|
DÜN Meclis'ten
çıkan yap- işlet devret modeline, trafiği yoğun
karayollarının yapılması da dahil edildi.
Trafiği yoğun karayolu, gişeleri olmayan, paralı
olmayan karayolunu ifade ediyor. Paralı karayolu
veya tünel yapan bir yatırımcı, turnikesini de
kuruyor. On veya on beş yıl gibi bir süre geçen
araçlardan para alıyor. Bu yolla yatırım bedelini
ve kârını zaman içinde tahsil etmiş oluyor. Geçen
araç sayısı çok ise, daha fazla kâr ediyor. Az
olursa daha az kâr ediyor. Yani talep riski
kendine ait olmuş oluyor.
Örneğin Göcek Tüneli yatırımcı tarafından 15 yıl
işletme hakkıyla yapılmıştır. Tüneli yapan talep
riskini de yüklenmiştir.
Araç sahipleri eski yolun geçtiği dağı dolanmaktan
ötürü uğrayacakları amortisman ve akaryakıt
giderinden daha az bir parayla tüneli
geçmektedirler. Ortaya zaman tasarrufu
çıkmaktadır. Toplum için ilave bir maliyet yoktur.
Devletin ve piyasanın işlerliğini de bozmuyor.
Çünkü risk yatırım yapana aittir.
Daha çok araç geçerse kârı artar.
Trafiği yoğun karayolunun yap işlet- devret
modeliyle yapılmasında ise riski devlet
yükleniyor. Geçecek araçlar tahmini hesaplanıyor.
Ücretini "katı payı" adı altında devlet ödüyor.
Kârı yatırımcıya, zararı halka
1) Oysa ki yap-işlet-devret modelinde temel
yaklaşım, yatırım yapanın riskini de
yüklenmesidir. Piyasa ekonomisinin temel yaklaşımı
da budur. Bu nedenle Türkçe'de "kâr - zararın
kardeşidir" deniliyor.
Trafiği yoğun karayolunun yap-işlet-devret yoluyla
yapılması halinde, talep riski tamamen
devletindir. Yani halkındır. Çünkü tasarıya göre
geçen araç sayısı tahmin yoluyla bulunacak. Devlet
her araç başına bir katkı payı ödeyecektir.
2) Özel sektör devlete geçen araç sayısının daha
fazla tahmin edilmesi için baskı yapacaktır. Bu
durum her zaman yolsuzluk ve istismarlara neden
olacaktır. Devlet ve özel sektör ilişkilerinde de
açık kapı bırakmak, ekonomik düzeni her zaman
bozma riski taşır.
3) Devletin geçen araç başına yatırımcıya bir
katkı payı ödemesi, haksızlığa ve gelir
dağılımında bozulmaya neden olacaktır. Zira
trafiği yoğun karayolundan geçen araçların geçiş
ücretini kendileri değil, halkın vergisiyle devlet
ödeyecektir. Lüks arabanın geçiş ücreti katkı payı
olarak asgari ücretlinin ödediği KDV ile
verilecektir.
Borçlanmada hülle
4) Karayolunun devlete olan maliyeti daha yüksek
olacaktır. Eğer bu karayolunu devlet borçlanarak
yapsaydı, bunun için yalnızca faiz ödeyecekti.
Oysaki özel sektör yapacağı fizibilite için hem
faiz, hem de kâr koyacaktır. Yatırımın bu günkü
değerini hesaplamak için kullanılan iskonto oranı
devletin borçlanma faizinden yüksek olacaktır.
Bu durum devletin daha pahalıya ve gizli
borçlanması demektir.
5) Muhtemeldir ki trafiği yoğun karayolunun
yapılması da yabancı sermayeye, daha büyük
olasılıkla Kuveyt veya başka bir Arap ülkesi
sermayesine verilecektir.
Bizim gibi ülkelerdeki özelleştirme ve altyapı
yatırımları, küresel sermayenin iştahını
kabartmıştır.
Bu nedenle küreselleşme ideolojisi, bizim gibi
ulusal politikaları olmayan ülkeler için bir
tuzaktır. Küreselleşme yalnızca spekülatif
sermayenin önünü açmıştır. Uzun vadeli risk alacak
yabancı sermaye yatırımlarına, küreselleşme
sürecinden önce de tüm ülkeler avantaj
sağlamaktaydı.
Türkiye küreselleşme sürecinden en zararlı çıkan
ülke olmuştur. Bizim cari açığımız kadar, ekonomik
ilişki içinde olduğumuz ülkelere kaynak transfer
etmiş oluyoruz.
6) Fiyatlamanın yapılmasının zor olduğu trafiği
yoğun karayolu gibi altyapı yatırımlarının yerli
veya yabancı sermayeye verilmesi, hem devletin,
hem de piyasanın da yapısını bozmaktadır. Devletin
zayıflamasına neden olmaktadır.
AKP devleti zayıflattı
SON yıllarda devletin ekonomideki yeri daraldı.
Optimal sınırın altına indi.
Piyasa ekonomisine işlerlik kazandırmak, devleti
ortadan kaldırmakla olmaz. Tersine altyapıyı,
doğal tekelleri, sosyal faydası olan mal ve hizmet
üretimini devlet yapmalıdır.
Bu takdirde, özel yatırımların da önü açılacaktır.
Ayrıca devlet güçlü olursa, piyasa ekonomisinde
rekabet şartlarını daha güçlü yaratır. Engelleri
ortadan kaldırır.
Özetle, temel sorun devletin ekonomideki yerini
optimal düzeyde tutmaktır. Görüşülmekte olan
tasarı, yap- işlet- devret modelini sulandırmakla,
devletin ekonomideki yerini de çarpıtmaktadır. |