan IMF, küreselleşme sürecinde yetersiz kalmıştır. 1944 şartları ile bugünkü şartlar çok farklıdır. Bugün dünyada sermaye hareketleri hızlanmıştır. Finans kesimi büyümüştür. Gelişmekte olan ülkelerin dış borç sorunu çıkmıştır. IMF yerine daha etkili ve çağdaş bir organizasyon gerekmektedir.

Sonuç olarak Türkiye’nin IMF’ye muhtaç olması yanlıştır. IMF’nin ise zordaki ülkelere karşı patron gibi davranması daha da yanlıştır.