|
2008 MALÎ YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE
KANUNU TASARISI İLE
2006 MALÎ YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU
TASARISI’NIN PLAN
VE BÜTÇE
KOMİSYONU GÖRÜŞME
TUTANAKLARI
BAŞKAN: Sait AÇBA (Afyonkarahisar)
BAŞKANVEKİLİ: Mehmet Altan KARAPAŞAOĞLU (Bursa)
SÖZCÜ : Hasan Fehmi KİNAY(Kütahya)
KÂTİP : Süreyya Sadi BİLGİÇ (Isparta)
------------O----------
31.10.2007
İ Ç İ N D E K İ L E R
-
BAŞBAKANLIK
- Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı
- Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği
- Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı
- Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkanlığı
- Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığı
- Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü
- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü
- Özürlüler İdaresi Başkanlığı
- Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü
- Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
S Ö Z A L A N L A R
BİRİNCİ
OTURUM
Nazım EKREN Devlet Bakanı
Başbakan
Yardımcısı
İstanbul
Nimet ÇUBUKÇU
Devlet
Bakanı
İstanbul
Mustafa Said YAZICIOĞLU
Devlet
Bakanı
Ankara
Mustafa ÖZYÜREK
İstanbul
Necdet ÜNÜVAR
Adana
Ferit Mevlüt ASLANOĞLU
Malatya
Cahit
BALCI
Çorum
Esfender
KORKMAZ
İstanbul
Erkan AKÇAY
Manisa
Hasip KAPLAN
Şırnak
Mehmet GÜNAL
Antalya
Faik ÖZTRAK
Tekirdağ
Mustafa KABAKCI
Konya
Mustafa
KALAYCI
Konya
İKİNCİ
OTURUM..
Mehmet
YÜKSEL
Denizli
Mehmet Akif HAMZAÇEBİ
Trabzon
Ali Osman SALİ
Balıkesir
Bülent
BARATALI
İzmir
Mustafa ÖZBAYRAK
Kırıkkale
Emin Haluk
AYHAN
Denizli
Gürol
ERGİN
Muğla
Mustafa ÖZBAYRAK
Kırıkkale
Gültan KIŞANAK
Diyarbakır
Halil AYDOĞAN
Afyonkarahisar
Mustafa ÖZYÜREK
Mersin
Nevin Gaye ERBATUR
Adana
Harun ÖZTÜRK
İzmir
SORULAR...................................................................................................
Münir KUTLUATA
Sakarya
Gürol ERGİN
Muğla
Mustafa
KALAYCI
Konya
Mehmet GÜNAL
Antalya
Erkan AKÇAY
Manisa
Alaattin BÜYÜKKAYA
İstanbul
Hasip KAPLAN
Şırnak
Mustafa ÖZBAYRAK
Kırıkkale
Nazım EKREN Devlet Bakanı
Başbakan
Yardımcısı
İstanbul
Nimet ÇUBUKÇU
Devlet
Bakanı
İstanbul
Nazım EKREN Devlet Bakanı
Başbakan
Yardımcısı
İstanbul
Mustafa Sait YAZICIOĞLU
Devlet
Bakanı
Ankara
MADDELER.....................................................................................................................
Söz sırası İstanbul
Milletvekilimiz Sayın Esfender Korkmaz’da.
Buyurun efendim.
ESFENDER KORKMAZ
(İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli Bakanlar,
değerli üyeler, değerli bürokratlar ve basın
mensupları, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Efendim, benim
seçimler sırasında karşılaştığım ve çok tepki
gördüğüm, tepkisini aldığım Diyanet İşleri bütçesi
ve Diyanet İşlerinin organizasyonu hakkında
yalnızca görüş bildirmek istiyorum. Bunun,
söylediğim gibi, bir gerekçesi kamuoyunu çok
yakından ilgilendiriyor. İkinci gerekçesi,
özellikle Alevi-Bektaşi inancına sahip
vatandaşların –ki bunların sayısı 10 milyona
ulaşıyor- Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonu
içerisinde yer almamış olmaları, bunların inancına
Diyanet İşleri Başkanlığının, Diyanet İşleri
organizasyonunun hizmet götürmüyor olması.
Şimdi, bu konularda
aldığım tepkileri bazı görüşler olarak ve öneriler
olarak arz etmek istiyorum: Efendim, şimdi,
biliyorsunuz, -ben Alevi-Bektaşi değilim ama inanç
özgürlüğüne, düşünce özgürlüğüne inanan bir
insanım- 10 milyona ulaşan bu insanların
inançlarına devletin hizmet götürmemiş olmasının
aslında devlet için de, hükûmet için de, toplum
için de önemli bir eksiklik olarak kabul edilmesi
gerekiyor. Şimdi, bu insanlar hepimiz gibi vergi
veriyor, vatandaşlık görevlerini yerine getiriyor,
ancak devletten inançlarıyla ilgili yeterli ve
gerekli hizmeti alamıyorlar. Bu durum Anayasa’nın
10’uncu maddesine aykırıdır. Çünkü Anayasa’nın
10’uncu maddesinde diyor ki: “Herkes dil, ırk,
renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din
mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin
kanun önünde eşittir.” Şimdi, burada Diyanet
İşleri Başkanlığının organizasyonunun da bu
10’uncu maddeye göre yeniden organize edilmesi
gerekiyor.
Şimdi, bu inanç için,
bu inanç sahipleri için yahut da bu yoldaki
kuruluşlar için ayrılan kaynaklar ve verilen
hizmetlere bakarsak Anayasa’nın bu maddesine
rağmen söz konusu 10 milyon insanın inancı âdeta
yok sayılmaktadır. Yani, burada devlet ya din
işleriyle uğraşmasın, bu hizmetler inanç sahipleri
tarafından fahri olarak yapılsın veya tüm inanç
sahiplerine hizmet sunulsun. Bu anlamda Diyanet
İşleri Başkanlığı Alevi ve Bektaşi kesimini de
kapsayacak şekilde yeniden organize olmalıdır. Bu
organizasyonu sağlayacak yasa çıkıncaya kadar veya
karar alınıncaya kadar da 2008 yılı bütçesine
Alevi-Bektaşi inancı için yasa gereği, bütçe
yasası gereği, yani bütçe yasası içerisinde ilave
ödenek konulmalıdır. Aslında, Anayasa’nın Diyanet
İşleri Başkanlığını düzenleyen 136’ncı maddesi de
“laiklik ilkesi doğrultusunda bütün siyasi görüş
ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe
dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek görevini
yapar.” şeklindedir. Burada laiklik ilkesi
doğrultusunda pekâlâ yasa çıkmasa da bu hizmetin
verilebileceği doğrudur, verilmesi gerekir.
Şimdi, bu anlamda bazı
öneriler sunmak istiyorum. Bir defa Diyanet İşleri
Başkanlığının yeniden yapılanması ile her yıl
merkezî yönetim bütçesine Alevi-Bektaşi
vatandaşların inançlarının gerektirdiği kadar ve
şekilde ödenek konulmalıdır. İki: din derslerinde
Alevilik ve Alevi-Bektaşi felsefesi de
öğretilmelidir. Üç: Alevi-İslam inancı, insana
saygıyı ve barışı ön planda tutmaktadır. Bu
anlamda, söz konusu öğreti, ülkede birliği ve
beraberliği pekiştiren bir öğreti olacaktır. Dört:
Bütçeye Alevi-Bektaşilerle ilgili olarak ödenek
konulması devletin tarafsızlığı ve laiklik için
bir gösterge olacaktır. Sünni-Alevi arasında
devletin örnek olmasıyla daha çok yakınlaşma
sağlanacaktır. Beş: Alevilerin geleneklerini
yaşattıkları iyi ve kötü günde bir araya
geldikleri cemevleri için devlet arsa tahsisi
yapmalı ve bu inanca sahip olanlardan din
görevlisi tayin etmelidir. Altı: Alevilik için de
cemevlerinde çalışacak din görevlileri için lise
düzeyinde meslek okulları veya imam hatip
liselerinde ayrı şubeler açılmalıdır. Yüksek
öğrenim düzeyinde de tasavvuf ilimleri bölümleri
açılarak bu inanca ait araştırma ve eğitim
yapılmalıdır. Yedi: Alevilerin saz ve semah
gelenekleri Türk halk geleneğidir. Bu gelenek
Alevilik inanç ve kültürünün taşıyıcı
unsurlarından birisidir. Bu nedenle TRT’de
Alevi-İslam tanıtımına yer verilmelidir. Saz ve
semah kültürü TRT radyo ve televizyonlarında
yayınlanmalıdır.
Sonuç olarak devlet
din için ya bütçeden hiç pay vermemiş olsa, yani
bütçeden pay verilmemiş olsa din için kimse itiraz
etmez, ancak, madem veriliyor, şimdi Alevi-İslam
inancının din ve inanç ihtiyaçları için de bu
şekilde bütçeden pay verilerek yaşatılmasıyla 10
milyon insanımızın şimdiye kadar verilmemiş
hakkını vermiş olacağız. Devletin tarafsızlığı,
laikliğin korunmasında olumlu bir imajın ortaya
çıkmasını sağlayacağız.
Teşekkür eder,
saygılar sunarım.
BAŞKAN – Sayın
Korkmaz’a teşekkür ediyoruz.
………………………
Sayın Korkmaz’ın pek
çok sorusu oldu. Kendisi de yok herhâlde burada.
ESFENDER KORKMAZ
(İstanbul) – Buradayım.
DEVLET BAKANI MUSTAFA
SAİD YAZICIOĞLU (Devamla) – Evet, buradadır Sayın
Korkmaz.
Tabii, din derslerinde
Alevilik konusu, konu gündemdedir, Millî Eğitim
Bakanlığının ilgi alanındadır. Bildiğim kadarıyla,
Millî Eğitim Bakanlığı müfredatlarda bu konuyla
ilgili düzenlemeler yapıyor, şayet bir eksiklik
varsa, o tekrar gözden geçirilip gerekli
düzenlemeler de yapılabilir.
Diyalog konusundan
bahsetti. Diyalog konusu tabii ki çok önemli.
Başka din mensuplarıyla -ifade ettim- diyalog
yapan bir kurum, kendi insanlarıyla çok rahat
diyalog yapmalıdır, yapabilmelidir ve yapacaktır.
Dolayısıyla, bu da çözüme katkısı olacak bir
davranıştır.
Cemevleri için arsa
tahsisi konusunda sıkıntı olup olmaması durumunu
bilemiyorum, mevzuattan kaynaklanan bir şeyler
varsa onu bilemem, ama nasıl cami yeri için
dernekler aracılığıyla bir yer alınıyorsa,
cemevleri için de mutlaka alınabilmelidir,
herhâlde alınıyordur. Mevzuat çerçevesinde bir
sıkıntı varsa, onlar da herhâlde giderilir.
Devletin bütçesinden
din hizmetlerine yapılan harcamalar söz konusu
oldu. Tabii, bu bizim sistemimiz değerli
arkadaşlar, Diyanet İşlerinin kuruluşu,
imparatorluktan Türkiye Cumhuriyetine geçildiği
zaman, Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş
önemli ve ciddi bir kurumumuzdur, Diyanetin yapısı
içerisinde o günden bugüne yer alagelmiştir. Bu
tür bir yapılanmanın laiklik anlayışıyla, Batı
tarzı laiklik anlayışıyla ne ölçüde, daha doğrusu
Fransız türü laiklik anlayışıyla ne ölçüde
bağdaştığı zaman zaman tartışma konusu olur, iç
kamuoyunda da olur, dışarıdaki bazı mihraklarda da
olur, özellikle Avrupa Birliği bağlamında da bu
konu tartışılır, ama Türkiye kendine has bir metot
geliştirmiştir. Bu metodun sıkıntıları da vardır,
bu üslubun sıkıntıları da vardır. Bunları biz
zaman zaman tartışıyoruz, bundan sonra da
tartışmaya devam edeceğiz. Daha olumlu, daha
pozitif bir noktaya katkıda bulunacağına
inanıyorum bu tartışmaların. Yani, hiçbir zaman
ideal bir noktaya geldik, artık bundan sonra
tamamdır anlayışı söz konusu değildir.
……….
|